banner227

Hastane ve TIP Merkezlerinin neden kapatıldığını açıkladı...
banner206
banner238
 Alınan erken seçin kararı sonrası Şanlıurfa’dan AK Parti milletvekili aday adayı olan Selim Bağlı AjansUrfa'ya yaptığı açıklamada, “Bütün siyasetçiler hizmet etmek ister. Biz de hizmete talibiz. Bir bürokratik tecrübem var. Ankara bürokrasisini biliyorum. Bürokraside işlerin nasıl yürüdüğünü de biliyorum. Ben bütün bu birikimle birlikte, inşallah ekip arkadaşlarımızla birlikte, eğer seçilirsek bu işin takipçisi olacağımı ve sonuç alabileceğimizi düşünüyorum” dedi.

24 Haziran’da yapılacak olan seçimler öncesi siyasi hareketlilik sürerken, uzun yıllardır bürokraside önemli görevler üstlenen Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) Şanlıurfalı Başkanı Selim Bağlı da bu görevinden istifa ederek, Şanlurfa’dan AK Parti milletvekili aday adayı oldu. Genç yaştan itibaren bürokrat olarak kenti çeşitli görevlerde temsil eden Bağlı, yaklaşan seçimle ilgili olarak istifa sürecinden adaylık kararına, Şanlıurfa’daki tıp merkezlerinin kapanmasından kentle olan sıkı bağına kadar birçok konuda AjansUrfa'ya önemli açıklamalarda bulundu. Ankara bürokrasisini bildiğini ve seçilmesi durumunda kentteki başlıca sorunların takipçisi olacağını ifade eden Selim Bağlı, önemli sonuçlar alacaklarının altını çizdi. Bağlı, kurumdan istifa ettiği için kapanan hastane ve tıp merkezleri ile ilgili ilk kez bu kadar açık konuştu. Sağlık alanındaki vurgunun detaylarını kamuoyu ile paylaşan Bağlı, Şanlıurfa’nın bu kadar çok konuşulmasının sebebini ise tıp merkezi vurgunlarının en fazla kendi memleketinde gerçekleşmesine bağladı. Babasının dahi tıp merkezleri tarafından vurgun malzemesi yapıldığını kaydeden Selim Bağlı, siyasetçi olarak bu konuda yapmak istediği çalışmaları da anlattı.

 

AK Parti’den aday adaylığı için başvuru yaptınız. Daha önce hiç başvurunuz yapmış mıydınız? 
Yok, siyaset ile temasım ilk defa oluyor.

 

Nasıl karar verdiniz aday adaylığına? 
Cenab-ı Hak genç yaşta üst makamlarda olmayı nasip kıldı. 38 yaşında müsteşar yardımcı oldum. Türkiye’nin en genç müsteşar yardımcılarından biriydim. 17aralık 2015’te de 39 yaşında SGK’nın başkanı oldum. Yaklaşık 2,5 yıllık görevin ardından AK Parti’den aday adayı olmaya karar verdim. Toplum insanlara bir şeyler veriyor ve onun karşılığında da bir şeyler istiyor. Bu devletin bursuyla okudum. Bürokraside ciddi bir birikim tecrübe olduktan sonra bunu siyasete yansıtmak gerektiğini düşünüyorum. Tabi çok kolay değil. Ben 1987’den beri bir şekilde siyasetin içerisinde olan birisiydim. Aktif siyasetin içerisinde bulunmak apayrı bir şey. İlk defa halkın temsiline aday oluyorsunuz. Onların sorunlarını karar mercilerine iletmek için halka gidiyorsunuz. Bu önemli, özellikle belli bir birikiminiz olduktan sonra bunu kullanmanız lazım ama tabi acemilikler oluyor. Onları zaman içerisinde telafi edeceğiz diye düşünüyorum.

 

Babanızın da Şanlıurfa’da, Birecik’te Milli Görüş’ün öncülerindendi siz de babanız gibi hep Milli Görüş çizgisinde mi kaldınız? 
87 yılında Refah Partisi’nin ilk örgütlenmesinde görev aldım. Ondan sonra hep siyasal hareketin içerisinde bulunduk. Allah’a hamd olsun, o çizgi bizim hem dünyamızı hem de ahretimizi kurtardı.

