banner196
banner186

Büyükfırat'tan şok edici açıklamalar...
banner206

Fethullahçı Terör Örgütünün en çok güçlü olduğu ülkelerden birisinin de Azerbaycan olduğu ortaya çıktı. FETÖ’cülerin geçtiğimiz günlerde çok sayıda yatırımı olduğu Azerbaycan’a Şanlıurfalı İş Adamı Hüseyin Büyükfırat’ı sokmadığı öğrenildi.

Yeni Şafak Gazetesi’nin yazarlarına konuşan Şanlıurfalı FETÖ Terör Örgütü mağdurlarından İş Adamı Hüseyin Büyükfırat, “Bu işin arkasında kripto FETÖ'cüler var” dedi. İşte konuyla ilgili yazarların tespitleri…

Yeni Şafak Yazarı Merve Şebnem Oruç’un “FETÖ’nün yurt dışı yapılanması” başlıklı yazısı…

Hac için S. Arabistan'da bulunan Bekir Develi, geçenlerde Twitter hesabından şu cümleleri yazdı:

“Üç gündür hac farizası için Mekke-i Mükerreme'deyim. Gerek otelde gerekse haremde dünyanın dört bir yanından Müslümanlarla sohbet ettim. Bir Pakistanlı ciddi ciddi “Erdoğan neden 100 bin kişiyi katletti,” diye sordu kendinden emin bir şekilde. Dün bir Senegalli kardeş, “Erdoğan 50 bin kişi katletmiş 15 Temmuz olaylarında. Bu nasıl olur?” diye sordu. Bir Kırgız işin aslını izah etmeye çalışan Kenan Alpay'a “Sen yalancısın ve sanki MİT'çi ağzıyla konuşuyorsun,” dedi. Anlaşılan o ki FETÖ yurt dışında tezvirat yapma konusunda epey yol almış, biz kendimizi anlatamamışız.”

15 Temmuz kanlı darbe girişiminden önce de bildiğimiz bir tehlikeydi FETÖ'nün yurt dışı yapılanması. 170 ülkede uzun yıllar Türkiye'nin tüm ülke ve bölgelere yönelik dış politikalarını şekillendirmeye programlanmış, son yıllarda deşifre olmasıyla beraber Türkiye karşıtı bir kara propaganda makinesine dönüşmüş FETÖ'nün bugüne kadar yurt dışında en az 40 bin üyesinin olduğu ve Türkiye'den kaçanlarla beraber bu sayının 80 bini bulduğu söyleniyor. Örgütün sadece ABD başta olmak üzere Batı ülkelerinde değil, Kafkasya'dan Balkanlar'a, Afrika'dan Orta Asya ve Orta Doğu'ya Türki ve İslami coğrafyalarda ciddi bir etki alanı var. Bu bölgelerdeki yayılımı da aynı Türkiye'de olduğu gibi, 'hizmet' adı altında, yardıma ve desteğe muhtaçlara eğitim götürüyor kisvesiyle okullar açarak başladı. Lakin bu okullar hiçbir zaman iddia ettikleri işi yapmadı. Afrika gibi yardıma en çok muhtaç bölgelerde dahi en pahalı özel okulları açarak devlet ve hükümet görevlilerinin, zengin tüccar ve işadamı kesimlerinin çocuklarını hedef aldılar. Bu nedenle Asya'da bu okullara Türk okulları yerine sıklıkla CIA okulları denilirdi. Okulları, kurulan paralel ticari ve diplomatik bağlar takip etti. TUSKON gibi yapılar her ne kadar, Türkiye ve diğer ülkeler arasında ticari köprüler kuruyor gibi görünürse görünsün, bilen biliyordu; onlar üzerinden iş yapmayan Türk iş adamlarının iş ve yatırımları burada değilse dış ülkede sabote ediliyor ve iş adamları bu canavara diz çökmek zorunda bırakılıyordu. Yurt dışı konsolosluklar ve büyükelçilikler yıllar içinde FETÖ yuvasına çevrildi. Aynen Türkiye'de olduğu gibi hedef ülkelerin tamamında medya yapılanması onlar için kritik önemdeydi.

