banner196
banner186

Bağlı: "PKK'nın Kürtlerle savaşı başladı"
banner206

 25. Dönem AK Parti Şanlıurfa Şanlıurfa Milletvekili Prof. Dr. Mazhar Bağlı, Doğu’da yaşanan olayları kaleme aldı. Bağlı, yazısında PKK'nın Kürtlerle savaşı başladığını söyledi.

İşte Mazhar Bağlı’nın Yeni Şafak Gazetesi’nde yazdığı “PKK Türkiye’ye karşı nasıl koçbaşı oluyor?” yazısı…

Kürt meselesi giderek farklı bir boyut kazanmaktadır. Kürt meselesinin sivil siyaset alanına dahil edilmesi için hem toplum hem de devlet-hükümet tarafından açılan krediler örgüt ve bileşenleri tarafından farklı bir mekanizmanın alt yapısına dönüştürüldü.

Prof. Dr. Mazhar Bağlı

25. Dönem AK Parti Şanlıurfa Milletvekili

Güvenlikçi tedbirler ile yol alınamayacağı görülünce konu sivil demokratik alan üzerinden çözüme kavuşturulmak istendi. Ama yine de istenen sonuç alınamadı. Neden? Çünkü PKK ile Kürt meselesi arasında kurulan zorunlu nedensellik ilişkisi tamamen bir kurgudur, varsayımdır.

Hepimizin ya da herkesin kafasında bu konuyla ilgili var olan temel kurgu şudur, Kürt meselesi güvenlik tedbirleri ile çözülemedi o halde demokratik yollara başvurmak gerekir. Oysa demokratik yolların açılması sorunu daha da büyüttü. Güvenlikçi politikaların uygulandığı dönemlerde örgüt, kendisini bölge halkından bile gizlerken demokratikleşme politikalarının uygulandığı dönemde ise eşkıyalığı şehirlere taşıdı. Her iki durumda da çözüm için herhangi bir umut ışığı gözükmedi. Çünkü PKK, esasında Kürt meselesinin çözümünü engellemek için kullanılan bir koçbaşıdır.

 

MASKENİN ARKASINDA KİMLER VAR?

Bu ifadeyi biraz totolojik bulanlar olabilir ama bugün Türkiye'nin demokratikleşme sürecini sabote eden esas aktör örgütün siyasi uzantısı olan partidir. Daha önceleri bu sorun demokrasi olmadığı için çözümsüzlüğe mahkumdu ama şimdi terör bizzat demokratik mekanizmanın işleyişinden beslenmektedir. Üstelik demokrasiye yönelik suikastları de “demokrasi ve barış” maskesi ile yapıyor. Peki maskenin arkasında kim ya da kimler var?

Benim bu konudaki temel iddiam, tüm bu mizansenlerin bizzat örgüt elebaşı-lideri tarafından kurgulandığıdır. Bu da benim kişisel kaprisim ya da tahminim falan değildir. Örgüt sosyolojisinin temel ilkelerinden birisidir. Birincil-sıkı ilişki biçimine sahip olan sosyolojik-örgütsel yapılarda liderin ima ettiği konular bile emir telakki edilirler. Öcalan hin bir şark kurnazlığı ile kendini bu işin dışına çıkarıp toplumun ve ülkenin içine bir ateş topu bıraktı. Onun kendini temize çıkarma sürecine istisnasız tüm ülke olarak hep birlikte katkıda bulunduğumuzu itiraf edelim.

 

PKK'NIN BÖLGESEL DİZAYNDAKİ ROLÜ

Başsız gibi gözüken bir örgütsel mekanizma doğal olarak pek çok aktörün iştahını kabarttı ve PKK tam anlamıyla bu coğrafyanın dizayn edilmesi için bir koçbaşına dönüştü. Bu pozisyon örgütün ve örgüt liderinin istemediği bir durum değildi. Aksine tam da istedikleri buydu. Öcalan, sorgusu bittikten sonra ayrılmak üzere olan asker-komutana özel bir teklifte bulunur, beni idam etmeyin elimin altında beşbin gerillam var bunları Türkiye'ye karşı hasmane tutumlar sahibi olan komşu ülkelere karşı kullanabilirim. Yani “kullanışlılık” kat sayısı son derece yüksek ve maliyetli bir mekanizma olarak hem iç siyaseti dizayn edebilme gücüne sahip oldu hem de uluslar arası alandaki yeni değişim dinamiklerini tahkim etme aracına dönüştü. İç siyasi mekanizma sorun çözme yeteneğine kavuşmak üzereyken tüm bunların olmasının da bir tesadüf olduğu düşünülmesin.

