IŞİD’i Gösterip Sıtmaya Razı Edileceğiz…

 Komplo teorilerinin temel mantığı görünen olayların arkasında bilinmeyen nedenlere dair tartışmalardır. Bu teorilerin en çok üretildiği ya da gündeme geldiği konuların başında da terör eylemleri gelir. Her konuda bir komplo teorisinin üretilmesinin varacağı nihai yerin paranoyaklık olduğu söylenebilir.

 

Bana göre beşeri bilimlerden ziyade doğa bilimlerinde komplo teorilerinin bir anlamı ve işlevi vardır. Doğa bilimlerinde yeni buluşların, teorilerin ve tezlerin geliştirilmesine giden yol görünenin arkasında bilinmeyeni aramaktan geçer. Eğer tabiat olaylarının arkasında gördüğümüzden farklı dinamikleri aramasaydı bilim adamları belki de astronomi ile ilgili Kilise’nin tezlerinin dışına çıkılamayacaktı.

 

Kaldı ki doğa bilimlerinde uzun bir süre işi komplo ile idare edebilirsiniz ama sosyal alanı hep bu tarz afaki konularla sevk ve idare edemezsiniz. Hele siyasi alandaki çatışma ve dinamikleri tamamen dış mihrak ya da düşman metaforu üzerinden anlamlandıramazsınız. Bir süre sonra bu retorik iflas eder.

 

Buna rağmen son dönemlerde yaşananlara İŞİD meselesinde tamamen komplocu düşünüyorum. Bana göre İŞİD’i organize edenler bizi temel kuralları paranteze alınmış bir inanca razı etmek istemektedirler. Geçenlerde de yazdım, ister farkında olsun ister olmasın, Ali Bulaç’a “F. Gülen, İslam coğrafyasında mezhepsel çatışmalardan uzak güvenli limanlar inşa ediyor” ayarında yazılar yazdıran irade ile İŞİD’e hunharca katliamlar yaptıran irade aynıdır. Bizi temel pratikleri içinden alınmış bir inanca icbar etmek isteyen bir komplo var.

 

İslam insanlığın krizine çare olarak nazil olmuş son ilahi mesajdır. Tüm zamanları ve çağları aşan mesajı ile kaosu bitirmek için gelmiştir. İnsanlığın şiddete bulaştığı, adaleti unuttuğu, merhameti ve sevgiyi hayatından kovduğu için nazil olmuş ve bunları yeniden kurma mesajıdır.

 

Efendimiz dini tanımlarken “nasihattır” diyor. Nasihatın anlamı samimiyettir. Sevgidir. İnanmaktır. Bir kimseyi, bir şeyi içten ve yürekten-gönülden sevmektir. Ona bağlanmaktır. Kısaca nasihat, sevgi, sadakat ve samimiyet demektir.

 

Şu an var olan bu kaotik durumu kendi ideolojik ve siyasi tezlerine karine haline getirmek isteyen din karşıtları yeterli malzeme bulmakta sıkıntı çekmiyorlar görüyoruz. Aynı zamanda geleneksel İslam anlayıştan utananların el avuç ovuşturduklarını da bizzat görüyoruz. Ama bu durumun da bize yönelik bir sınav olduğunu bir kez daha idrak etmek durumundayız. Her bir sınav bizi sahip olduğumuz inancımızla aramızda ne kadar samimi bir bağ kurduğumuzu da göstermektedir. En kritik anlarda, inanmanın ateşten gömlek olduğu günlerde en geleneksel değerleri ve temel ilahi buyrukları ile ona inanmaya devam etmek durumundayız.

 

Kelam-ı Kadim bize namazı da emrediyor, adaleti de, akrabaya yakınlık göstermeyi de emrediyor ehli kitabın hukukuna riayet etmeyi de. Tabiatın da mümin olduğuna inanmayı da emrediyor cihadı da.

 

“Günün koşullarına uymayan” emirleri yeniden yorumlamanın bir sınırı olmayacaktır. İslam tarihinde yaşanan tarihsel tecrübeleri bizzat ilahi mesajlar haline getirmeden sahip olduğumuz gelenekten utanmadan değerlerimizi korumaya devam etmeliyiz. Çetin bir sınavdan geçtiğimizi bilmeliyiz. Zor günlerdir bunlar. Yapılmak istenen inancımızda bir gedik açmaktır. O zaman her türlü beşeri projenin rüzgarına kolaylıkla kapılabilen konu mankenlerine dönüşürüz. İŞİD’ten insanlık adına utanalım, İslam adına değil zira bu harici-haşhaşilerin İslam ile inanç anlamında bir ilişkileri yoktur.

 

Birileri bize İŞİD’i gösterip bir şeylere veya birilerine razı olmaya mı zorluyor yoksa? İŞİD’i gösterip temel pratiklerden arınmış salt ruhani özelliği olan bir dine razı edilmek mi…

YORUM EKLE

banner195

banner142