İşsizlik için çözüm...

İşsizlik için çözüm...
banner206

Türkiye’de çalışma saatlerinin çok fazla olduğunu söyleyen Doç Dr. Mevlüt Tatlıyer, “İstihdamın artması ve işsizliğin düşmesi için iki yol var. Birincisi, tam zamanlı çalışanların daha az saat çalışması, ikincisi ise kısmi zamanlı işlerin artırılması” dedi.
Türkiye’de annelik izni süresinin de OECD ülkelerine göre çok az olduğunu belirten Tatlıyer, “Ücretli annelik izni düzeyi de çok düşük. Kadınların istihdam düzeyini destekleyecek en temel husus bu. O zaman bizim annelik izin süresini uzatmamız gerekiyor ve ücretli kısmı da uzatmamız gerekiyor” diye konuştu.

Türkiye son 17 yılda Cumhuriyet tarihinin en önemli atılımlarına sahne oldu. Büyük yatırımlar, dev projelerin ardı ardına yapıldığı bu dönemde en büyük gelişme ise ekonomide yaşandı. Küresel güçlerin dayatmalarına rağmen 2023’te dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasına girme hedefine adım adım ilerleyen Türkiye, toplumsal refahın artırılması noktasında önemli mesafe kat etti. Tüm bu gelişmelere rağmen istihdamın artırılması ve işsizlik oranının düşürülmesi konusunda istenilen düzeye ise henüz ulaşılamadı. Dönemsel olarak düşüşler yaşansa da işsizlik oranında ciddi bir değişim olmadı.

‘TÜRKİYE 5’İNCİ SIRADA’

Türkiye’de, çok basit bir şekilde söylemek gerekirse beş kişinin yapması gereken işi üç kişi yaptığını söyleyen Tatlıyer, “Dünyada verimlilik artışı ile birlikte ülkeler işsizlikle mücadele edebilmek için hep çalışma saatlerini düşürdüler. Biz bu trendin dışında kaldık. Türkiye’de haftalık resmi çalışma süresi 45 saat, diğer birçok ülkede 40 saat, bu birincisi. İkincisi, fiili çalışma süresinde durum daha kötü. Türkiye dünyada aşırı çalışmanın en yoğun olduğu 5. ülke konumunda. İlk dört ülke Afganistan, Bangladeş, Myanmar ve Vietnam. Türkiye bunların arkasından geliyor” dedi.

'ÇALIŞMA SAATLERİ ÇOK FAZLA’

Türkiye’de çalışma saatleri noktasında çok uç bir durumda olduğunu kaydeden Tatlıyer, “Türkiye’de haftada 48 saatten fazla çalışan erkeklerin oranı yüzde 44, kadınların oranı ise yüzde 30 civarında. AB ülkelerinde bu oran yüzde 15,7 ile 6,2. Fazla mesaiye kalma oranı Türkiye’de erkelerde üçte iki, kadınlarda yarı yarıya. AB ülkelerinde erkelerde üçte veya dörtte bir, kadınlarda daha da az. Fazla mesaiye kalma süresi Türkiye’de diğer ülkelere kıyasla çok daha yüksek. Fazla mesailerin ödenme oranı diğer ülkelerde yüzde 80-90’larda. Türkiye’de ise fazla mesaiye kalıp da bunun karşılığında mesai ücreti alanların oranı yarıdan bile az. Kısaca, Türkiye’de haftalık resmi ve fiili çalışma süreleri diğer ülkelerden çok daha uzun, aşırı çalışma ve mesaiye kalma çok daha yaygın ve fazla mesailerin ödenme derece çok daha düşük. Bunun doğal bir sonucu olarak da iş yoğunluğu diğer ülkelere oranla çok daha fazla” diye konuştu.

‘İSTİHDAM PAYLAŞIMI YOK’

OECD ülkelerinde çalışma süreleri uzadıkça işsizlik oranının arttığının görüldüğünü belirten Tatlıyer, “Bu grafik çok net bir şekilde gösteriyor. Bu ne demek; işi paylaşmamışsınız, istihdamı paylaşmamışsınız bu yüzden işsizlik var demek. Çalışma süresinin azalması için ne yapılması gerek. Bunun için sadece tam zamanlı işleri düşünmemek lazım. Bu durumda yapılması gereken iki yol var; birincisi tam zamanlı çalışanların daha az saat çalışması, ikincisi ise kısmi zamanlı işlerin artırılması” ifadelerini kullandı.