 

Bürokrat iken de Şanlıurfa ile bağınızı koparmadınız. Şanlıurfa’nın sorunlarını birebir biliyorsunuz. Siyaseten daha mı verimli olacağınıza inandınız? 
Mutlaka bizden önceki siyasetçiler çok ciddi hizmetler yapmışlardır. Hiçbir siyasetçinin hizmetten geri duracağını düşünmüyorum, halkın ihtiyaçlarına cevap vermek ister. SGK çok büyük bir kurum. Herhalde SGK başkanı iken resmi olarak Urfa’ya 7-8 kere gelmişimdir. Hiçbir ile bu kadar gidilmedi. Gelmem gerekiyordu çünkü her şeyden önce ailem burada yaşıyor, babamın mezarı burada. Burası benim memleketim.

 

Urfa’nın çok önemli 4-5 sorunu var. Mesela eğitimle ilgili son zamanlarda derslikler yapılıyor. Ondan sonra işsizlik var, mevsimlik tarım işçiliği sorunu var, sağlık sorunu var. Bu temel sorunlardan 3’ü sizin alanınızla ilgili… Siyasetçi olarak neler yapılabilir bu sorunların çözümü konusunda? 
Kayıtdışı istihdam, mevsimlik işçi ve işsizlik bizim alanla ilgili hususlar. Şanlıurfa 2023’te Türkiye’nin en büyük 5 ilinden biri olacak. Doğurganlık oranında Türkiye’de birinci sırada. Büyük bir nüfus var. Bunun eğitilmesi gerekiyor. Eğitimden sonra da herkesin mesleğine uygun şekilde istihdam edilmesi gerekiyor. Organize Sanayide büyük bir sanayileşme var. Altyapısı var, bu konuda bir azim, bir gayret de var. Yeni teşvik paketi ile birlikte Şanlıurfa’nın sanayileşme problemini çözmesi lazım. Belli bir yaşam standardını getiren sanayileşmedir. Mevsimlik tarım işçileri büyük bir problem. Bu konuda daha önce mecliste bir komisyon kurulmuştu. Çalışmalar sonucunda bir başbakanlık genelgesi çıkarıldı. Bununla ilgili bir ödenek ayrıldı ama önemli olan olaya bütüncül yaklaşmak. Şu ana kadar önemli şeyler yapıldı ama bunları daha ileriye götürmek lazım. Avrupa Birliği’nin, Dünya Bankası’nın fonları çok önemli. Suriyelilerin istihdamı için ciddi projeler üretmemiz gerekiyor. Proje kültürünü geliştirmemiz gerekiyor. Sağlıkla ilgili problem, daha önce ciddi manada bir yatak problemi vardı. Fakat son açılan hastane ile birlikte yeni doğanda sıkıntılar bulunmakla birlikte ara eleman ve doktor takviyesi gerektiren bir durumdayız. Teknik altyapı anlamında Urfa’da çok büyük bir sağlık problemi görmüyorum. Yatak kapasitesi itibariyle bir problem yok, teknik donanımda bir problem yok. Ama insan kalitesi dediğimiz beşeri sermaye anlamında bir takviyenin yapılması gerekiyor.

 

Hastanelerin yeterli olduğunu, çalışanların yetersiz olduğunu mu düşünüyorsunuz? 
Yatağa düşen nüfus ne kadar, buna baktığımız zaman son açılan hastane ile birlikte, OSM’nin devlete devredilmesiyle birlikte yatak, yatırım anlamında ciddi bir ihtiyaç tamamlanmış durumda. Bu, hem siyasetçilerin hem de karar alıcıların işini kolaylaştıran bir durum. Ciddi bir yatırım stoku var burada. Bundan sonra buranın ciddi bir personel takviyesi ile birçok sorunun aşılacağını düşünüyorum.

 

Şanlıurfa’da yine de hastane ihtiyacı var. Özel hastaneler konusunda girişimde bulunulmuyor mu? 
Özel sağlık sektörünün de kendi sıkıntıları bulunmakla birlikte Türkiye geneline bakıldığı zaman Şanlıurfa çok kötü bir noktada değil. Zincir hastane dediğimiz büyük hastanelerin de ilgilenmesi lazım. Bunun için de Urfa’nın kültürel kapasitesinin, nüfus kapasitesinin tanıtımını çok iyi yapmamız lazım. Burası Güneydoğu ama Şanlıurfa’da güvenlik sorunu yok. Bu algıyı, potansiyeli dışarıya taşıyabilirsek zincir hastanelerin de geleceğini, çok ciddi bir şekilde sağlık personelinin de burayı tercih edeceğini düşünüyorum.

