Hürriyet Yazarı Soysal Harran'ı yazdı...

Hürriyet Yazarı Soysal Harran'ı yazdı...
banner206

Hürriyet Gazetesi Yazarı Sahrap Soysal, bugün ki yazısında Harran ilçesini kaleme aldı. Harran ilçe Kaymakamı Ömer Faruk Çelik'in büyük önem verdiği Gastoronomi merkezi bu kez ünlü bir yazara konu oldu. İşte O yazı...

Harran Gastronomi Merkezi’nin açılışında bulunmak üzere Harran’a gittim. Harranlı ve Suriyeli mülteci kadınlara meslek edindirmek, kadın istihdamına katkı sağlamak, yöreye özgü yüzlerce yıllık yemek kültürünü korumak amacıyla açılan bu merkeze hayran kaldım.

Harran’ın ilk çağlara kadar uzanan çok parlak tarihi olduğunu ben de yaptığım ziyaretlerle öğrendim. Bir dostum ise İtalya’nın Alberobello Kasabası’nda Harran’ın kümbet evlerinin taştan yapılmış birebir kopyasını gördüğünü anlatmıştı.
Alberobello bölgesindeki “trulli” evlerinin, Harran’daki kümbet evlere olan benzerliğinden yola çıkarak, Türkler ve İtalyanlar arasındaki ortak noktaları tatlı tatlı konuştuğumuz bu sohbetimizi başka bir yazımda sizlerle paylaşmak isterim.
Anadolu’nun en eski yöresel mimari örneklerinden olan bu konik kubbeli evler kerpiçten inşa edilip, dış yüzeyi balçık çamurla sıvanıyor. Kubbesinde tuğla da kullanılmakla beraber, tepesi açık bırakılıyor.
Böylece güneş ışığının içeriye girmesi, ev içindeki fazla dumanın ise dışarıya çıkması sağlanıyor. Yazın serin, kışın sıcak olan bu evler, bölge iklimiyle de son derece uyumlu inşa edilmiş.
Her kubbenin bir odayı işaret ettiği bu evlerin harcında gül yağı ve yumurta akı kullanıldığı rivayeti de vardır.
Tarihinin 250 yıl öncesine kadar uzandığı tahmin edilen bu evlerin en güzeli, en iyi korunanı ve en çok ziyaret edileni Halil Özyavuz’a ait. Doğduğu, büyüdüğü, 45 yıl yaşadığı bu evde, eşi 6 kız, 8 oğlan doğurmuş. “Size maşallah Halil Bey, biz ancak üç çocuk doğurabildik” dediğimde gözleri parladı ve karısının şimdi bile torunların peşinde nasıl koştuğunu anlattı.

KADINLARA İŞ İMKANI

Harran Kaymakamlığı’nın öncülüğünde, GAP Bölge Kalkınma İdaresi, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ve Harran Belediyesi’nin katkılarıyla kurulan Harran Gastronomi Merkezi’nin açılışında bulunmak üzere Harran’a gittim.
Harranlı ve Suriyeli mülteci kadınlara meslek edindirmek, kadın istihdamına katkı sağlamak, yöreye özgü yüzlerce yıllık yemek kültürünü korumak amacıyla bu mutfak inşa ediliyor.
Aynı zamanda bu merkez mutfakta açılan gastronomi kursunda, çoğunluğu Suriyeli olmak üzere, katılan tüm kadınlara yemek-kültür, hijyen eğitimi de veriliyor.
Yerli ve yabancı turistlerin asırlık lezzetleri tatma imkanını bulacağı bu gastronomi merkezinde çalışan tüm kadınlar, yemek yaparak geçimlerine de katkıda bulunacaklar.
Açılış sonrasında kurulan sofralarda Harranlı ve Suriyeli kadınların yaptığı muhteşem yöresel yemekleri afiyetle yedik. Bir çeşit entegrasyon mutfağı yemeklerinin sunulduğu sofrada her şey çok lezzetliydi.
Özellikle Suriyeli Besime’nin yaptığı bol baharatlı, yassı şekilli içli köfteye bayıldık. Lebeni çorbası, bostana salatası, semsek böreği, isotlu kıymalı ekmek, nohutlu bulgur aşı, patlıcan kebabı ve muhteşem şıllık tatlısından oluşan bir menünün tadına baktık.

Harran’da gastronomi merkezi


PAMUK DİYARI

Uçsuz bucaksız Harran Ovası’nın merkezinde kurulan bugünkü Harran ilçesi, ilk çağlardan itibaren yukarı Mezopotamya’nın en parlak, altın şehri olmuş. Kuruluşu ilk çağlara tarihlenen, birçok ünlü ilim ve bilim insanı yetiştiren Harran Üniversitesi ise Orta Çağ’da matematik, tıp ve astronomisiyle ün kazanmış.
Aynı zamanda Harran; ay, güneş ve gezegenlerin kutsal sayıldığı Eski Mezopotamya’da çok önemli bir inanç merkezi olmuş.
Mezopotamya ve Anadolu arasında gidip gelen tüccarların da en önemli uğrak noktalarından olan Harran’ın kaderi, su kaynaklarının kuruması ve kuraklık nedeniyle değişmiş, terk edilmiş. GAP Projesi ve Fırat Nehri sayesinde bugün tekrar suya, berekete kavuşan Harran Ovası’nda arpa, buğday, pamuk, mercimek, mısır gibi ürünler yetişiyor.
Türkiye’de üretilen pamuğun yarıdan fazlasının Harran Ovası’ndan gelmesi benim için çok şaşırtıcı ve sevindirici bir haber oldu.
Food in Life Dergisi ve sevgili Gökmen Sözen’in desteklediği, organize ettiği, bizleri de içine kattığı bu tür gastronomik projelerin artmasını diliyoruz. Kadının eğitildiği, ekonomiye katıldığı, kadın istihdamının artırıldığı her projede işbirliği yapmak, destek olmak bana çok büyük bir mutluluk veriyor.
Güven ortamı sorununun olmadığı, çok güleryüzlü ve misafirperver insanların memleketi Şanlıurfa’dan ayrılırken, sıra gecesindeki türküler dilime dolanmış, yediğim çiğköftenin tadı damağımda kalmıştı.
İsot Festivali için yine sana geleceğim güzel Şanlıurfa.
Şimdilik hoşça kal!

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner195

banner142