banner196
banner186

Coşkun, başarı reçetesini açıkladı...
banner206

Memur Sen İl Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Şanlıurfa Şube Başkanı İbrahim Coşkun, Doğu illerine atanan öğretmenlerin biran önce Batı illerine dönmek istediğini belirterek, “Eğer bu öğretmenlerin Şanlıurfa gibi Doğu illerinde kalmasını istiyorsak; Bunu dayatmayla, kanunla yapmamanız gerekir, bir öğretmenin isteyerek kalması gerekir. Doğu’daki öğretmenlere pozitif bir ayrımcılık, farklı ekonomik bir katkı sağlanırsa öğretmenlerin buralardan gitmesi engellenmiş olur” dedi.

 

RÖPORTAJ: UĞUR BUDAK

Bu haftaki röportajımızın konuğu Memur Sen İl Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Şanlıurfa Şube Başkanı İbrahim Coşkun oldu. 2009 Yılından beri Eğitim Bir Sen Şube Başkanlığını yürüten İbrahim Coşkun ile; Eğitimde yaşanan sorunları, sendika üyelerinin sorunlarını ve Doğu’da yaşanan çatışmaları konuştuk. Uzun yıllardır sendikada başarılı işlere imza atan Coşkun, 2009 yılında üye sayılarının Bin 900 olduğunu ve şuanda ise bu sayının 11 Bine geldiğini söyledi.

 

“Öğretmen açığı kanayan yaramız”

Eğitim Bir Sen Şanlıurfa Şube Başkanı İbrahim Coşkun, Şanlıurfa’daki öğretmen açığının adeta kanayan yaraları olduğunu  belirtti. Şanlıurfa’nın yanı sıra tüm Doğu illerinde öğretmen açığının bulunduğunu sözlerine ekleyen Coşkun, “Bunlar bizim kanayan yaralarımız, büyük sorunlarımız, sıkıntılarımızın olduğu durumdur. Öğretmen açığı bir türlü kapatılmıyor, Şanlıurfa’da hala 5 bin öğretmen açığımız var. Bu açığın biran önce kapatılması gerekmektedir” dedi.

 

İşte İbrahim Coşkun ile gerçekleştirdiğimiz röportaj…

Eğitim Bir Sen Şube Başkanlığını ne zamandan beri yürütüyorsunuz?

2003 yılından beri Eğitim bir Sen’in yönetimindeydim, 2009 yılından beridir şube başkanlığı yapıyorum. Yaklaşık 10 yıldan fazladır bu işle uğraşıyorum.

 

Başkanım göreve geldiğiniz tarihle şimdiki tarih arasında sendikanızda nasıl gelişmeler yaşandı?

2009 yılında üye sayımız Bin 900 üyemiz vardı, bugün 11 Bin civarında üyemiz var. En son 2010 yılında toplu sözleşme masası kuruldu, 2010 referandumu vardı yeni anayasa ile ilgili, 27 maddesinde değişiklik oldu. Bu maddelerden birisi de toplu sözleşme masasının kurulmasıydı. Eğitim Bir Sen olarak Memur Sen olarak bu gücü sağladık. Bizim amacımız üyelerimizin sosyal, özlük, mali haklarının iyileştirilmesiyle ilgili bir çaba harcamaktır, yasal hakları kullanmaktır. Bu camianın içerisindeyiz, sorunları yaşayan bire bir insanlarız, bunun değişimiyle ilgili kanun çerçevesinde gerek kamuoyu oluşturmak gerek basın açıklaması yapmak gerek eylem, miting ve benzeri sesimizi duyurarak bu ,sorunları gerekli yerlere ileterek bunun çözümüyle ilgili uğraşıyoruz.

 

Sendikanızdaki üyelerinizin genel sorunu nedir?

Üyelerimizin genel sorunları mali sorunlardır. 2016-2017 toplu sözleşmesi iyi bir kazanım oldu, belki memurların tarihteki en iyi kazanımlarından birisi oldu. 2016 için 6+5, 2017 için 3+4’idi, bu kazanım elde edildi. Cumhuriyet tarihinde ilk kez nöbete ücret geldi, bu 2016 yılında ilk kez alınmaya başlandı. Mesainin Cuma namazına ayarlanması  da çok önemli bir konuydu. Daha önceleri Cuma namazı mesaiye göre ayarlanıyordu, şimdi mesai Cuma namazına göre ayarlanıyor. Genel sorunlar buydu, bize bu sorunları çözmeyle ilgili gerek kendi ilimizde gerek genel merkezimize ileterek, bakanlık düzeyinde bu sorunların çözülmesi yoluna giriyoruz. Bizdeki üye artış sebebi geçekten bir sendika dolarak görevimizi yapıp, herkese gereken kıymeti, önemi veriyoruz.

 

Şanlıurfa’da halen derslik açığı devam ediyor mu? Ayrıca kaç öğretmene daha ihtiyaç var?

