banner196
banner186

Yanmaz iddialı konuştu...
banner206

Sera Yatırımcıları ve Üreticileri (Sera-Bir) Yönetim Kurulu Başkanı Müslüm Yanmaz, GAP’ın başkenti olan Şanlıurfa’nın JEOTERMAL seracılığında başkenti olacağını belirtti. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Şanlıurfa Milletvekili Faruk Çelik’in Şanlıurfa için bir şans olduğunu vurgulayan Yanmaz, Bakan Faruk Çelik’in destekleriyle Şanlıurfa’da 4-5 Bin dekarda topraksız tarım seracılık yapmayı hedeflediklerini söyledi.

 

RÖPORTAJ:REŞAT UZUN

Bu haftaki röportajımızın konuğu Sera-Bir Yönetim Kurulu Başkanı Müslüm Yanmaz oldu. Yanmaz, Sera Bir Yönetim Kurulu Başkanlığına geçiş sürecinden Rusya Krizine, seracılıktan Urfaspor’a kadar birçok konuları bizimle paylaştı. 1994 -2012 yılları   arasında Harran Üniversitesi Şanlıurfa MYO Tarım Makinaları bölümünde  Öğretim Görevlisi olarak da görev yapan  Sera-Bir Yönetim Kurulu Başkanı Müslüm Yanmaz, Şanlıurfa’da son dönemlerde iş dünyasının parlayan yıldızı olarak ön plana çıkıyor. Vizyon sahibi, girişimci, hayallerinin peşinden koşan Müslüm Yanmaz, özellikle Karaköprü’de inşaat alanında yaptığı Vema Green Park ve Vema Seyirtepe ile adından epeyi söz ettirdi.

 

İşte Müslüm Yanmaz ile gerçekleştirdiğimiz o röportaj…

Müslüm Yanmaz kimdir?

İlk, orta ve lise öğrenimi Urfa'da  tamamlayıp, 1990 yılında D.Ü.Şanlıurfa Ziraat Fakültesinden Ziraat Mühendisi olarak mezun oldum .

1994 -2012 yılları   Harran Üniversitesi Şanlıurfa MYO Tarım Makinaları bölümünde  Öğretim Görevlisi olarak görev yaptım.  2012 yılında akademik görevimden  ayrılarak iş hayatına atıldım.

2004 yılında kurulan  GAP Seracılar Birliği Dernek Başkanlığı görevini  halen sürdürmekteyim.

2007 yılında kurulan ve  merkezi  Ankara'da bulunan Sera yatırımcıları ve Üreticileri Birliği başkanlığı görevini 1 yıldır sürdürmekteyim.  Kısa adı  Sera-bir Türkiye olan Topraksız kültür seracılık işletmelerinin   Sektörün gelişmesi adına yatırım ve ihracat ve sorunlarına   yön veren bir Derneğin başkanlığını ifa etmekteyim.

Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı, KKYDP kapsamında ve Jeotermal Seracılık ve İhracatı Geliştirme kurullarında  danışmanlık ve yöneticilik,

2012-2015 yılları arası bir siyasi partinin  İl  Ekonomik İşler Başkan Yardımcılığı ve Yatırım Tetkik komisyonu ve Tarım Komisyonu Başkanlıkları,

2013-2014 yılında Şanlıurfaspor Kulüp yöneticiliği ve basın sözcülüğü görevlerinde bulundum.

Seracılık ve inşaat sektöründe iş hayatıma devam etmekteyim.

 

Sera-Bir ile ilgili yönetim kurulu başkanlığınız nasıl gelişti?

