banner196
banner186

Flaş! Urfalı “Tahşiyeçi “ konuştu...
banner206

 24 TV'de yayınlanan Siyaset 24 programına konuk olan, Tahşiyecilerden, "örgütün finansörü" olarak paralel örgütün hedefi haline gelen Şanlıurfa'lı iş adamı Hüseyin Büyükfırat çarpıcı açıklamalarda bulundu.


24 TV'de yayınlanan Siyaset 24 programında Ahmet Kekeç, Ceren Kenar, Halime Kökçe ve Hüseyin Büyükfırat, önceki gün yapılan operasyonu değerlendirdi.

HALİME KÖKÇE: ÖNCE TROLL HESAP ALGIYI DEĞİŞTİRMEYE ÇALIŞTI

Programın daimi konuklarından Halime Kökçe, operasyonun paralel örgüt medyası tarafından kamuoyuna yansıtılış biçimini de ayrı bir "operasyon" olarak niteledi. Kökçe, gözaltıları birkaç gün önceden ifşa eden, Fuat Avni isimli troll Twitter hesabı vasıtasıyla, operasyonun gazetecileri hedef aldığı görüntüsünün oluşturulduğunu belirtirken, "daha işin çok başındayız, belki daha bir sürü mağdur var" ifadelerini kullandı.

AHMET KEKEÇ: POLİSİN, YARGININ TEOLOJİK BİR TARTIŞMAYLA İŞİ NE?

Operasyonun paralel örgüt medyası tarafından "basına ve demokrasiye darbe"şeklinde lanse edilmesiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Ahmet Kekeç ise,Ekrem Dumanlı'nın yıllar önce yazdığı yazıları hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

Ekrem Dumanlı geçmişte bir takım yazılar yazmıştı. Gözaltına alınan gazetecilerle ilgili yargıya güvenilmesi gerekir demişti. Gazeteci maskesi altında bunlar yapılıyor demişti. Her eline kalem alanı gazeteci sanmayın demişti. Şimdi Ekrem Dumanlı'nın kendi kıstaslarını kendisine mi uygulamamız gerekiyor bilmiyorum.

Taşhiyeciler örgütü denilen grup ne yapmış? Silahı yok, bombası yok, hiçbir şeyi yok. Bakıyorsunuz, şunu yapmış: Fethullah Gülen ve grubunun dini algılama biçimini sorgulayan, dinler arası diyaloğun yanlış olduğunu ileri süren bir takım yayınlar yapmışlar. Teolojik bir mesele. Din adamları, ilahiyatçılar, tarikatler, dini gruplar zaten bunları konuşurlar. Bu meseleyle devletin savcılarının, emniyetin ne ilgisi olabilir? Ama bir bakıyorsunuz bu teolojik mesele kriminal bir durum oluşturuyor. Bu insanlar örgüt kurmaktan içeri alınıyorlar, 17 ay hapis yatıyorlar. Ortada apaçık bir mağduriyet var.

"KILIÇDAROĞLU AMERİKA'YA GİDİP GELDİKTEN SONRA..."

Ekrem Dumanlı, Hidayet Karaca ve diğer isimlerin gözaltına alınmasının ardından büyük bir refleksle hemen açıklama yapıp, paralel örgüte destek çıkan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun tavrını da yorumlayan Ahmet Kekeç, Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin başına geliş sürecini, ve genel başkanlığı süresince yaptığı işleri, partiyi getirdiği noktayı hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

CHP'nin genel başkanlığı koltuğunda oturan şahsın  o koltuğu neye borçlu olduğunu düşünmek lazım. bir kaset marifetiyle orada oturuyor. Biz de biliyoruz ki Kemal Bey, Amerika'ya gidip geldikten sonra 17-25 Aralık başladı. Sürekli bize paralel örgütün temin ettiği içerikleri okudu.

CHP milletvekili Birgül Ayman Güler, CHP ile paralel örgüt arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Esefle izliyorum. Söyleyecek söz bulamıyorum.