 

Şanlıurfa’da çok sayıda tıp merkezi vardı. Ciddi anlamda dolandırıcılıklar, yolsuzluklar vardı. Devlet dolandırılıyordu. Sizin döneminiz çok sıkıntılı bir sürece denk geldi. Gerek bu yolsuzluklarla mücadele, gerekse de FETÖ ile mücadele dönemine denk geldi. Bunlarla mücadele ederken hastanelerle sözleşmeler fesih edildi, dolayısıyla onlar da kapatmak zorunda kaldılar. Bununla ilgili olarak özellikle kapanan hastanelerin size yönelik yürüttüğü bir algısı var. Aday adayı olduktan sonra da bu algıyı artırarak devam ediyorlar. Nasıl bu sürece gelindi, neler yaşandı bu konuda? 
Bir bürokrat olarak SGK’da en çok zorlandığım, en çok dertlendiğim, anlatmakta zorlandığım hususlardan biri. Öncelikle tıp merkezlerinden söz edeyim, 17 Aralık 2015’te ben SGK başkanlığına atandığımda Türkiye’de 500’e yakın tıp merkezi vardı. Bunları yaklaşık 90’ı Urfa’daydı ve 76’sı faaliyetteydi. Tıp merkezleri nasıl bir sağlık hizmeti sunuyordu, onu hemşerilerimin takdirine bırakıyorum. Ama şöyle bir durum var; kimse kendi memleketinde kötü olarak anılmak istemez. Bunu hiçbir bürokrat, siyasetçi yaşamak istemez. 2012’de BİMER’e bir dilekçe ile müracaat ediliyor. Şanlıurfa’da tıp merkezleri var. Bunların büyük bir kısmı TC ticareti yapıyorlar. SGK’ya fatura ediyorlar. Paranın önemli kısmı terör örgütlerine gidiyor, bunlar hakkında işlem yapılsın.

 

Sizden önceki dönemden bahsediyorsunuz değil mi? 
O dönemde Çalışma Bakanlığında bile değilim, mecliste iç denetçiyim. Devlete bir evrak intikal ettiğinde tabi onun bir tekabül süreci var. Evrak başbakanlığa gidiyor, başbakanlıktan emniyet ilgili birimlerine intikal ettiriliyor. Oradan SGK teftiş kurulu başkanlığına intikal ettiriliyor. Ve bir şekilde de Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettiriliyor. 2012’nin sonundan itibaren bu tıp merkezlerinin iş ve işlemleri gözlem altına alınıyor. Ben göreve geldiğimde Şanlıurfa’da 25 müfettiş görevlendirilmişti. Bunların bir kısmı Harran Üniversitesi’nde yüksek lisans yapıyorlardı. Düşünebiliyor musunuz, demek ki bu müfettiş 2-3 yıldır Urfa’daymış. 25 müfettiş vardı ve bir kısmı artık burada ev tutmuştu. Müfettişler raporlarını tamamlamış, emniyet çalışmasını yapmış, savcılık dosyalarını tekamül ettirmiş, 17 Aralık 2015 tarihi itibariyle göreve geldiğimizde sayısı 26 olan ve FETÖ ile irtibatı tespit edilen merkezlerin anlaşmalarını fesih ettik. Yıllık 1 milyar lira cironun FETÖ’ye gitmesinin önüne geçtik. FETÖ’nün hastanelerinin sözleşmelerini fesih ettikten sonra 31 mart 2016’da bu sefer de KCK ile irtibatı tespit edilen tıp merkezleri ile yolsuzluk yapan tıp merkezlerinin feshi gündeme geldi. Listeler oluşturulmuş, isimler belirlenmiş. Bakan Süleyman Soylu’nun verdiği talimat, sözleşmeleri feshediyoruz. Tıp merkezleri ile ilgili kısım bu. 2017 yılında tespit edebildiğimiz, ulaşabildiğimiz tıp merkezlerinin sahiplerinden tahsil edilen para 85 trilyon. Sadece 2017 yılında. Kuruma verdikleri zarar katrilyonlardan bahsediliyor ve bunların tamamı müfettiş raporları ile tespit edilmiş, Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edilmiş, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından haklarında işlem yapılmış, dolandırıcılıktan, sahte evraktan ve kamu kurumunu zarar uğratmaktan haklarında işlem yapılmış.