2004 Yılında GAP Seracılar Birliğini kurduk. GAP Seracılar Birliği, Şanlıurfa ağırlıklı olmak üzere Diyarbakır, Mardin ve  Adıyaman’a da hitap eden bölgeyi kapsayan  bir dernek.  Jeotermali daha etkin kullanmak, jeotermal potansiyeli kullanarak bu bölgenin seracılıkta doğru adres olduğunu göstermek ve Organize Sera Bölgesi kurmak için böyle  bir derneği kurduk, bunun için Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletlerden çeşitli destekler aldık raporlar ve alan halihazır haritalarını çıkardık. 2007 Yılında da Türkiye’de gelişen topraksız tarım kültürüyle birlikte Türkiye’deki  yatırımcıların  seracılıkla ilgili kurmuş oldukları, Sera Bir Yatırımcıları ve Üreticileri Birliği adında bir oluşum başladı.  Biz 2004 yılında GAP Seracılar Birliği, 2007’de Sera Bir Yatırımcıları ve Üreticileri Birliğiyle birlikte Tarım Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı Teşkilat Destekleme Genel Müdürlüğü ile projeleri takip etmeye başladık. Bizim o dönemden beri Sera Bir ile ilgimiz devam ediyordu, onlarla birlikte seracılığın gelişmesine ve sorunların çözümüne yönelik çalışmalar yapıyorduk. 2015 Yılının Eylül ayında TÜBİTAK’ın davetlisi olarak oraya gittik, TÜBİTAK, Tarım Bakanlığı, Enerji Bakanlığı, Sera Bir ve GAP Seracılar Birliğinin birlikte bir ortak akıl çalıştayı gerçekleşti. O çalıştaydan sonra Sera Bir’in yönetim kurulu üyeleri, “Bu görevi artık Türkiye çapında senin yapmanı istiyoruz. Çünkü hem mevzuatla ilgili hem de çalışmalarla ilgili bizi en iyi şekilde temsil ediyorsun” diyerek bu görevi bize tevdi ettiler.

 

Sera Bir’e Rusya kriziyle başladı

Bizde bu görevi 2015 yılının sonuna doğru bu görevi aldık. Bu göreve de Rusya krizi ile birlikte başladık. Özellikle jeotermal seracılığın geliştirilmesinde TÜBİTAK’ın, Tarım Bakanlığının, Enerji Bakanlığının Urfa’yı öncelikli jeotermal bölge ilan etmesi hususunda ciddi çalışmalarımız ve katkılarımız oldu. Bu noktada bizim uzun yıllardır Valilik kanalıyla, GAP İdaresi kanalıyla devam eden çalışmalarımıza şu anda TÜBİTAK da destek vermeye başladı. Bu yılın sonuna doğru yeni alanlardaki kuyu için ihalelerimiz yapılacak.  1500 ile 2000 dekar arasında jeotermal sera yapılabileceği yönünde alan taramasının sonuçları bitirildi, artık kuyuları kazacağız, yer  lokasyonları belirlendi. Bu kuyularla birlikte biz bu bölgede ya özel sera organize bölgesi yapacağız yada biz yatırımcıya, suyu hazır hale getirip yatırıma başlamasını teşvik edeceğiz. Tek marka altında  birlik oluşturup ,  ilk hedefimiz Ortadoğu pazarlarına, Körfez ülkelerine  ihracata dönük  jeotermal seraları kurmak olacaktır.  Türkiye’de de sera üreticilerinin, sera yatırımcılarının bütün inşaat firmalarının girdiği bu sektörde belli bir doğru yapılanmayla, doğru bir sera sistemiyle Hollanda örneğini burada uygulayıp kaynak bakımından Avrupa’da 1. Sırada olduğumuz jeotermal zenginliğimizi en üst düzeye çıkarmamız gerekiyor. Hollanda’da kojenerasyon var, küçük jeneratörlerle doğalgaz çevrim santralleri var. Buradaki yatırımcılar 50 dekarlık, 70 dekarlık, 100 dekarlık seralarda doğalgazı devlet destekleriyle  alıyorlar, kojenerasyon dediğimiz doğalgazdan elektrik üretiyorlar, elektriği devlete satıyorlar ve sıcak suyla da seraları ısıtıyorlar. Bizim burada çok şükür ciddi bir doğal kaynağımız var, yenilebilir kaynak yani doğalgaza da mahkûm değiliz. Bu jeotermali öncelikli olarak seralar, termal turizmde birlikte kullanıp istihdama, ihracata büyük katkılar sunmayı hedefliyoruz.

 

Sizin birlik başkanı olduğunuz dönemde Rusya krizi yaşandı. Seracılık bu krizden nasıl etkilendi, vatandaşın her ürettiği ürünler Rus pazarında ne kadar etkilendi?