Türkiye kamuoyu, sivil siyasetin sorun çözme kabiliyetini AK Parti iktidarı ile birlikte keşfetti. İnsanlar, demokrasi ve siyaset ile sorunların bir çözüm yoluna konulmasının sağladığı konforu bizzat yaşayarak gördüler. Bunun tipik örneği din vicdan alanında ve özellikle de tesettür konusunda sağlanan özgürlüklerdir. Türkiye kamuoyu, siyaset üzerinden en çetrefilli konulardan birisi olan, çoğu zaman etnisiteden çok daha fazla rejimin varlığı ile irtibatlandırılan başörtüsü meselesinin çözülmesi deneyiminden hareketle Kürt meselesinin de bu yolla çözebileceğini varsaydı.

 

MİZANSENİ GÖRMEK

Oysa insanlar Kürt meselesi çözülsün diye HDP/PKK'ya oy verirken arka tarafta başka bir mizansen vardı. Bu mizansenin kurucusu örgüt lideridir, örgütün diğer bileşenleridir. Budan dolayı da bu sorunun çözümünde İmralı ile görüşmelerin yapılması doğru bir yol ama oyun kurucu rolü devlet üstlenmelidir. Aynı zamanda bu görüşmeler mutlak surette bir gizlilik içinde yapılmalıdır.

Baştan beri hükümet, ulusalcı Kemalistlerin kendilerine yönelttiği “gizli ajanda sahibi” olma suçlamasından endişe duyduğu için ülkenin geleceğini ve kaderini ilgilendiren konularda şeffaflığa çok büyük bir özen gösterdi. Elbette bu yadırganacak bir durum değil ama her konu kamuoyunun gözü önünde olmak durumunda değildir. Oysa terör, şiddet ve güvenlik alanındaki çalışmalar son derece sıkı bir gizlilik içinde yürütülmesi gerekir. Gizli yürütülmediğinde örgütün meşruiyeti güçlenmeye başlar ve aynı zamanda dış müdahalelere de açık bir yara haline gelir.

 

ÖCALAN'IN KURGUSU

Daha önceki yazımda da bahsetmiştim, örgüt ve onun akıl hocaları Türkiye'nin neye nasıl bir tepki vereceğini bilerek ülkenin siyasi işleyişini dizayn etmek için bildiğimizden çok daha farklı yollara başvurmaktalar. Ki bunların tamamının asıl amacı da sivil siyaseti boğmaktır yada istedikleri gibi dizayn etmektir. Bunun için de her koşulda işe yarayan bir mekanizma olması gerekiyor. Ve bu iş bizzat Abdullah Öcalan tarafından kurgulanmış ve uygulanmaktadır. Öcalan ve ekibi bölgedeki tüm HDP/PKK'lıları, hiç kimse bu organizasyonun dışına çıkma iradesini göstermesin diye belli çatılar altında tamamen belirsiz hedefler için örgütledi. PKK ile Kürt kültürü, inancı, değerleri ve sosyolojisi arasında organik bir bağ kurma zorluğunun asıl nedeni de budur zaten.

Keza hepimizin, özellikle de biz Kürtlerin merak ettiği ve bir türlü cevabını bulamadığı “PKK ne istiyor?” sorusuna Kürtlük adına

verebileceğimiz bir cevabın olmaması da bundandır.

 

FİKİR VE AKIL İLE MÜCADELE

Bunu bilmiyor olmamızın asıl nedeni PKK'nın Kürt meselesinin üzerine oturmuş olması ama aynı zamanda Kürtlere ve Kürtlerin anavatanı olan Türkiye'ye karşı bir koçbaşı olarak kullanılıyor olmasındandır. Kim için veya kimin eliyle kullanılıyor bu konuda yeteri bilgimiz yok sanırım. Ama bildiğimiz bir gerçek var: PKK, dağılmamak için Kürt sorunun devamını sağlayan bir politika izlemektedir.

Bu yeni bir durum/bilgidir ve bunun için de PKK ile iki alanda mücadele cephesi açılmıştır bana göre, birisi onu koçbaşı olarak kullananlarla hesaplaşmak diğeri de siyasi-düşünsel alandır. Türkiye daha önce teröre karşı sadece güvenlik güçleri ile mücadele ediyordu. AK Parti iktidarında demokratikleşme ile mücadele etti. Yeni Türkiye'de ise fikirle ve akıl ile mücadele etmek zorundadır. Fikir mücadelesi verecek bir ekibe ihtiyaç vardır.

banner191
banner217
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner195

banner142