 

Sözleşmesi fesh edilen tıp merkezlerinin hepsi Şanlıurfa’da mıydı? 
Hayır, mesela Gaziantep’te biz 2 tane hastane ile biz sözleşme feshini yaptık. 2 hastanenin yatak kapasitesini hesapladığımızda Urfa’da sözleşme feshettiğimiz değil, sözleşmeleri devam eden hastanelerin yatak kapasitelerinden daha fazlaydı. 600 yatak kapasiteli bir hastane ile sözleşme feshimiz oldu. Tıp merkezleri ağırlıklı olarak Urfa’da olduğu için Urfa merkezli yürüdü. Burada bir bürokrat olarak benim inisiyatif kullanmam söz konusu olmaz. Kaldı ki haklarında müfettiş raporu olan, emniyet tespitleri olan, savcılığın tespitleri olan bu tip yerlerin de herhalde sözleşmelerinin fesih edilmeleri, yani SGK işlemlerinin bitirilmesini en çok Urfalıların istemeleri lazım. Çünkü onlardan topladığımız SGK primlerini onlara ödüyoruz biz. Ortada bir sağlık hizmeti de yok. Düşünebiliyor musunuz, bir tıp merkezi satılığa çıkarılıyor, ‘tıp merkezimiz 5 bin TC’si ile devredilecektir’ deniliyor. Elinde 5 bin TC var, 65 yaş üstü ve kronik hasta. Niye 65 yaş üstü ve kronik hasta? Onlarda çünkü avuç içi okuma yok. 5 bin TC’yi her gün giriş yaparak, muayene etmiş gibi yaparak bunların faturalarını SGK’ya gönderecek. Aylık cirosu 1 trilyon olan tıp merkezleri vardı.

 

Babanızla ilgili bir durum vardı haberlere yansıyan? 
Çok vahim bir durum hakikaten… Bürokrat olduğumuz için her şeyi çok rahat konuşamıyoruz ama babam GATA’da yatarken, Atatürk Araştırma’nın yoğun bakımına kaldırmak zorunda kaldık. Kan tahlillerinin yapılması için provizyon dediğimiz sisteme girişin yapılması gerekiyor. Bizim SGK’nın medula sistemine göre de bir kişi bir yerde yatıyorsa ikinci bir yatış mümkün değil. Doktor beni aradı, ‘amcanın kan tahlillerini yapamıyoruz çünkü bir klinikte yatıyor’ dedi. Babam nerede yatabilir, olsa olsa GATA olur diye baştabibi aradım, ‘babamın çıkışını geçici olarak yapsanız da tedavilerini yapacağız’ dedim. O da ‘ben amcanın çıkışını yaptırdım izinli olarak’ dedi. Hemen kuruma döndük, medula üzerinden sorguladık. Şanlıurfa Birecik’te bir tıp merkezinde yatıyor. E o zaman yeni SGK’ya atanmışım. Bana birileri operasyon mu, şantaj mı yapacak diye düşündüm. Hemen bir müfettiş görevlendirdik, meduladaki fotoğrafları çektik, babamın tıp merkezinde yattığına dair çıktıları aldık. Müfettiş gitti, babamın yoğun bakımda olduğunu, hastane protokol defteri ile fotoğrafları ile tespit etti ve ikinci gün Birecik’e doğru yola çıktı. Yaklaşık 1 sonra müfettiş geri döndüğünde babam gibi 25 tane yurt dışında olan vatandaşın orada muayene edildiğini, aynı zamanda cezaevindeki bir kısım personelin, bir kısım vatandaşların orada muayene oldukları, tayinleri çıkan öğretmenlerin orada muayene oldukları tespit edilmişti. Müfettişin tavsiyesi ve talebi üzerine sözleşmesi feshedildi. Dolandırıcılıktan dolayı Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildi. Durum o zaman ki bakan Süleyman Soylu’ya intikal ettiğinde hemen çık kamuoyuna açıkla dedi. Çıktık açıkladık, şimdi 2 yıldır o tıp merkezinin sahibi arkadaş sürekli ‘Selim Bağlı kripto FETÖ’cüdür, Selim Bağlı KCK’lıdır, Selim Bağlı hırsızdır, benim ekmek teknemle oynadı’ diyor. Eğer hemşerilerim burayı bir ekmek teknesi olarak görüyorlarsa takdiri onlara bırakıyorum. Zaten söylenecek söz kalmamış diyorum.