Türkiye’nin ürünlerinin yüzde 60’ı Rusya’ya gidiyordu, yani Rusya çok büyük bir pazardı. Şimdi Azerbaycan’dan, Özbekistan’dan ürünler gidiyor ama bizim fiyatlar çok aşağı düştü. Geçen yıl Rusya’da 5 liraya satılan domates bu yıl 20 Lira. Rusya bu krizde büyük kayıplar verdi. Bu psikolojik algı Türkiye’deki domates fiyatlarını da çok aşağıya çekti. Her geçen gün fiyatların daha düşeceğini öngörüyoruz. Buna göre Tarım Bakanlığı ile çalışmalar yapıyoruz. Bizim ilk teklifimiz uçak kargolardaki fiyatların indirgenmesiyle Körfez ülkelerine ihracat yapmaktır. Avrupa Birliği pazarlarına da 1 Nisan da gelen vergi kotasını aşmaya çalışıyoruz.

 

Alternatif Pazar var mı?

Alternatif Pazar Ortadoğu var. Ancak orada da savaş olduğu için yollar kapalı, buraya ya gemiyle gideceğiz o 45 gün alıyor veya kargo uçaklarıyla gideceğiz. Kargo uçakları domatesin fiyatını kurtarmıyor, kargo uçaklarıyla ilgili Tarım Bakanlığının, Hükümetimizin bize ciddi bir indirim yapması gerekiyor ki bu ürünlerimizi doğru dürüst bir şekilde Körfez ülkelerine, Ortadoğu’ya pazarlayalım.

 

GAP’ın başkenti Şanlıurfa, Hükümet çeyrek asırdır yatırıyor yapıyor. 30 Milyar Dolar’ın üzerinde bu bölgeye yatırım yapıldı ama Şanlıurfa çiftçisine bakıldığı zaman atadan dededen gelen tarım sistemiyle devam ediyor, bir yenilik yok, değişim yok. Buna rağmen Devlet yatırımlarına devam ediyor. GAP’tan Şanlıurfa neden faydalanamıyor?

Öncelikli olarak Urfa’nın bir MR ını çekmek lazım. Urfa bir tarım kenti, Urfa’da tarımsal ürünleri ham madde olarak tarımsal sanayinin istediği kıvamda ürün yetiştirmemiz lazım. Biz mimli topraklar dediğimiz yani suyumuz, güneşimiz, bereketli topraklarımızla bu coğrafyada vahşi sulamadan vazgeçeceğiz. Bunun 1. Koşulu tarım kenti olan Urfa’da tarımsal ürünleri düzgün yetiştireceğiz, piyasanın istediği ürünleri yetiştireceğiz, işlenebilecek ürün olmalı. Ege pamuğu diyoruz mesela ama bir markalı pamuğumuz yok. Bizim tarla tarımından çıkıp sebzecilik ve meyvecilik e3 başlamamız gerekiyor. başlayıp, bu ürünleri deağırlık  tarımsal sanayiye kavuşturmamız lazım. Narımız var, zeytinimiz var bunlarla birlikte tarımsal ürünlerin işlenmesiyle ilgili nar fabrikamız kuruldu, zeytinyağı fabrikamız var, bu gelişim bir defadan olmaz. Bizim öncelikle vahşi sulamadan vazgeçmemiz gerekiyor. Damlama sulama,  yağmurlama sulama sistemlerine geçmeliyiz artık teknolojik tarım yapmak zorundayız.  bununla  ilgili güzel örneklerde var çok şükür.  Altunkaya grubunun Urfa’daki 100 dekarlık cam sera yatırımı Türkiye’nin değil Avrupa’nın en modern serasıdır.

 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in Şanlıurfa milletvekili olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tarım kenti olan Şanlıurfa için çok önemli bir şans. Urfa öncelikli jeotermal bölgesi, jeotermal seracılık doğru bir tarım sektörüdür. Bu bölgede Bakanımızla birlikte 2 Bin dekar, 3 Bin dekar, 5 bin dekar seraları yapmazsak bu bizim ayıbımız olur.  Bakan Bey’le görüştük. İnşallah Bakan Bey, Urfa’ya geldiğinde seralarda bir toplantı yapacağız.  GAP’ın başkenti Şanlıurfa diyoruz umarız topraksız tarımın başkenti de Urfa olacaktır.  Çünkü yaklaşık 10 Bin dekar Türkiye’de topraksız tarım yapılıyor,  bunu Urfa’da 4-5 Bin dekara çıkaracak potansiyelimiz var. 10 yıldır, 15 yıldır biz her defasında dile getiriyoruz ama artık Bakanımız da bizim milletvekilimiz inşallah bunu 2-3 yıl içerinde gerçekleştireceğimize inanıyorum.

