banner227

Öztürkmen, kurtuluş reçetesini sundu!

Ziraat Mühendisleri Odası Şanlıurfa Şube Başkanı Doç.Dr. Ali Rıza Öztürkmen, Şanlıurfa'da tarım arazilerinin betonlaşmasına göz yumulmasından yakındı. Betonlaşmanın önüne geçilecek reçeteyi açıklayan Öztürkmen, "Tarım Bakanlığının Suruç, Harran, Viranşehir, Ceylanpınar gibi ovaları hızlı bir şekilde büyük ova statüsü altına alması lazım. Adeta bir tarihi sit alanı gibi, yani buraya bir çivi çakılmayacak. Yoksa bu tarım arazilerini başka türlü kurtaramayız" dedi. 

RÖPORTAJ: UĞUR BUDAK
Bu haftaki röportaj serimize Ziraat Mühendisleri Odası Şanlıurfa Şube Başkanı Doç.Dr. Ali Rıza Öztürkmen ile devam ettik. Aynı zamanda Harran Üniversitesinde de öğretim üyeliği yapan Doç. Dr. Ali Rıza Öztürkmen ile Ziraat Mühendisleri Odası Şubesinin çalışmalarını, tarım alanlarının imara açılmasını, anız yangınlarını,  ülkemizin geleceğindeki tarımı ve benzeri konuları konuştuk. Sorularımıza içtenlikle cevap veren Öztürkmen, en çok da Urfa'da tarım arazilerinin imara açılmasından yana şikayetçi oldu.

Şanlıurfa'da tarım arazilerinin imara açılmasına 'dur' diyen kimsenin olmadığını belirten Öztürkmen, "Tarım Bakanlığının Suruç, Harran, Viranşehir, Ceylanpınar gibi ovaları hızlı bir şekilde büyük ova statüsü altına alması lazım. Adeta bir tarihi sit alanı gibi, yani buraya bir çivi çakılmayacak. Yoksa bu tarım arazilerini başka türlü kurtaramayız" dedi.

Anız yangınlarına da dikkat çeken Öztürkmen, "Çiftçiler masraftan kaçınmak için anızları yakıyorlar, bundan dolayı toprağın organik maddesi bitiyor. Devlet bunları yapanlara yasal işlem uygulamalıdır veya Hükümetimiz anız konusunda da çiftçiyi tarımsal aletlere yönlendirmek için destekleme vermelidir" şeklinde konuştu.

İşte Öztürkmen ile gerçekleştirdiğimiz o röportaj;

Başkanım öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

1967 Şanlıurfa doğuluyum. Babam öğretmen, annem ise ev hanımıdır. Dört kardeşiz, en büyüğü benim. Liseyi bitirdikten sonra iki yıl inşaat okudum, daha sonra Ziraat Fakültesini tercih ettim. Ankara'da Ziraat Fakültesini bitirdim, yüksek lisansımı da tamamladım. Aynı zamanda 6 yıl boyunca 1. ve 2. ligde basketbolda oynadım. Daha sonra Urfa'ya döndüm, 2 yıl belediyede çalıştım. Asistanlık sınavı açılınca Harran Üniversitesine gittim ve 1993 tarihinden bu yana Harran Üniversitesinde çalışıyorum.

 

Şanlıurfa'da Ziraat Mühendisleri Odası Başkanlığını da yürütüyorsunuz. Oda olarak nasıl çalışmalar yürütüyorsunuz?

Odamız Urfa'da şube olarak 20 yılını geçti. Türkiye Mimar ve Mühendisler Odası Birliği Ziraat Mühendisleri Odası da 60. yılını bitirdi. Biz Ziraat Mühendisleri olarak Bin 400 üyeye sahibiz. Türkiye'de 7. büyük oda biziz. Bu gücümüzün farkındayız ve bu gücümüzü gerek diğer STK'larla birleşerek, gerekse bütün tarım camiasıyla bir araya gelerek sıklıkla kullanmaya çalışıyoruz. Biz bu bölgede tarıma nasıl hizmet edebiliriz, ziraat mühendisleri tarımımıza nasıl önderlik eder diye çabalar gösteriyoruz. Bununla beraber mesleğimizin iyileşmesi, saygın hale gelmesi için de bütün toplantılarda, bütün sempozyumlarda varız. Urfa'da her sektörle ilgili sıkıntıları ele alıyoruz ve çözümü için adımlar atıyoruz. Zirai İlaç sektöründe uzun yıllardan beri kaçak bayiler problemdi, bunu hak eden diplomasını almış meslektaşlarımız yeteri derecede gelir elde edemiyorlardı ve rekabet zorlaşmıştı, Tarım il Müdürlüğümüzün de desteği ile ilçelerimizde baskınlar yaparak, kontroller yaparak bunu azaltmaya çalıştık. Bu kontroller önümüzdeki günlerde de artacaktır. Çünkü biz tarımsal zirai ilaçlarının ne kadar tehlikeli olduğunu biliyoruz, bu tehlikeli ilaçların ehli tarafından satılmasını ve mutlaka ehil olan kimseler tarafından da tavsiye edilmesini istiyoruz. İşsiz ziraat mühendisleri içinde bir çalışmamız oldu. Şanlıurfa'da yatırım yapan veya personele ihtiyacı olan bütün tarım kuruluşları hemen bize başvuruyor ve bizde mühendis arkadaşlarımızı onlara yönlendiriyoruz. Şimdi yeni hükümet kurulacak, biz yeni hükümetin de tarıma önem vermesini istiyoruz. Bizim tarım problemlerini bilen, tarım problemlerini TBMM'ye taşıyacak milletvekillerine ihtiyacımız var. Milletvekilleri içerisinde ziraat mühendislerinin de olmasını istedik. Şuanda İbrahim Ayhan var bizim meslektaşımızdır ama tabi ki 12 milletvekilimiz var, bu milletvekillerimizin de tarıma sahip çıkmasını istiyoruz. Şanlıurfa'da tarım önemsenmelidir, böyle olmalı ki biz bir yerlere gelelim.

