İbo Show gündemden düşmek bilmiyor

İbo Show gündemden düşmek bilmiyor

Uğradığı silahlı saldırı sonucu ekranlara veda eden Urfalı ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses, 9 yıl aradan sonra tekrar İbo Show'la hayranlarına merhaba dedi.

Her hafta birçok ünlüyü konuk eden Tatlıses, bir o kadar gündemden düşmeyen sosyal medya linç edilmeye çalışılıyor.

Sabah gazetesi Yazarı Yüksel Aytuğ, yüreklere su serpen yorumlarını kaleme döktü. 

İşte o yazı...

Olacak şey değil... Star TV'deki İbo Show'a katılan ünlüler, sosyal medyada linç ediliyor. Bu hafta Haluk Levent'e, Mazhar Alanson'a, İbrahim Tatlıses'e yazılanları okuyunca dehşete kapıldım. Omurgasızlarmış, hainlermiş, yandaşlarmış... Hele Haluk Levent'e yazılanlar...

Yahu o Haluk Levent değil mi ki Türkiye'nin en etkin sivil toplum örgütlerinden biri haline getirdiği Ahbap ile herkesin yardımına koşan? Eziyet gören eşeğe, kesimhaneden kaçan danaya bile sahip çıkan? Haluk Levent, Ahbap'ın varlığından habersiz kişilere de iyiliğin sesini ulaştırmak için o şova katılmıştı. Keza, kimi görüşlerine katılmasam da Mazhar Alanson da öyle... Nedir bu kutuplaşma, bu cepheleşme, bu ötekileştirme? Türkiye'yi tam ortasından 'yandaş' ve 'muhalif' diye bölmenin kime ne faydası olacak? Siyasetinizi yapın, icraatları eleştirin, yasal ölçüler içinde protestonuzu da yapın. Ama sanatçıları niye bölersiniz? Bu kutuplaşmanın, bu gerginliğin bugüne kadar memlekete herhangi bir faydasını gördünüz mü? "O gazeteye niye röportaj verdin?", "Bu televizyona niye çıktın?" "O liderin yanında niye fotoğraf çektirdin?" Sıkılmadınız mı, yorulmadınız mı artık çarpmaktan, bölmekten, toplamaktan, çıkartmaktan... Geçin televizyonun karşısına eğlenin işte... Memleket evine kapanmış. Ekonomik zorluklar herkesin boğazına çökmüş. Bırakın da cumartesi gecesi millet sevdiği sanatçıları İbo Show'da izlesin. Müzisyenlerin işsizlikten kan ağladığı bir dönemde onlara destek vermek varken, bu 'taciz' niye?

Toplumca bir hastalığa yakalandık. Tıbbi adı Bipolar Bozukluk. Ya da manik depresif atak. Ne anlama mı geliyor? Duyguları hep uçlarda yaşamak. Ya melankoliye gömülmek, ya psikopat gibi tepki vermek. Arasını bir türlü bulamıyoruz.

Biri acilen bizi kanepeye yatırmalı ve çocukluğumuzdan başlayarak anlattırmalı...

İyi ki varsın Zeliha Nine

Yalova'da yaşayan 117 yaşındaki altın yürekli büyüğümüz Zeliha Barlas televizyonda sınır boylarındaki Mehmetçiği görmüş. İçine bir kaygı düşmüş, "Ayakları üşür mü?" diye. Tam 115 çift çorap örmüş onlar için. Durumu Genelkurmay Başkanlığı'na iletmişler. Üç gün sonra iki subay kapılarına gelmiş, 'emanetleri' almak için. Karşılığında ninemize bir sancak hediye etmişler.

Zeliha Nine'nin gözlerindeki mutluluğu, gururu görmediyseniz, çok şey kaçırmışsınız demektir. Rastlamamanız da normaldir. Çünkü haber ne yazık ki bültenlerin son sırasında, gazetelerin iç sayfalarının eteklerinde yayınlandı. Oysa bize insan olduğumuzu, kalp taşıdığımızı, merhamet duyduğumuzu hatırlatan bu haberlere o kadar ihtiyacımız vardı ki...

Zamanında Eren Bülbül kardeşimize söyleyememiştik. Şimdi hayattayken sana seslemek istiyorum Zeliha Nine: İyi ki varsın...

Hıncal'a anlatır gibi

Pazar günü Hıncal Uluç ağabeyim Tebessüm köşesinde anlattığı fıkranın altına bir not iliştirmiş: "Bu fıkrayı çift cinsiyetli solucanların çiftleşmesinin çocuklarda travma yaratacağını söyleyen Yüksel Aytuğ kardeşime ithaf ediyorum" diye...

Öncelikle ben çift cinsiyetli hayvanları anlatan belgeseli değil, orada anlatıcının söylediği "Partner ararken fazla seçici davranmamak gerekiyor" şeklindeki eşcinsellik propagandasının çocuklar üzerinde yaratabileceği zararlı etkiyi eleştirmiştim. Derdimi anlatmak için Hıncal ağabeyle bir süre mesajlaştık. Nihayetinde tatmin edici cevaplar alamadım. Sonunda meseleyi "Bu bir kültür sorunudur"a bağlayıp, beni inceden eşcinsellik konusunda kültürsüz olmakla (!) filan suçladı.

Neyse, derdimi Hıncal Uluç gibi son derece kültürlü, aydın, zeki bir meslek büyüğüme bile anlatamadığıma göre bende bir sorun var demektir. Bundan sonra her yazımı 'Hıncal'a anlatır gibi' kaleme alacağım.

Gaf kürsüsü

Şanlıurfa'daki tarihi Germuş kilisesinde kebap yapıp, görüntülerini sosyal medyada paylaşan Yusuf Can Güçtekin akıllara zarar bir savunma yaptı: "Aslında ben tarihi eserlerin korunması için farkındalık yaratmaya çalıştım."

Zap'tiye

Eve kapandığımız pandemi döneminde kitap okuma sayımız bir tane bile artmamış. Tembelliğin kitabını yazmaktan vakit bulamamış olabiliriz!..

Ne demiş?

"Dün kendimi yemeğe çıkardım. Acayip bir buluşmaydı yaa..." (Şarkıcı Aleyna Tilki'nin beyin yakan sosyal medya paylaşımlarından biri daha)

Güncelleme Tarihi: 19 Ocak 2021, 21:49
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner195

banner142