CEREN KENAR: OKTAY EKŞİ VAKASININ SİNYALİNİ ZATEN KILIÇDAROĞLU VERİYORDU

Oktay Ekşi'nin(basın konseyi eski başkanı-CHP'li vekil), Ekrem Dumanlı'yı ziyaret etmesiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Ceren Kenar ise, CHP'de bir süredir gözlenen savruluşun, Oktay Ekşi'nin bu noktaya geleceğinin sinyalini zaten verdiğini ifade etti.

CHP'nin hep bir vesayet üzerinden siyaset kurguladığının altını çizen Ceren Kenar,"eskiden askeri vesayet üzerinden siyaset yaparken, şimdi paralel örgüt vesayeti üzerinden siyaset yapıyorlar" dedi.

Ceren Kenar sözlerini şöyle sürdürdü:

Yerel seçim öncesi CHP'nin siyasetini tamamen bu yapının sızdırdığı illegal dinlemeler üzerine kurması, Oktay Ekşi'nin dünkü tavrının sinyalini vermişti zaten. CHP muhalefetini siyasi söylemler üzerinden mi yapacak yoksa başka bişey mi yapacak?

CHP uzun bir süre askeri vesayetten aldığı güçle muhalefet yapmaya çalıştı, askeri göreve çağırdı vs. Şimdi ise yine siyaset ringinin dışına çıkarak siyaset yapıyor, başka bir tür siyaset yapıyor. Paralel yapıdan medet umarak siyaset yapmak, siyaset ve demokrasi ringinin dışına çıkmak oluyor.

Peki CHP ne yapmalıydı? CHP'deki bir çok insan paralel yapı konusunda uzun bir süre tepki halindeydi. "F Tipi yapı" diyorlardı. Çok önceden bu tespiti yapmışlardı. CHP'nin tabanının büyük kısmı halen Gülen Cemaatine "F tipi" gözüyle baktığını söyleyebiliriz. Yani CHP şu anda kendi tabanının bile kabullenmediği bir siyasi tavrı benimsemiş durumda.

AVRUPA BİRLİĞİ'NİN AÇIKLAMASI TERS TEPER

Avrupa Birliği'nin operasyona tepkisini de yorumlayan Ceren Kenar, AB'nin benimsediği tutumun, Türk kamuoyunda Avrupa Birliği üyeliğine olan desteği azaltacağını söyledi.

Kenar, konuyla ilgili "Avrupa Birliği'nin operasyon sonrası verdiği tepki, ve Türkiye'nin cevabına verdiği cevap Türkiye'deki kamuoyu tarafından olumlu karşılanmayacaktır. Avrupa Birliği'nin bu çıkışları, Türkiye'nin birliğe üyeliği konusundaki kamuoyu desteğini azaltır" ifadelerini kullandı.

HÜSEYİN BÜYÜKFIRAT: FETHULLAH GÜLEN BEDİÜZZAMAN'LA NEDEN GÖRÜŞMEDİ?

Kendisinden "Örgütün finansörü" olarak bahsedilen Hüseyin Büyükfırat, paralel örgütün kendilerine neden operasyon yaptığını, neden haksız yere 17 ay cezaevinde kaldıklarını ve neler yaşadıklarını anlattı.

Büyükfırat, 2004-2005 yılları arasında yazılanRumuz'ul-Kur'an ve Reddü'l-Evham gibi kitapların paralel örgütü rahatsız ettiğini, bu kitaplarda dinler arası diyalogun İslam'la bağdaşmadığının anlatıldığını, bu nedenle operasyona maruz kaldıklarını söyledi.

Hüseyin Büyükfırat konuyla ilgili şöyle konuştu:

Tahşiye bir yayınevinin ismi. Molla Muhammed Doğan hoca, doğuda tanınan, iyi bilinen bir zat. Hatta Risale-i Nur'u ezbere bilen bir zat. Binlerce hadisi ezbere bilen bir zat.

Molla Muhammed'in farklı bir hizmet metodu var. Risale-i Nur camiası içinde Kur'an, Hadis ve fıkıh gibi derslerin de olması gerektiğini savunan bir zat. Medreselerinde böyle eğitim veren bir zat. Yani "Risale-i Nur Kur'an'sız olmaz, hadissiz olmaz, fıkıhsız olmaz diyen bir zat. Ömrünü buna hizmete vermiş bir insan.