 

Şanlıurfa'da 1. ve 2. sınıf tarım arazilerinin imara açıldığını görüyoruz. Böyle verimli toprakların imara açılmasını nasıl buluyorsunuz?

Buna her zaman tepki gösteriyoruz. Şanlıurfa'da 2005 yılında 5403 sayılı Toprak Koruma Kanunu çıktı, AK Parti Hükümeti çıkardı. Bu kanun Türkiye'deki 80 ilde uygulandı, 80 ilde Toprak koruma Kurulluları var, 80 ilde bir tarım arazisi imara açılacağı zaman tarımsal alanda bir yapı yapılacağı zaman izne tabidir. Fakat bizim ilimizde çalışmadı. Sebebi ise; 3083 Sayılı Toprak Reformunun onunla çakışmasıymış. Tabi bu çakışmadan dolayı ilimizde Toprak Koruma Kurulu hiç toplanmadı, bende o kurulun üyesiyim. Bu tarım arazilerini kontrol eden bir kuruldu. Fakat yasalar çakıştığı için bu kurul Urfa'da işlemedi. Yaklaşık olarak 10 yıldır ilimizde hiçbir yasal kontrol yok. Tarım arazilerin kontrolsüzce ve verimsizce kullanılmaktadır. Bunun basit bir örneğini vereyim; 2009 yılı uydu verilerine göre, Harran'da 20 Bin dekar arazi betonlaşmış yani köy yerleşim birimleri dışında kontrolsüz bir şekilde tarlalarımızın başında evler yapıyoruz, benzinlikler yapıyoruz. Bugün gidip Harran'da 5 katlı bir bina diksek kimse 'sen bu binayı neden yapıyorsun?' diye hesabını sormaz. Bu büyük bir acı. Biz gelecek nesillerden, 2040 yıllarında dünyada bir besin kıtlığı çıkacağı söyleniyor. Yani bizim bu tarım arazilerimiz çok kıymetlidir. Yarın illa böyle bir kıtlık gelince mi o betonları sökeceğiz. Türkiye'nin tarımda en yüksek potansiyeli olan yerini betonlaştırıyoruz ve buna kimse dur demiyor. Tarım Bakanlığının yapması gereken şey; Suruç, Harran, Viranşehir, Ceylanpınar gibi ovaları hızlı bir şekilde büyük ova statüsü altına alması lazım. Adeta bir tarihi sit alanı gibi, yani buraya bir çivi çakılmayacak. Yoksa bu tarım arazilerini başka türlü kurtaramayız.

 

Her yıl Urfa'da anız yangınları yaşanıyor. Bununla ilgili neler söyleyeceksiniz?

Çiftçimizle konuşuyoruz; Biz buğdayı kaldırdık mısır ekeceğiz ne yapalım? Tarla sürülmüyor diyorlar. Tarla sürülmüyor diye bir şey yok. çiftçimiz 5-10 Bin TL'lik arabalara biniyor ama kendisi 150 Bin TL'lik traktör alıyor. Bu traktör toprağın her katını sürebilecek bir güçtedir. Masraftan kaçınmak için, bir depo mazotu oraya harcamayalım diye toprağı yakıyorlar. Toprağın organik maddesi bitiyor, bitki besin elementleri yanıyor, toprağın yapısı bozuluyor, bakteriler yok oluyor yani iyi toprağımız kötüye gidiyor. Bugün Türkiye topraklarının yüzde 64'ü organik madde bakımından yüzde 1'inaltındadır. Bunun en büyük sebeplerinden birisi organik maddeyi koruyamadığımızdandır.

 

Peki bu anız yangınlarının önüne nasıl geçilebilir?

Hükümetin anız yakan çiftçilerimize yönelik destekleme yapması lazım. Çiftçimizi anız aletlerine özendirmek lazım. Yoksa anız yakan çiftçilerimize yasal uygulamalar uygulanarak özendirmek lazım.

 

Başkanım genelde sebze ve meyve tohumlarını dış ülkelerden ithal ediyoruz, biz kendi tohumumuzu yetiştiremiyor muyuz?