‘ÇÖZÜM KISMİ ZAMANLI İŞLERDE’

Tatlıyer şöyle devam etti: “Türkiye’de istihdamın artması ve işsizliğin azalması için yapılması gerekenler ilk önce toplumsal normlarımızın, anlayışımızın, istihdama bakışımızın düzelmesi gerekiyor. Ve bu olduktan sonra da birincisi haftalık resmi çalışma süresi 45 saatten 40 saate düşmesi gerekiyor, diğer ülkelerde olduğu gibi. İkincisi, bu indirim kağıt üzerinde kalırsa yetmiyor, yine bir işe yaramaz. Aşırı çalışmanın normal düzeylere çekilmesi gerekiyor. Kısmi süreli işlerin de yaygınlaşması gerek.

Türkiye’de genç işsizliğin en temel sebebi gençlerin çalışabileceği yeteri kadar yarı zamanlı işin olmamasıdır. Genç işsizliğin çözümü kısmi zamanlı işlerdir. OECD ülkelerinde kısmi süreli işler arttıkça kadınların istihdama katılımı artıyor ve gençlerin işsizlik oranı düşüyor. Yani bu şu demek kısmi süreli işler tam zamanlı işlerin alternatifi değil, kısmi süreli işler ekstradan ortaya çıkan işler. Genel eğilim bu yönde şu anda dünyada. Çalışma saati sürelerinin düşürülmesi ve kısmi süreli işlerin artması önemli.

Bu hem kadın istihdamını, hem genç istihdamını arttırıyor. Ayrıca hem genç işsizliği, hem de genel işsizliği düşürüyor. Türkiye’de bugün normal işsizliğin ortalama yüzde 10-11 olduğunu düşünürsek, sırf bu yöntemle biz çok rahat bir şekilde bu oranı yüzde 6-7’ye düşürürüz. Şöyle bir örnek vereyim; İngiltere’de işsizlik bugün yüzde 4 oranında. Eğer İngiltere’de kısmi süreli işlerin sayısı Türkiye’deki kadar az olsaydı, İngiltere’de bugün işsizlik yüzde 11 olacaktı.”

VERİMLİLİK VE GELİR ARTACAK

Türkiye’de aylık ücretlendirmelerden saatlik ücretlendirmelere geçilmesi gerektiğini kaydeden Tatlıyer, “Asgari ücrette ücretlerin ay üzerinden belirlenmesi yerine saat üzerinden belirlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Şimdi bu saatliğe geçtiği zaman ücretler nasıl olacak? Mesela diyelim ki resmi çalışma süresi 45’ten 40’a düştüğü zaman yüzde 11 civarında bir düşüş yaşanmış oluyor. Bu noktada sabit bir saatlik ücret çalışma saatlerinin düştüğü bir versiyonda maliyetleri hiçbir şekilde arttırmaz. Bu o zaman şu anlamda önemli, saatlik ücret prensibi aslında maliyetlerdeki artışı sınırlayan bir şey olacak. Fakat bu yüzde yüz uygulanabilir yani maliyetlerdeki her şeyi tabi ki sıfırlamayacak, böyle bir şey mümkün değil çünkü. Ancak daha az çalışma saatleri gerçek anlamda iş yaşam insanların dengesini daha iyi sağlamalarına yardımcı olacak; daha mutlu, huzurlu olmalarına neden olacak. Verimliliklerinde de ciddi bir artışın ortaya çıkmasına neden olacak ve bu da aslında maliyetlerdeki artıştan belki daha yüksek düzeyde bir verimlilik artışıyla firmaların finansal durumlarını daha pozitif hale getirecek” dedi.