 

Urfa’da marka olan Vema İnşaatla ilgili de size soru yöneltmek istiyorum. Urfa’nın gelişen yüzü Karaköprü bölgesinde gerçekten de herkesin takdir ettiği bir eseriniz oldu. İnşaat sektörüyle ilgili merakınız nereden geliyor?

Vema İnşaat yaklaşık 20 yıllık bir firma, aile firmamız. Aile firmamızda benim üniversitedeki görev yaptığım sıralarda seracılık ve dernek statüsündeki işlerimiz vardı: 2012 yılında öğretim görevliliğinden ayrılarak  yap sat işinde Vema’da bir marka olmanın yolunu ve hedefini belirledik.. Çok şükür geldiğimiz noktada  iyi durumdayız. En azından Urfa’ya yaşanılabilir, standartları yüksek, kaliteli inşaatlar kazandırmaya çalıştık .  152 dairelik Vema Green Park sitesine başladığımızda bize  dediler ki; “Burası kalabalık burada yaşam olur mu?.”  Urfa’daki en büyük problem yönetim  sistemlerinin kurulmaması. Yani müteahhit iyi bina yapıyor, müteahhit bu binada işini bitirdikten sonra bina sakinleri kendi aralarında bunu yapamadıkları için her kafadan bir ses çıkıyor ve anlaşamıyorlar ve bu nedenle sistemsizlik üzerinden bir bina yapısı ortaya çıkıyor.  Vema Green Park’da bunu baştan önledik  ve sistemi biz kurduk, 2 yıl boyunca da orada sistemi devam ettirdik, şuanda herkes çok memnun, çok ciddi güzel  bir örnek oldu. Biz Vema Green Park’tan sonra Vema Seyir Tepesi’ne başladığımızda insanlar memnun kaldılar ve  gelip daire aldılar. Evet piyasa çok kötü, Suriye krizi var,  gerçekten kaliteli, standartları yüksek daire yaparsanız çok  problem yaşamıyorsunuz.

 

Yerel yönetimler, sizin inşaat sektörüne katkılar sunuyorlar mı? Konut fiyatları yüksek olmasından dolayı şikâyetler oluyor. Bu fiyatların düşmesi için neler yapılması lazım?

Urfa’da dairelerin fiyatı yüksek diyorlar. Urfalılar büyük metrekareli daireler istiyor. İstanbul, İzmir, Ankara’daki metrekareler buralarda yok.  Bizim burada m2sini 1000 liraya, 1500 liraya satamadığımız konutları yüzde 50 ile müttehitlerimiz kat karşılığıyla tutuyor.Kurumsal  Müteahhitlerimiz yok denecek kadar az.. Bunun ana nedeni arsa fiyatlarının yüksek olmasıdır. Arsa fiyatları yüksek olunca 200 Bin liraya mal edeceğiniz bir daireyi, bir 200 bin lira da arsa sahibine verdiğiniz zaman dairenin size maliyeti 400 Bin lira oluyor. Bunu kaç liraya satmalısınız ki kar elde edebilesiniz.

 

Ne yapmak lazım?

Belediyelerimizin yeni yerleşim yerlerinin altyapılarını bitirmesi lazım yani Germüş, Dağ eteği, Akabe gibi yerlerde alt yapı çalışmalarını bitirmemiz lazım. Karaköprü’de şu anda yüzde 36’lık bir boşluk halen var. İnşaat yapılacak alan var, oraya da alt yapı gitmemiş. Bizim belediyelerimizin yolları açıp, kanalizasyonları yapıp alt yapılarını bitirdiği takdirde bu fiyatlar en azından yüzde 30 geri gelecektir.

 

Siyasetle uğraşan bir ailesiniz, sizin aileden bir milletvekili çıktı, sizde aynı zamanda AK Parti’de hem yönetim kurulu üyeliği hem de milletvekili adaylığınız oldu. Siyasetle içli dışlı olmak tüm bu yoğunluğun içerinde nasıl bir meşgale?