Aslında biz kendi tohumumuzu yetiştiriyoruz. Bir dönem hükümetin bir boşluğu olmuş. Çok karamsar değiliz. Bütün tohumumuzu dış ülkelerden alıyoruz, dışa bağımlıyız diye bir şey yok. Ülkemizde de tohum sektörü iyice gelişti. Bizim yapmamız gereken tohumculuk sektörünü tarımdaki yeniliklere büyük paylar, büyük paralar ayırmak lazım. Yani araştırma ve geliştirme projelerini desteklemek lazım. Yani bu sektör desteklenerek daha iyi yerlere gelebilir.

 

Ülkemizde tarımın geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Ülkemizde tarım olmazsa olmazdır. Ancak son Büyükşehir Yasası ile tarım alanlarının bir kısmı yok edildi. Bu büyük bir hataydı. Urfa büyükşehir değil de Urfa olarak kalsaydı ne kaybederdik ama biz büyükşehirleştirdik, köylerimizi yok ettik mahalle yaptık. Yine de her olumsuzluğu olumlu hale getirebiliriz. Bugün tarımdaki yeniliklere ayak uydurmamız lazım, tarımsal sulamaları desteklemek lazım. Harran'da tarım alanlarının yüzde 20'si kullanılıyor diyebiliriz biz bu alanları daha iyi kullanabiliriz, daha iyi bitkiler yetiştirilebilir veya mevcut bitkiler desteklenerek daha iyi verimler alınabilir. Ben tarım toprakları korunduğu takdirde ülke tarımına bir zarar gelmez diyorum. Ama biz mutlaka tarımı geliştirip, tarımı iyileştirip, teknolojiyi çok iyi kullanmak zorundayız.

 

Şanlıurfa'da tarım ürünlerinden yeteri derecede verim alınabiliniyor mu?

Şanlıurfa tarım alanları açısından Türkiye'de iyi bir potansiyele sahip.Türkiye'de verimli tarım arazilerinin en fazlası Adana'dan sonra Urfa'da bulunuyor. Türkiye'deki tarımsal gelirin de yüzde 10'u ilimizden karşılanıyor dolayısıyla biz Urfa'da istediğimiz her şeyi üretebiliriz. Şanlıurfa'da fındığı da çok iyi üretebiliriz ama yeterli verim alamayız. Çünkü bir bitkinin yetişmesi için iklim, tohum, güneş ışığı ve o bitkinin istekleri söz konusudur. Urfa'da kayısı ağacı diktik çok güzel verim alınıyor, buğdayda, mısırda, pamukta da çok iyi verimler alıyoruz. Her türlü bitki Urfa'da yetişebilir, yeter ki iklim istekleri uygun. Ama bizim çok geniş topraklara sahip olmamızdan dolayı en ekonomik, en iyi girdiyi sağlayabilecek ürün tercih etmemiz lazım. Biz bu topraklardan aha çok verimler elde etmek zorundayız. Şanlıurfa'da iki yılda 3-4 verim alınıyor, bunu daha da çok arttırarak bu topraklardan daha çok verim almalıyız.  Biz bu güce, bu potansiyele de sahibiz. Tarımdan elde ettiğimiz geliri daha da yükseltebiliriz. Türkiye'nin tarım lokomotifi Şanlıurfa olabilir. Biran önce sulama sistemleri bitirilecek, GAP Projesi hızlandırılacak. Hangi hükümet gelirse gelsin hedefine önce bunu koymalıdır. Doğu ve Güneydoğu'daki olayların altında fakirlik var. Bugün GAP Projesine gidecek para 38 Milyon Dolar. Türkiye'nin bu olaylardan dolayı silaha harcadığı para 400 Milyar Dolar. Biz bu paraları GAP'a aktarırsak tarımı iyileştirirsek inanın herkes refah ve huzur içerisinde olacaktır. Biz savaşa harcadığımız bu parayla 10 tane GAP projesi yapabiliriz. Bu olaylar biterse ülkemiz çok zenginleşecek diye bizi devamlı alttan, sağdan, soldan dürtenler var. Biz kendi halimizde kalsak ülkemizin sahip olduğu zenginlikler çok fazladır.Tarımsal sulama iyileşirse, tarım iyileşirse ülkemizin ekonomisi de dünyada bir tane olacaktır. 

 

Son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Türkiye tarım ülkesidir, tabi turizm bunu destekleyici bir yapıdır. Şuanda yeni trendler oluşuyor.tarımı iyi yapıldığı yerlerde turizm de gelişiyor. Eko turizm denilen yapılara oluşuyor. Biz mutlaka ve mutlak topraklarımıza sahip çıkmalıyız. Tarımsal girdileri biran önce düşürebilmemiz lazım. Çiftçiden daha iyi tarım tekniklerini kullanmasını sağlamamız lazım. Şanlıurfa'da yaşayan herkese hayırlı bayramlar diliyorum.

 

 

“Çiftçi masraftan kaçındığı için anızları yakıyor, hükümet bunun için de destek verirse anız yangınlarının önüne geçilmiş olunur” 

banner191
banner217
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner195

banner142