 

Hastanelerle ilgili? 
Hastanelerle ilgili meseleyi biliyorsunuz. Ortadoğu Sağlık Merkezi (OSM) 01.01.2016’da henüz 15 temmuz olmadan sözleşmesini feshettiğimiz 26 hastaneden birisiydi. Herhalde bu konuda kamuoyunun da soracak çok bir şeyi yok. 15 Temmuz sürecinde de zaten hastane KHK ile devlete devredildi. Diğer iki hastanemiz yine ticari sır içinde olduğu için onlarla ilgili dönemin Şanlıurfa Valisini, dönemin Şanlıurfa Başsavcısını, emniyeti ve en bizim müfettişlerin yaptıkları çalışmaların ardından sözleşmelerin feshi gündeme geldi. Tabi bir hastanenin feshi orada çalışanlarla birlikte istihdamın geriye gitmesi demek, bir de sağlık hizmetinde bir tıkanıklık demek. Hastaneler tıp merkezleri gibi değil, sağlık hizmetinde ciddi bir ihtiyacı karşılıyorlardı. Konu sayın bakanımıza iletildi. Sayın bakanımız bunun istişaresini ilgili mercilerle yaptı. Ve sözleşmeler feshedildi. Sözleşmeler feshedildikten sonra gerekçelerini defalarca izah etmeme rağmen, bunu ilgililere usulünce anlattık. Hastanelerden biri daha sonra bir devir durumu ile karşı karşıya geldi ve Sayın Bakanımız Ahmet Eşref Fakıbaba’nın da gayretleriyle durum Sayın Jülide Sarıeroğlu tarafından değerlendirildi. Notlar Sayın Cumhurbaşkanına intikal ettirildi ve Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda hastanelerden biri ile sözleşme yapılması diğerinin beklemesi konusunda bir karar bize tebliğ edildi. Bir bürokrat olarak benim bunun dışında yapabileceğim bir şey olamaz. Durum bundan ibaret ama bu işler sadece Urfa’da olmadı. Diyarbakır’da o kadar hastanenin sözleşmesini feshettik.

 

Üniversite hastanelerinin durumları peki? 
Fatih Üniversitesi vardı, Turgut Özal Üniversitesi vardı, Zirve Üniversitesi vardı. Onlarla sözleşmeler feshedildi ve bir kısmı FETÖ, bir kısmı da KCK’dan dolayı olmak üzere bir herhalde Güneydoğu’da 200-300’e yakın bir eczanenin sözleşmesinin feshi söz konusu oldu. Ama Urfa’da, tabi SGK başkanı Urfalı olduğu için doğal olarak hemşerilerimiz bu konuyu sık sık gündeme getirdiler.

 

Bütün görev alanlarınızda mı Şanlıurfa ile ilgili böyle mücadele denk geldi? Örneğin sigortalı çalışan-çalışmayanlarla ilgili, müteşebbisler… Pozitif ayrımcılığınız oldu mu mesela? 
Şimdi tabi yaptığımız bir takım şeyler ne kadar kanuna uygundur, ne kadar değildir, insan onları konuşmakta zorlanıyor ama Şanlıurfa’ya pozitif ayrımcılık yapıp yapmadığımı organize sanayi müdürüne sorabilirler. Sanayi ve Ticaret Odasına sorabilirler, Ticaret Borsasına sorabilirler. Urfa’nın sanayicisinin, işvereninin, müteşebbisinin bir sorunu, bir sıkıntısı olduğunda bir telefon kadar kendilerine yakındım. Yani benim bir problemim oldu, Selim Bağlı’yı aradım ama mevzuata uygundu ama hızlandırmadı diyen bir hemşerim varsa buyursun gelsin, ben de burada söz veriyorum ben bu işi bırakacağım.

 

Son olarak Şanlıurfa’nın bu sorunlarından yola çıkarak, milletvekili olarak yapabileceğiniz neler var?

Başta da belirttim, bütün siyasetçiler hizmet etmek ister. Biz de hizmete talibiz. Bir bürokratik tecrübem var. Ankara bürokrasisini biliyorum. Bürokraside işlerin nasıl yürüdüğünü de biliyorum. Ben bütün bu birikimle birlikte, inşallah ekip arkadaşlarımızla birlikte, eğer seçilirsek bu işin takipçisi olacağımı ve sonuç alabileceğimizi düşünüyorum.

ajansurfa

Anahtar Kelimeler:
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Bozova 3 ay önce

Günlerdir, güzel Urfamda haber yaptığını zanneden bir internet haber sitesi adama etmediğini bırakmıyor. Bakın adamı almıslar karsilarina, sormuslar sorularını. Urfastar ailesini tebrik ediyorum. Ilkeli, durust ve siparis haber yapmadıklari icin alkisliyorum.

banner195