banner196
banner186

Davutoğlu çok sert konuştu
banner206
 Başbakan Ahmet Davutoğlu SHOW TV'de katıldığı canlı yayın programında, "HDP'li vekiller Cudi Dağı'nda ne arıyor. Kime canlı kalkan oluyorlar? Kalkan olmaya gittikleri katiller, Silvan'da 12 yaşındaki Fırat'ı katleden kimseler. Eğer HDP'liler Cudi'ye gidiyorsa, teröristlerle aynı şekilde davranmış olur." dedi.

"SİYASİ PARTİ KENDİNİ YENİLEYEMEZSE ÇÜRÜMEYE BAŞLAR"

Davutoğlu'nun açıklamsından satırbaşları şu şekilde: "Bir siyasi parti kendini yenileyemezse, bir müddet sonra çürümeye başlar. Ama kendini yenilerken de kökünden kopmaması gerekir. AK Parti hareketi yola çıktığında zamana doğru hitap ettiği için, o anın şartlarını çok iyi okuduğu için iktidara geldi. Daha sonra da bazı iniş çıkışlar dışında muhasebenin iyi yapılmasıyla iktidarını korudu.

"7 HAZİRAN SONRASI ÖZELEŞTİRİ YAPTIK"

Şimdi 7 Haziran seçimleri bize AK Parti'nin tazelenmekle, köklü geçmişi arasındaki dengeyi iyi oluşturma görevi verdi. Gücün ortaya çıkaracağı algı problemleri ortaya çıkmışsa, bu noktada özeleştiri yapmamız gerekebilir. Bu bir muhasebedir. Siyasi hareketler özeleştiriyi ortak yapmalılar. 7 Haziran'dan sonra bütün kurumlarla ve kurullarla bir araya gelip değerlendirme yaptık. Yüzde 41 az bir oy oranı değil ama buna rağmen biz özeleştiriyi yaptık.

"3 DÖNEMLİKLERİN DİNLENMEYE ALINMASI SÖZ KONUSUYDU"

AK Parti'nin ilk dönemlerinde belirlenen isimler, bugün çok başarılı olan ve kamuoyunun yakından tanıdığı isimler meçhul isimlerdi. Ama zamanla çalışarak, kendilerini ispat ederek kamuoyunun onayını kazandılar. 3 dönemliklerin dinlenmeye alınması söz konusuydu. Ama 7 Haziran seçimleri bize kurucu değerlerimizle yenilenme arasındaki dengeyi sağlama imkanı verdi. Şartlar değişmişse yeni politikalarla o şartlara ayak uydurmak gerekir. Yeni ve taze unsurlarla da bunun sağlanması lazım. Biz de tam olarak bunu yaptık.

"VİZYONUMUZDA TAZELENME VE CANLANMA HİSSEDİLECEK"

3 ay içinde bütün bu yeni adımların ve iç muhasebe uygulamalarını hemen fark edebilmek çok zor. Vatandaş bize destek verdi. Yüzde 41 oy az bir oy değil. Bu şu anlamada gelmiyor. Biz bardağın dolu tarafına bakıp da eksik tarafını ihmal edemeyiz. Bizim şimdi hedefimiz bütün bu trend içinde tekrar yüzde 50'ye doğru yükselebilir miyiz? Bugün de adaylara ayak üstü uyarılarımı yaptım. İl bazında anketlerle tek tek bütün illeri ele aldık ve değerlendirdik. Bu adımları ona göre attık. Tutumlarımızda, üslubumuzda, vizyonumuzda bir tazelenme ve canlanma hissedilecek kampanyamızda.