Örneğin FETÖ'nün sadece Bosna-Hersek'te 15 okulu var; 4'ü anaokulu, 5'i ilköğretim okulu, 5'i lise ve bir üniversite. Bu okullar hem büyük gelir kaynağı hem de örgüt yapılanması için önemli insan kaynağı. 20 yılı aşkın süredir Bosna-Hersek'te yapılanan örgütün, burada özellikle turizm alanında faaliyet gösteren şirketleri, Yeni Zaman adlı bir gazeteleri ve yayınevleri var. Yerel kaynaklar, örgütün ülke siyasetinde, kamu kuruluşlarında, sivil toplumda ve maalesef Müslüman topluluklar içinde etkili olduğunu söylüyor. Kosova, Arnavutluk ve Makedonya'da da durum pek farklı değil.

Öte yandan, uzun yıllar Afrika'da görev yapan gazeteci Mehmet Kemal Firik de sık sık sosyal medya hesabından FETÖ'nün Afrika yapılanması ile ilgili bilgiler geçiyor. Kenya'dan Nairobi'ye, Malavi'den Uganda'ya neredeyse hiçbir ülke yok FETÖ'nün sızmadığı. Firik'in aktardıklarına göre, örneğin Malavi'de açtıkları Bedr koleji Kütahya'dan toplanan himmetlerle açılmış, Malavi İçişleri Bakanı ve Kültür Bakanı'nın çocukları bu okulda okuyor. Kenya'da 5, Gana'da 4 okulları var. Gana imamının, doğrudan bakanlarla görüşecek kadar güçlü bağlantıları var. Afrika Birliği'nin merkezi olan Etiyopya'da da oldukça etkinler ve yine Firik'e göre, buradaki Türk elçiliğindeki altı diplomatın ikisi ve askeri ataşenin FETÖ'cü olduğu ortaya çıkmış. FETÖ'nün Kamerun'daki örgütlenmesiyse Aziz Mahmud Hüdai Vakfı'nı devlete el Kaide destekçisiymiş gibi şikayet etmiş.

Bir diğer örnekse Kafkasya'dan. Bölgeyi iyi tanıyan kaynaklar, Kafkaslar, Orta Asya ve Rusya'ya giriş kapısı olarak Azerbaycan'ı gören FETÖ'nün, bu ülkede gerçekten çok güçlü olduğunu söylüyor. Azeri gazeteci Agil Alesger, Gülen'in Azerbaycan'a gönderdiği adamlarına, “Gerekirse ölün ama geri dönmeyin,” dediğini söyleyerek bu ülkenin FETÖ için önemini vurguluyor. Azerbaycan'ın Türkiye sevgisini suiistimal ederek buraya giren FETÖ, Alesger'e göre, Ebulfeyz Elçibey gibi milliyetçi isimlere nüfuz ederek buradaki ilk okulunu 1992'de açıyor. Burada örgütün 28 kolej, 28 dershane,1 üniversite, 3 öğrenci yurdu ve 1200 öğrenci evi olduğunu söyleyen Alesger, okulların kapatılma kararına rağmen isim değişikliğiyle faaliyetlerine devam ettiği iddialarının altını çiziyor.

Ha keza, 'Tahşiyecilere kumpas' davasının müştekilerinden Hüseyin Büyükfırat da FETÖ'nün dünyada en etkili olduğu ikinci ülkenin Azerbaycan olduğunu ileri sürüyor. Azerbaycan'da çeşitli yatırımları olan işadamı Büyükfırat sürmekte olan davanın geçtiğimiz günlerdeki duruşmasında, FETÖ'nün kendisinden para istediğini, vermeyince Gülen'in emriyle kendisine kumpas kurulduğunu, asıl hedefinse Kafkasya'da temsilciliğini yaptığı İHH olduğu söyleyince, söz alan sanıklardan Ali Fuat Yılmazer kendini kaybederek şaşırtmayan bir şekilde, “İHH'nın Azerbaycan'da ve diğer başka bölgelerde el Kaide'ye yardım ettiği” iftirasında bulunuyor. Ancak ilginç olan şu; gazeteci-yazar Sevil Nuriyeva'nın bu hafta köşesinde yazdığı üzere, Büyükfırat bayram öncesi yaptığı seyahatte hiçbir gerekçe gösterilmeden Azerbaycan'a alınmıyor. Azerbaycan'da yatırımları olan bir işadamının malum davadan birkaç gün sonra böyle bir durumla karşılaşması, maalesef FETÖ'nün Azerbaycan'daki gücünü ortaya koyuyor.