Bunlar bizim kanayan yaralarımız, büyük sorunlarımız, sıkıntılarımızın olduğu durumdur. Öğretmen açığı bir türlü kapatılmıyor, hala 5 bin öğretmen açığımız var, bu 5 Bin’in en azından 2 Bini sınıf öğretmenidir. Ben 20 yıldır bu işi yapıyorum, bu işi yaptığımdan beridir hep öğretmen açığı var. Bu bizim kaderimiz olmamalıdır. Hükümetten, yetkililerden bunu duymalarını istiyoruz. Doğu ve Güneydoğu Bölgesinin genelinde bu sorun var; Öğretmen açığı, sınıfların kalabalık oluşu ve sair. Son 5 yıldır gerçekten Urfa’da iyi okullar yapıldı, en azından 400 okul yapıldı. Bu iyi bir atılım, iyi bir gelişme ama işte Urfa’da biliyorsunuz doğum oranı da çok yüksek; Her yıl 60-70 Bin nüfus hayata katılıyor. Siz bu tür işlemleri yaparken bunu dengelemek zorundasınız. Düşünün 20, 30 yıllarca bu zaman hep böyle heba edilmiş, okullar yapılmamış edilmemiş, bu durumlar oluştuğu zaman tabiî ki ne oluyor? Bu açığın kapatılmasıyla ilgili çabanın daha fazla yapılması gerekiyor, günümüzde bu çaba yeteri derecede harcandığı halde hâlihazırda galen sınıflarımız 40’ın altında değil, bazı yerlerde bakıyorsunuz hala fazla kalabalık sınıflar var. Eğitim açısından Tunceli 1. Sırada, Urfa 78. Sırada görülüyor. Şimdi Tunceli’nin öğrenci sayısına bakıyorsunuz her sınıfta 12 ile 15, Urfa’ya bakıyorsunuz sınıflar 40’tan az değil. Böyle olunca bu tür sorunlar ister istemez oluşuyor. Öğretmen açığı zaten Tunceli’de hiç yok ama bizim Urfamızda 5 Bin’den aşağı değil. Bu açık ücretli öğretmenlikle kapatılıyor. Ücretli öğretmenin ne kadar faydası olur? Ücretli öğretmenler ataması yapılmayan öğretmenlerdir. Sonuçta bunlar da bir atanacaklar ve eğitimin bir seferi olacaklardır. Bizim hükümetten isteğimiz şu;  100 Binlerin üzerinde atanamayan öğretmenler var, dışarıda boş geziyor, öğretmen açığımız da 100 Binlerin üzerindedir dolayısıyla bunların biran önce alınıp çocuklarla buluşturulması gerekir. Tüm sınıflarda kadrolu öğretmenin olması gerekir, bu buluşmayı bizim sağlamamız gerekir. Eğitimin lokomotifi öğretmendir, öğretmen olmadan  bu işler düzelmiyor ve bu gidişle de düzeleceği görülmüyor. Öğretmen ataması olduğunda Urfa’ya pozitif ayrımcılık yapılıp fazla öğretmen veriliyor. En son şubat ayında 30 Bin öğretmen alındı, bunun 2 Bin 600’ü Urfa’ya verildi. Bu iyi bir sayı ama yine de bu sayı Urfa’nın açığını kapatmıyor. Şubat ayında 750 öğretmenimiz gitti, Mayıs ayında bunlar tayin isteyecek, haziranda nerden baksanız Bin 500, 2 Bin öğretmen Batı’ya yada diğer illere gidecek.

 

O zaman bizim ne yapmamız gerekir, bu öğretmenleri burada nasıl tutabiliriz?

Bizim pozitif ayrımcılık yapmamız gerekir. Buradaki öğretmenlere,  eğitim çalışanlarına ek bir katkı, para ödememiz gerekir. Çünkü düşünün Ankara, İstanbul’un en güzel meskeninde öğretmenlik yapan Ahmet ile Urfa’nı herhangi bir köyünde öğretmenlik yapan Ahmet’in maaşları aynı. Dolayısıyla öğretmen biran önce Batı’ya, daha iyi yere gitmeyi düşünüyor. Biz de diyoruz ki; Buraya gelen öğretmenler endişeye düşmesin, Urfa yaşanılabilecek, güzel ve insanlarının iyi davrandığı bir şehir. Bu imkânlardan onları daha fazla yararlandırma adına buraya atanan öğretmen en azından 4-5 yıl kalabilmelidir. Bu kalmayı dayatmayla, kanunla yapmamanız gerekir, bir öğretmenin isteyerek kalması gerekir. Siz öğretmeni kanunla burada durdurursanız içindeki heyecan falan kalmaz. Bu nedenle öğretmenin isteyerek burada kalması lazım ama bunun için Urfa’da veya Doğu’da görevli öğretmene pozitif bir ayrımcılık yaparak, farklı ekonomik bir katkı sağlamanız gerekir ki bu öğretmen yer değişikliğini de engellemiş oluruz. Bu uygulanırsa çocuklarımız da faydasını görür. Urfa’nın öğrenci sayısı 600 Binin üstünde yani 42 ilin nüfusundan fazla bir sayıdır. Dolayısıyla devasa bir gençlik var, bunu en iyi, en kaliteli şekilde yetiştirmemiz gerekir. Bunun yolu da nedir? Milli eğitim okullarından geçiyor. Bu kapsamda öğretmen açığı ve okul eksikliğinin biran önce halledilip çocuklarımızın da en iyi, en kaliteli eğitime kavuşturulması gerekir.