"3 DÖNEMLİKLERİN MÜRACAAT ETMESİ GEREKSİZDİ"

3 dönemlik arkadaşların hepsi çok büyük hizmetler vermiş kıymetli arakadaşlarımızdır. Hangisini alırsanız yeni bir başarı hikayesi yazar. Açık söyleyeyim. Ben 3 dönemi dolmuş arkadaşların tekrar müracaat etmesini bile gereksiz bulduğumu söyledim. Onların müracaat etmesine gerek yok, biz onları zaten müracaat etmiş gibi telakki ettik. Mesela Cemil Çiçek müracaat etmemişti. Sayın Bülent Arınç Meclis dışında kalmak istediğini açıkça ifade ettiği için bu tarz bir durum oluştu. Ama Sayın Ali Babacan'ın böyle bir açıklaması olmadı. Zayıf birtakım kaygılarla bu önemli isimleri ekibe katmamak olmazdı."

"SAYIN CUMHURBAŞKANI İLE 3 BOYUTLU İLİŞKİMİZ VAR"

Sayın Cumhurbaşkanı ile ilişkimizi 3 boyutlu olarak size aktarayım. Birincisi şahsi, ailevi ilişkimiz. Bu benim çok özen gösterdiğim ve zedelenmesini asla istemeyeceğim bir ilişkidir. Biz Sayın Erdoğan ile yeni tanışmadık. Uzun yıllardır tanışıyoruz. Bu şahsi dostluk, hayatımın en önemli dostlukları arasındadır. Herhangi bir şekilde 3. bir kişi bu şahsi ilişkiye zarar vermesine izin vermedim, vermeyeceğim. Sayın Erdoğan'ın ilk torunları Sare Hanım'ın eline doğmuştur. Kurumsal ilişkilerde sorun olsa bile şahsi ilişki farklıdır.

"BAŞBAKANLIK KONUSU ARAMIZDA GEÇMEZDİ"

İkincisi 13 yılda siyasi olarak geliştirdiğimiz ilişkidir. Beni partiye Abdullah Bey'in Başbakanlığı döneminde Sayın Cumhurbaşkanı ile Sayın Gül birlikte davet ettiler. Ben partiye bir akademisyen olarak Irak Savaşı ortamında katkıda bulunmak için geldim. 7 yıl başdanışman olarak görev yaptım. Her an beraber olduk. 2007'de milletvekilliği teklifinde bulundular. Şahsi dostluğumuz her düzlemde iyi bir zemine oturdu. Yaptığım bütün görevlerde görevimin hakkını verdim. Geçen yıl ne ben ona ne de o bana Başbakanlık, Genel Başkanlık konusu aramızda geçmedi. Ama doğal süreç bizi bu noktaya getirdi.

"'KURUMSAL OLARAK EN ZOR İLİŞKİYİ YÜRÜTÜYORUZ"

Cumhurbaşkanı-Başbakan ilişkisine gelince. Türkiye'de kurumsal olarak yönetilmesi en zor ilişkiyi yürütüyoruz. Çünkü 12 Eylül Anayasası yürütme erkinin başındaki Başbakan ile Cumhurbaşkanlığı makamı arasında bir denge gözetti. Cumhurbaşkanı-Başbakan ilişkileri kolay yürüyen ilişkiler değildir. Bunu da en iyi bilen kişi Sayın Erdoğan'dır. Hem bizim kurucu genel başkanımız, hem de halk tarafından seçilen bir Cumhurbaşkanı.

"PARTİDE HOCACI-REİSÇİ YOK"

Zorluklarla karşılaşıyoruz, farklı kanaatlerimiz oluyor ama en başta saydığım iki ilişki üzerinde yürütüyoruz. Bazen farklı kanaatler beyan edilebilir. Olmalı da bunlar. Önemli olan şahsi itilaflar olmaması. Hocacı, Reisçi tabirleri tamamen üretilmiş şeylerdir. Ben hiçbir zaman siyasete böyle bakmadım. Bana ekibi yok eleştirisi yapıldı. Ben Hocacı-Reisçi yok diyorum. Bütün AK Parti benim ekibim. Ben böyle bakıyorum. Ekipçilik yapmak, partiyi fraksiyonlara böler.

"YÖNLENDİRMEYE MÜSAİT BİR SİYASETÇİ DEĞİLİM"

Sayın Cumhurbaşkanı, benim devlet yönetiminde yönlendirilen bir siyaset adamı olmadığımı, olamayacağımı da çok iyi bilir, en iyi bilen kişidir. Böyle bir şey de zaten teklif etmez. Beni tanıyanlar nasıl böyle şeyleri bana yakıştırır diye çoğu zaman sitem de ediyorum.