Siyaset hayatın kendisi yani biz  dilimizin döndüğünce bilgimizin yettiğince insanlara faydalı olmanın yollarını arıyoruz.  Eğer Urfa’da 4 bin  bin dekar jeotermal sera yapılacaksa benim en büyük siyasetim odur.Evet ailemiz siyasetten geliyor biz de açtıkları yoldan yürümeye devam ediyoruz. 15 yıldır AK Parti çok iyi işler yaptı, daha iyi yapabilmek adına her aile ferdinin her Urfalının kendini yetiştirdiği konularda siyasette de  yer alması gerektiğine  inanıyorum. Çünkü siyaset hayatın gelişimi için olmazsa olmazıdır. Önemli olan milletvekili olmak değil önemli olan halka hizmet eğer bu siyasette yapılıyorsa siyasete girmemiz lazım, iş adamı olarak girmemiz lazım, STK olarak girmemiz lazım.  Urfa’da örnek olan işletmelere de destek çıkılması kanaatindeyim

Urfa sanayi kenti mi yoksa tarım kentimi olmalı?

Urfa tarım kenti ve  Urfa tarımsal  sanayi kenti de olmalı. Urfa tarım kenti ile birlikte tarımsal ürünlerin işleneceği tarımsal sanayiye dönecek.Bereketli topraklarımız var, bu bereketli topraklarımızda iyi tarım yapmadan sanayiye geçiş yapamayız. Biz önce elimizdeki varlığı  iyi kullanalım ondan sonra ilerisine bakalım. Biz toprağımızı iyi kullanıyor muyuz? Hayır. Toprağımızı iyi kullanamıyoruz, iyi ürün alıyor muyuz? Hayır. Peki burdan nasıl sanayiye geçiş yapacağız, nasıl başarılı olacağız. Sen elindeki imkanı iyi kullanmadıktan sonra nasıl başarılı olacaksın.

 

Aynı zamanda sporla da ilgilenen bir kimliğiniz var, Şanlıurfaspor’da bir dönem yöneticilik yaptınız. Şanlıurfaspor’un gidişatını nasıl görüyorsunuz?

Urfaspor da bizim bir parçamız. O dönemde özellikle  arkadaşlarımızın yoğun baskı neticesinde dedik ki evet bizde katkı sunalım  Urfaspor’da yönetimde görev yaptık. O dönem böyle bir projemiz vardı; Sporu seven Urfalı iş adamlarını bir araya getirelim, herkes kendine düşen maddi manevi katkıyı  yapsın, Urfaspor’u Süper Lig’e taşıyalım. Biz bu sevdayla yola çıktık. Fethi Başkanımız da çok değerli yöneticilerimizde taşın altına elini ve gövdesini koydu. Ancak uzaktan kulüp yönetmek çok zor. İstanbul’dan burası yönetilmiyor, en büyük problemimiz bu, Urfaspor Urfadan  yönetilmeli bana göre.  Umarım bu yıl kümede kalırız ve umarım Urfaspor, en kısa zamanda  Süper Lig’e çıkar. Urfaspor’dan ben çok ümitliyim ama dediğim gibi bir takım sıkıntılar var, bu sıkıntıları da görmezlikten gelemeyiz yani bu işi bilenlerle birlikte hareket etmenin yollarını bulmalıyız.

 

Son olarak Şanlıurfalılara ne söylemek istersiniz?

Herkese selam ve saygılarımı sunuyorum. Urfa hepimizin, hepimiz bir takım endişeler taşıyoruz ama biz bu toprakların insanlarıyız, her defasında Suriye’deki savaşla ilgili patlayan bombalarla ilgili insanlar endişelerini dile getiriyorlar. Biz vatanımıza sahip çıkmalıyız, dönün geleceğimiz yer yine burası. O yüzden şehrimizin kıymetini bilelim, iş adamına, sanayicisine, esnafına destek olalım. İnşallah her şey daha güzel olacak ümitliyim.

 

Röportajımız için zaman ayırdığınızdan dolayı teşekkür ederiz.

Ben sizlere teşekkür ederim.

 

 

Sera-Bir Yönetim Kurulu Başkanı Müslüm Yanmaz, Gazeteci Reşat Uzun’un sorularını yanıtladı. 

banner191
banner217
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Ahmet Demir 10 ay önce

İnşAllah sizin sayenizde gerçekleşir başkanım

banner195

banner142