 

Başkanım konuşmanızda bahsettiniz; 100 Binlerce öğretmen adayı atama bekliyor ve 100 Bin civarında da öğretmen açığı var. Bu kadar açık olmasına rağmen bu öğretmenler neden atanmıyor, bütçe mi yeterli gelmiyor?

200 Binin üzerinde ataması yapılmayan öğretmen var, ihtiyaç da 100 Bin civarındadır. Bakanlığa biz de genel merkez aracılığıyla teklifte bulunuyoruz. Maliye hemen bir bütçe çıkarıyor ve diyor ki; Bu yıl bu kadar öğretmen alınabilecek, mesela şimdiye kadar 40 Bin öğretmen atamasını geçmemiştir. Emekli olanı var, başka kuruma gideni var, istifa edeni var dolayısıyla birbirini tamamen karşılayamıyor. Bu nedenle bu açığın kapatılması gerekir, bakanlığın tüm şartları zorlayarak bu açığı kapatması gerekir. Bundan sonra eğitim yada öğretmenlik fakültesi mezunu ile ihtiyacı dengeleyip ona göre bu sistemi daha rahat bir şekilde çalıştırması gerekir.

 

Her yıl Şanlıurfa’da on binlerce kişi başka illere mevsimlik tarım işçisi olarak gidiyor. Bunların arasında öğrenciler de bulunuyor ve böyle olunca bu öğrenciler okula ara vermek zorunda kalıyorlar. Bu çocukların okuyabilmesi için neler yapılabilir?

Urfamızın eğitim kalitesini düşüren etkenlerin en önemlilerinden birisi de budur; Mevsimlik tarım işçileri çocukları. Düşünün; Burası sanayi bölgesi değil, bir tarım bölgesi ama tarımımız da öyle yüzde de 100 çalışan bir yapıda değildir. Bunun için burada insanlarımızın çoğu İç Anadolu, Karadeniz, Marmara yada Akdeniz bölgelerine giderek; Tarım işçisi olarak çalışıyor. Her yıl yaklaşık olarak 100 Bin öğrencimiz, aileleriyle beraber diğer illere gidiyor. Bunlar genelde Nisan ayının başında gitmeye başlıyorlar ve Kasıma kadar kalıyorlar, bu nedenle çocuklar 3-4 ay okuldan uzak duruyorlar, bu çocuklar tekrardan geri geldiklerinde okula uyum gösteremiyorlar, ister istemez bu çocuklar eğitimden geri kalmış oluyorlar. Bunun çözüm yolu nedir? Devlet, İŞKUR üzerinden diğer kurumlara hizmet alımı yaptı, Urfa’da 4-5 Bin insan bu çerçevede kamu kurumlarında çalışıyor. Asgari ücret 900 TL’den 1300 TL’ye yükseldi, bu iyi ama yine de yetersiz. Neden? Çünkü açlık sınırının oranı yanılmıyorsam 1500 TL civarı, yoksulluk sınırı 4 Bin 200 TL diyoruz. Bu durumlarda aileler bu parayla geçinemiyorlar. Çünkü bazı adamların 5-6 yada 10 tane çocuğu var. Dolayısıyla bu para belli bir aşamadan sonra yetmiyor, İŞKUR üzerinden bile iş verilmişse “Bu para bana yetmiyor, benim il dışına gitmem gerekiyor” diyor ve çocuk çoluk çocuk da çalışınca kazanç daha fazla oluyor. Bunları burada tutmanın en ideal yolu burayı bir sanayi şehrine dönüştürmektir, çalışma ortamının maddi yönden de iyi olacağı ortamlar oluşturulursa ancak bu engellenebilir, bir tek yolu da bu olarak görülüyor. Bunun da olabilme ihtimali oldukça zayıf görülüyor.

 

Şuanda Doğu’da çatışmalar yaşanıyor. Bu çatışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce bu sorun çatışmayla çözülecek mi?

Bu çatışmalı ortamın biran önce bitmesini, huzurun, güvenin, istikrarın oluşmasını bizde isteriz. Hiçbir annenin, hiçbir babanın üzüntü çekmemesini, gözyaşı dökmemesini, evlatlarının o acı kaybının oluşmasını bizde istemeyiz. Yani bu hendeklerin biran önce kapatılması, bu var olan sorunların biran önce bitirilip mutlaka çözüm masasının oluşturulması gerekir. Bizim isteğimiz, temennimiz de budur.

 

Başkanım röportajımız için zamanınızı ayırdığınızdan dolayı teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim. 

banner191
banner217
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Mehmet 10 ay önce

Emeği kullan. Sonra daire başkanı ol helal olmasın

banner195

banner142