İŞ VE AİLE DENGESİ

Tatlıyer, “Çalışma saatleri Almanya gibi ülkelerde 1950’lerden bu yana neredeyse yüzde 50 azaldı. Almanya’da bugün birçok sanayi sektöründe haftalık çalışma saati 35 saat ve daha az; bu insanlar çok verimli bir şekilde çalışıyor. Şunu demeye çalışıyorum; özel sektörde sen bir insana akşam sekize dokuza kadar çalış dediğin zaman o insan evine gidiyor yemeğini yiyor, uyuyor ve sabah kalkıyor. Bu insan artık ertesi gün öğlene kadar ne kadar verimli çalışabilir ya da gün boyu ne kadar verimli çalışabilir? Bu gerçekten çok büyük bir soru işareti. Türkiye’de bu ciddi bir problem. İnsanlar yeterince uyuyamıyor, yeterince aileleriyle vakit geçiremiyor, özel hayatları çok fazla yok. İş-aile dengesini sağlamakta hiçbir şekilde bir durumları söz konusu değil ve sen bu insanlardan verimlilik bekliyorsun, zaten aslında Türkiye’de ilginç olan durum bu. Avrupa’da ve sanayileşmiş ülkelerde çalışma saatleri azaldıkça çalışanların verimliliğinin arttığı görüldü ve bu insanlar refahlarından bir taviz vermeden çalışma saatlerini düşürebildiler. Dünyada artan verimlilik Türkiye’de dahil olmak üzere zaten bu kadar çok fazla çalışmamızı gerektirmiyor ve çalışmamız gereken süre de giderek azalıyor” diye konuştu.

KADIN İSTİHDAMI ÖNEMLİ

Kadınların istihdamıyla ilgili de bir parantez açmak gerektiğini belirten Tatlıyer, “Burası çok önemli. Sanayileşmiş ve gelişmiş ülkelerde kadınların istihdam düzeyinin artmasında temel faktör aslında kısmi süreli işlerin artması oldu, bugün baktığımızda kısmi süreli işler temelde bir kadın fenomenidir. Aynı zamanda kısmi süreli işler bir genç fenomenidir. Bu ne anlama geliyor? Bakın Hollanda’da erkekler temelde tam zamanlı işlerde çalışıyor kadınlar büyük oranda kısmi süreli işlerde çalışıyor ve yapılan çalışmalara göre bu kadınların sadece yüzde 3’ü kısmi süreli işten tam zamanlı işe geçmek istiyor aslında durumlarından çok memnunlar. Türkiye’de annelik izni süresi OECD ülkelerine göre çok daha az ve ücretli annelik izni düzeyi de çok daha düşük. Biz aslında baktığımızda kadınlar anne olduğunda hem onlara çok daha az izin veriyoruz ve bu izni de ücretsiz veriyoruz. Kadınların istihdam düzeyini destekleyecek en temel husus burada o zaman bizim annelik izin süresini uzatmamız gerekiyor ve buradaki ücretli kısmı da uzatmamız gerekiyor. Türkiye’de kadın istihdamı problemini önemli ölçüde rahatlatacak politikalar bunlar”  ifadelerini kullandı.

ÜÇ TARAFLI ANLAŞMA

Çalışma saatlerinin azalması ve istihdamın artırılması konusunda devlet; şirketler ve çalışanların üçlü bir konsensüs sağlaması gerektiğini kaydeden Tatlıyer, “Şimdi baktığımızda aslında çalışma sürelerinin azalmasının birkaç yıla yayılması lazım. Üç ile beş yıllık bir süreçte gerçekleşmesi gerek. Bu noktada evet maliyetler artacak ama aynı zamanda gelirler de artacak. Bu noktada devletin de hem finansal anlamda hem de hukuki, yasal anlamda şirketlere olabildiğince bu dönüşümü gerçekleştirme noktasında destek olması ve el birliğiyle toplumsal konsensüs sağlanarak şirketlerin de rızası alınarak bir şekilde bu işin gerçekleştirilmesi gerekiyor. Burada üç kesim var: Şirketler, devlet ve çalışanlar. Bu üç kesim birlikte aynı masada ortak karar alarak bu dönüşüme imza atmak durumundadır. Ben inanıyorum ki bu dönüşümün sağlanması durumunda işsizlik Türkiye’de problem olmaktan çok büyük oranda çıkacak” dedi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner195

banner142