Fethullah Gülen hayattayken Said Nursi Hazretleriyle neden görüşmedi? Hulusi Bey hayattayken onun yanına gitti mi? Onlarla görüşmeyen Fethullah Gülen elbette Molla Muhammed'le de görüşmedi.

"DİNLER ARASI DİYALOG MİSYONUNU VATİKAN BAŞLATTI"

Vatikan'ın başlattığı dinler arası diyalog misyonunun bir parçası olmak istediğini söyledi. İslam dünyasında bu misyonla ilgili çalışmalar yaptı. Bunun Kur'an'a, yani İslam'a uymadığını, ve aynı zamanda da milli bir proje olmadığını, bu projenin Bediüzzaman Hazretlerinin de eselerinde "zındıka komitesi" dediği ve gizli 300 kişilik hahamlar grubundan bahseder.

Molla Muhammed, dinler arası diyaloğun İslam'a uygun olmadığını Kur'an'dan, hadislerden, Risale-i Nurlardan örnekler vererek anlattı. Reddiyeler yazdı. "Kefenimi boynuma alarak" bu eserleri yazacağım dedi. Rumuzul Kuran ve Reddül Evham serisi 2004-2005 yıllarında yazıldı.

2014'te bu fitne sönecek dedi. Rumuzul Kuran'ın son sayfasında yazar bu.

Bu eserleri yazdıktan sonra Türkiye'deki çeşitli hocalara gönderdi, İslam'a uygun olmayan bir şey görürlerse, hata bulurlarsa kendisine bildirmelerini, bu sayede hataların birlikte düzeltilebileceğini söyledi. Fethullah Gülen cemaati de dahil.

KİTAPLARI DELİL OLARAK TOPLADILAR

Buna hiçbir ilmi cevap gelmedi. Cevap geldi aslında, operasyon yedik.

6 Nisan 2009'da kendi sitesinden, ki bütün cemaati idare ettiği sitedir. Oradan durup dururken Tahşiye terör örgütü icat edildi. Enteresandır, tahşiye ismi Türkiye'de tescilli olarak tek bu yayınevinde var.

Eğer örgütsek, bir suç delili olmalı. Kitapların hepsi delil olarak toplatıldı. Kitapların üzerindeki yazılar da o zaman yazıldı. (Delil no vs..)

İmam Gazali'nin Ey Oğul isimli kitabı da suç delili olarak toplatıldı. Kader Risalesi, Sözler suç delili olarak toplatıldı. Sonra da diyorlar; medyaya kumpas!

Hepimizin bir ailesi var, çoluk çocuklarımız, anne babamız var. Mağdur edildik.

Molla Muhammed, hasta haliyle hapse alındı. Gözleri görmüyor. Hapiste kendisine ilaçları verilmedi. Doktor raporuyla 20 yıldır kullandığı ilaçları verilmedi.

"PARALEL ÖRGÜT PANİK İÇİNDE, ÇÜNKÜ ARKALARINDA CİDDİ ANLAMDA İZ VE DELİL BIRAKTILAR"

Hüseyin Büyükfırat paralel örgütün, daha operasyon olmadan günler önce olayı bu denli büyütmelerinin de arkasında, kendi suçlarını bildiklerini, geride ciddi anlamda iz ve delil bıraktıklarını, bu nedenle olayı çarpıtarak, perdelemeye çalıştıklarını söyledi.

Büyükfırat şöyle konuştu:

Bugün Türkiye basınında ve uluslararası basında "medyaya darbe" diye veriliyor. Fuat Avni mahlasıyla yazan kişi ya da kişiler ne halt işlediklerini çok iyi biliyorlardı. Kendi arkalarında parmak izi, delil bıraktıkları belki daha çok olay vardı ama bu olayda bu iz çok net.

Suçları çok net ortada olduğu için olayı bu kadar büyüttüler.

Fethullah Gülen'in sözleriyle başlayan süreçte, medyanın da desteğiyle bizler mağdur edildik. Haysiyetimiz, onurumuz ayaklar altına alındı. Şimdi "ifade özgürlüğü" diye, "medya" diye hakkımızı aramayacak mıyız? Böyle bir hak, özgürlük var mı? 
Kynk :stargazetesi 

banner191
banner217
Anahtar Kelimeler:
Hüseyin Büyükfırat
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner195

banner142