banner227

Tuna kimleri Nemrud'a benzetti?
banner206

Vali Tuna :"Bugün Ortadoğu’yu ateşe veren Nemrutların sonu da hiç kuşkusuz aynı olacaktır'.
Kültür  Konseyi tarafından düzenlenen ‘Medeniyetler Beşiği Orta Doğu ve Şanlıurfa Uluslararası Sempozyumu’ başladı. İki gün devam edecek sempozyumda konuşan Şanlıurfa Valisi Güngör Azim Tuna, “En eski yerleşim merkezlerinden biri olan şehrimizin farklılıkları bir arada âhenkle tutan yapısı; bütün insanlığın birlik ümidini canlı ve taze kılan en güzel örnektir”  dedi. 

Nevali Oteli’nde başlayan ‘Medeniyetler Beşiği Orta Doğu ve Şanlıurfa Uluslararası Sempozyumu’ yarın da yapılacak. Yedi oturum şeklinde düzenlenecek sempozyumda, akademisyenler tarafından Şanlıurfa ile ilgili sunumlar yapılacak. Sempozyumun açılışına Şanlıurfa Valisi Güngör Azim Tuna, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Abdulkadir Açar, Vali Yardımcısı Tarık Açıkgöz, İl Jandarma Komutanı Mustafa Kemal Timuroğlu, İl Emniyet Müdürü Veysel Tipioğlu ve çok sayıda davetli katıldı. Kültür Konseyi Başkanı Dr.metin eriş'in açılış konuşmasının ardından Vali Tuna, sempozyumla ilgili günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yaptı. 

Şanlıurfa Valisi Güngör Azim Tuna, programda yaptığı konuşmada, Sempozyumun anahtar kelimelerinden biri olan “Ortadoğu” kavramının çıkış noktasına baktığımızda aslında mesele bir anda kendini gösterdiğini belirten Tuna, “Ortadoğu” her şeyden önce, kendini dünyanın merkezine koyan Batı’nın verdiği bir isimdir. Bu noktadan hareket ettiğimizde, bu ismi veren Batı’nın bu bölge üzerinde planları olacağı elbette kaçınılmazdır. Ortadoğu ismini veren Batı; tarihî, kültürel derinliği olan;özellikle başta petrol olmak üzere enerji kaynaklarına sahip bu topraklar üzerinde planlar, hesaplar yapmıştır. Yine Asya ile Avrupa’nın, Asya ile Afrika’nın, Karadeniz, Akdeniz ve Hint Okyanusu’nun bağlantı yerinde olması,buralarda hâkimiyet kurmak isteyen sömürgeci devletlerin gözlerini Ortadoğu’ya dikmesine yol açmıştır” dedi.

“Devleti yaşatmak için “önce insan” diyen bir vizyonla ecdadımız, sadece Ortadoğu’da değil, hükmettiği her yerde farklılıkların âhengini, bir arada yaşama kültürünü getirerek huzurun mimarı olmuştur” diyen Vali Tuna, konuşmasında şunları kaydetti;

“ Ecdadımızın çekildiği topraklarda diyebiliriz ki huzur da çekilmiştir.Osmanlı Devleti’nin Ortadoğu’da kurduğu yaklaşık dört yüz yıllık egemenlik süresince bölge uzun süreli bir istikrar ve güvenlik vahasına dönüşmüştür. Oysa Osmanlı’nın zayıflayarak Ortadoğu’dan çekilmeyebaşlamasıyla ekonomik, siyasi ve dinsel içerikli emperyalizm Ortadoğu’ya girmeye başlamıştır. I. Dünya Savaşı’nda kazandığımız Kutü’lAmare Zaferi’ne rağmen maalesef bu bölgedeki karanlık plan ve projelerin önüne geçemedik. İlk Haçlı Seferlerinden beri uğrunda oluk oluk kan döktüğümüz Kudüs ve bu topraklar, maalesef, o günlerden beri huzur yüzü görmedi.

 

Merhum Mehmet Akif’in yazdığı ve Türkçenin hazin bir zaferi olarak nitelendirilen “Bülbül” şiiri, Bursa’nın işgali üzerine yazılsa da aslında ecdad emaneti toprakların namahrem ellerinde tarümar olması karşısında bir feryattır. Biz bugün bu feryadı Ortadoğu’da yürekler burkan zulüm, talan ve vahşet karşısında iliklerimize kadar hissediyoruz. Ve tıpkı Akif gibi şöyle haykırıyoruz:

Hayalimden geçerken şimdi, fikrim hercümerc oldu.

Selahaddin-i Eyyubi'lerin, Fatih'lerin yurdu..”