Tablo böyleyken, devlet, millet, siyaset, sivil toplum, akademi ve medyanın el ele vererek yurt içindeki gibi yurt dışında da FETÖ'yle yoğun bir mücadeleye girmesine, bu mücadelenin güçlü bir stratejiye dayanmasına ve artık yoğun bir seferberliğe dönüşmesine ihtiyaç yok mu?

 

 

 

Yeni Şafak Yazarı Hasan Öztürk’ün “FETÖ’nün Türk cumhuriyetlerindeki gücü nedir?” başlıklı yazısı…

Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) sadece Türkiye'de değil dünyanın birçok ülkesinde de “darbe yapma” gücüne sahip!

Bu bilgi yeni bir bilgi değil. Cümle âlem biliyor. Buna mukabil, Türkiye dışındaki birçok ülke FETÖ'nün yapabileceği çılgınlık ve canilikler konusunda hala sessiz ve vurdumduymaz. Bazılarıysa kripto FETÖ elemanları nedeniyle 'karar mekanizmaları'nda enteresan uygulamalara imza atıyor..!

Bu arada şunu hatırlatmadan geçmemek gerekiyor: FETÖ'cüler, baştan bu yana Türkiye'yi dünyadaki herhangi bir ülkeden farksız görüyorlardı. Ve bunu her vesile ile söylüyorlardı. Yani dünya haritasında Türkiye'nin varlığı diğer herhangi bir ülkenin varlığı kadardı, onlar için.

Devam edelim...

Afrika'nın önemli ülkeleri, Balkanlar ve Orta Asya Türk cumhuriyetlerinde tıpkı Türkiye'deki gibi devletin kılcal damarlarına kadar sızan FETÖ, hem o ülkelerin yönetimlerini hem de o ülkeyle ilişki geliştirenleri kontrol ediyor.

 

FETÖ MÜCADELESİNDE ALİYEV YALNIZ MI BIRAKILIYOR

Son örnek Azerbaycan'dır.

Azerbaycan'da yıllardır örgütlenen FETÖ, Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev'in Türkiye ile geliştirdiği iyi ilişkilerden son derece rahatsız.

15 Temmuz darbe teşebbüsünden hemen sonra Aliyev'in, Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve Türkiye lehine aldığı tavır Azerbaycan'daki FETÖ'cüleri çıldırtmış görünüyor.

Zira orada da devlete sızmış kripto FETÖ'cüler bugünlerde Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini sıkıntıya düşürecek adımlar atıyor.

Bu konuya geçmeden önce dün haber merkezlerine düşen Aliyev'in şu açıklamasını hatırlatmak isterim?

Aliyev yeni eğitim yılı vesilesiyle bir okulda yaptığı açıklamada, “Bize bazıları dikte ettirmek istiyor” diyor.

Aliyev'in cümleleri şöyle:

“Bizim işimize de karışmak isteyenler az değil. Bizim amacımızla onların amacı örtüşmüyor. Biz bağımsızlık, özgürlük ve halkımızın refahını amaçlıyoruz. Bazı dış çevreler ise bize dikte etmeyi, Azerbaycan halkının iradesini kırmayı, daha sonra da Azerbaycan'ı kendi çıkarları için kullanmayı amaçlıyor. Bu ise bizim için felaket olur.”