İşte biz Ortadoğu’ya bu gönül penceresinden bakıyoruz. Hesabi değil, hasbi bakıyoruz. Dili, dini, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun birliğe çağıran bir medeniyetin kalp atışları hâlâ taptazedir. Çünkü bütün farklılıklara rağmen bu coğrafyada kader ve keder birliği, kopmaz tarihî bağlarımız vardır. Bu bağlar, aynı zamanda bugün Ortadoğu’nun barış ümidini de korumaktadır. Bugün bu birlik ruhuna her zamankinden daha çok ihtiyacımız olduğunu asla aklımızdan çıkarmamalıyız.

 2023 vizyonuna Evladı Fatihan olarak büyük bir özgüvenle yürürken, 2053 ve 2071 vizyonlarından bahseden güçlü Türkiye olarak, dün Kutü’lAmare’de hangi cevabı verdiysek bugün de aynı cevabı vereceğimizden -dost düşman- kimsenin kuşkusu olmasın. Kudüs semalarında ezanları susturmayacağımız gibi;sınırlarının güvenliği için ülke olarak bugün bu bölgedeki karanlık planları terör yuvalarında bozacağımız gibi, Şanlıurfalılar olarak da zulme uğrayan mazlum halkları Ensar ruhuyla ağırlamak boynumuzun borcudur.

Çünkü Şanlıurfalılar olarak biz İlahi Kelam’ın “Vellezînetebevveuddârevelîmâneminkablihimyuhıbbûne men hâceraileyhim” şeklinde buyurduğu gibi kendilerine göç edip gelenleri sevenlerdeniz. Ve “Ensar” gibi İlahi Kelam’daki müjdeye, “Allah'ın razı olduğu” kullardan olmak müjdesine mazhar olmak istiyoruz. Yaralara merhem olmak gayesiyle yüreğimizi ortaya koyduk. Çünkü Nemrut’un ateşi, "Ey ateş İbrahim'e karşı serin ve selamet ol" İlahi emriyle bu topraklarda sönmüştür. İşte bu bakımdan “Medeniyetler Beşiği Ortadoğu ve Şanlıurfa Sempozyumu”nun burada olması bizim için ayrıca anlamlı ve değerlidir. Bugün Ortadoğu’yu ateşe veren Nemrutların sonu da hiç kuşkusuz aynı olacaktır.

Birleştirici tutumu ile devleti derleyip toplayan, sömürgeci devletlerin saldırıları karşısında diplomatik manevraları ve uyguladığı politikalar sayesinde kendi ifade buyurduğu şekliyle “devletin kendi hâline kalması” özlemi için gayret eden Sultan II. Abdülhamit’i anmadan geçemeyeceğim.

 “Tarihler ismini andığı zaman, / Sana hak verecek, ey koca Sultan;” şeklinde pişmanlık nidaları yankılansa da hayatında değeri layıkıyla anlaşılamayan II. Abdülhamit, Ortadoğu üzerindeki oyunları görmüş, engin basireti ile tedbirleralmıştır.  Arkeolojik kazılar yapacağını söyleyenlerin kuyular açtığını öğrendiği vakit Sultan II. Abdülhamit Han anılarında şu ifadelere yer vermektedir: “Aradıkları kırık küpler, küçük heykelcikler değil, petroldü.” HattaSuriye ve Hicaz topraklarınınçöl olduğunu, halkın buralarda susuzluktan kıvrandığını, “İnsaniyet Namına” kuyular açtırmaya hazır olduklarını söyleyenlerin asıl maksadının ne olduğunu ayan beyan hatıratında kayıt altına almıştır.

Demirden kolları Hicaz’a kadar, vizyonu ahirete kadar uzanan büyük bir liderdi Sultan Abdülhamit Han. Ecdadın miras ve vasiyetine sadakatle devlet geleneğimizin neşvünema bulduğu bugün, Ortadoğu’da barışın, huzurun, birliğin tesis edileceğine dair ümidimiz her zamankinden daha güçlüdür.

Yine üç dinin kutsal mekânı olan; farklı zamanlardan, farklı kültürlerden aynı lezzette zengin bir mutfağı olan Şanlıurfa’da Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Süryani, Yezidi; Türk, Arap, Kürt, Ermeni vb. farklılıklarla ağızların tadı kaçmamış, bilakis ağızların tadı yerine gelmiştir. Bu yönüyle en eski yerleşim merkezlerinden biri olan şehrimizin farklılıkları bir arada âhenkle tutan yapısı; bütün insanlığın birlik ümidini canlı ve taze kılan en güzel örnektir.”

 

banner191
banner217
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner195

banner142