Aliyev üstü kapalı söylemiş ama tercümesi açık, FETÖ gibi terör örgütleri aracılığıyla Azerbaycan'a sızanlar, Azerbaycan'ı kendi çıkarları için kullanmak istiyor.

Anlaşılan, FETÖ ile mücadelede Aliyev de tıpkı Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın 17-25 Aralık sürecinden sonra yalnız bırakıldığı gibi yalnız bırakılmış.

Azerbaycan'ı kendi çıkarları için kullanmak isteyenler geçtiğimiz günlerde ilginç bir uygulamaya imza attı. Azerbaycan'da ciddi yatırımları olan Türkiyeli bir işadamı ülkeye sokulmadı..!

 

FETÖ HER ÜLKEDE AYNI TAKTİKLE ÇALIŞIYOR

Türkiyeli iş adamı Hüseyin Büyükfırat yıllardır Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de yaşıyor. Birçok yatırımı var orada. Büyükfırat sadece bir işadamı değil. Aynı zamanda iyi bir sivil toplumcu. Hayırsever. Ve en önemlisi FETÖ'nün hem Türkiye'de hem Azerbaycan'da deşifresi için mesai harcayan, mücadele eden biri.

Örneğin, Türkiye'deki “Tahşiye kumpası davası”nda müdahil. Yine Azerbaycan'daki FETÖ faaliyetlerinin anlatıldığı birçok kitapta kaynak olarak Hüseyin Büyükfırat'ın anlattıkları ve tespitleri var. Son olarak Agil Alasger'in yazdığı Sessiz İşgal (Azerbaycan'da FETÖ örgütlenmesi) kitabında da Büyükfırat, çok önemli bilgiler paylaşıyor.

Hüseyin Büyükfırat geçtiğimiz günlerde Azerbaycan'a gitmek üzere yola çıkıyor fakat ülkeye sokulmuyor!

Çok ilginç öyle değil mi?

Onlarca işyeriniz var. Yüzlerce çalışanınız var. Vergi veriyorsunuz. O ülkeye katma değer sağlıyorsunuz. Daha da önemlisi Aliyev'in bile “Birileri bize dikte etmek istiyor” diyerek şikayet ettiği FETÖ yapılanmasını deşifre ediyorsunuz. Azerbaycan devleti ile hiçbir sorununuz yok... Ve bütün bunların karşılığında Azerbaycan'a alınmıyorsunuz...

Arayıp konuştum Büyükfırat ile. Bana, “Bu işin arkasında kripto FETÖ'cüler var” dedi.

Bu olay tıpkı, 15 Temmuz'dan sonra FETÖ ile mücadeleyle ömrünü geçiren bazı isimlerin, FETÖ ile mücadele kapsamında görevden uzaklaştırılması gerekenler listesine dahil edilmeye çalışılması gibi bir şey.

Nasıl ki buradaki yanlış uygulamaların altında kripto FETÖ'cüler varsa, Büyükfırat'ın Azerbaycan'a alınmamasında da böyle bir şey var.

Anlaşılan FETÖ, Türkiye'de yok olacağını anlayınca diğer ülkelerdeki pozisyonunu korumak ya da güçlendirmek için çaba sarfediyor. Ve kendisini deşifre edenleri, kendi yöntemleriyle cezalandırıyor.

Oysa Aliyev de olup bitenin farkında...

Bakalım Azerbaycan'daki FETÖ macerası nasıl sonuçlanacak?

Takipteyiz...

banner191
banner217
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Ahmet çadırcı 3 ay önce

Türkiye'den yardımlar ciddi anlamda kesilirse Feto hiç bir şey yapamaz Türkiye'nin altını üstünü yedi devlet büyükleri dünyanın her tarafında Feto okullar açıyordu ne amaçla açıyordu her kes görüyordu ne için açıyordu Ada'm dünyayı ele geçirmek istiyordu Türkiye'de açtığı okulların anacı ögrenci yetiştirip ülkeyi ele geçirmekmiş başka hiç bir nedeni yok belli bir kesim

banner195

banner142