"ATALAY SÜRECİ YAKINDAN TAKİP ETTİĞİ İÇİN VAN'A GÖNDERİLDİ"

Doğu ve Güneydoğu'da halka bu süreci, en yakından takip eden kişinin anlatmasını istedik. Sayın Atalay, Van depreminde sürekli bölgedeydi. Orası için doğru isimdir. Sayın Efkan Ala'yı Bursa'dan aday gösterdik. Bursa'da yoğun bir Erzurumlu nüfusu var. Sayın Mehdi Eker, İstanbul'daki Doğu kökenli vatandaşlarımıza hitap edebilmesini istedik.

'HDP'Yİ BARAJ ALTINDA BIRAKIN' SÖZÜNE AÇIKLIK GETİRDİ

Biz barajı kalkan olarak görmedik, görmeyiz. CHP ile yaptığımız istikşafi görüşmelerde üzerinde anlaştığımız konulardan biri de barajı indirmekti. Ben HDP'nin yanlış politikalardan bahsettiğimde, kitle HDP'nin Meclis'ten çıkarılmasına yönelik slogan attı. Ben de 'Bu bizim işimiz değil, sizin işiniz' demek istedim ve 'Onları baraj altında bırakın' dedim. Bunu orada uzun uzun anlatamadım ama söylemek istediğim buydu.

"KİMSE TÜRKİYE'Yİ BÖLEMEZ"

HDP'li Bakan Konca'nın söylediği de yanlış. Türkiye'nin bölünmesi barajla alakalı değil. Kimse Türkiye'yi bölemez. Hem vekil aldılar hem dağa çıktılar. Sandılar ki vakit Türkiye'yi bölme zamanı. Ama yanıldılar. Biz bunu hissettik. Sırtlarını Kuzey Irak'a verip, 80 milletvekiliyle Meclis'te tavır sergileyecekler. Çözüm süreci bu değil. Biz de birer birer bu halkaları kırıyoruz, kıracağız.

"HDP'Lİ VEKİLLER CUDİ DAĞI'NDA NE ARIYOR"

Karayılan'ın telsiz konuşmasına yansıdı. Doğru, bildiğimizi bilmedikleri yerleri de vurduk. Baskıyla oy alıp demokratik görünecekler, diğer yandan silahla hareket edecekler. Bu olmaz. HDP'li vekiller Cudi Dağı'nda ne arıyor. Kime canlı kalkan oluyorlar? Bunun demokratik mücadele anlamında bir anlamı vardı. Kalkan olmaya gittikleri katiller, Silvan'da 12 yaşındaki Fırat'ı katleden kimseler. Eğer HDP'liler Cudi'ye gidiyorsa, teröristlerle aynı şekilde davranmış olur.

"23 TEMMUZ'DAN BU YANA SİVİL KAYIP VERMEDİK"

90'lardan bugünlerin farkı şehirlerde terör hadiseleri çıkarmak ve Suriye'dekine benzer yapılar oluşturmaya çalışan bir terör örgütüyle karşı karşıyayız. Bu konseptte mücadele etmek tabii çok daha zor. 23 Temmuz'dan bu yana sivil kayıp vermedik. Bu yüzden güvenlik güçlerimizi tebrik ediyorum. Bu tür operasyonlarda genelde sivil kayıplar olur ama olmadı. Cizre'de sokağa çıkma yasağı ilan edilmesinin nedeni, herkes evindeyken, terörsitlere ve silah depoladıkları evlere müdahale edebilme çabasıydı. Vatandaşın güvenliği için yapıldı. Birisi ben burada bir kanton ila ediyorum diyorsa, bunun olmayacağını göstermek gerekiyor.

"DAĞ İLE ŞEHİR YAPILANMALARI ARASINDAKİ İRTİBAT KOPARILACAK"

Benzer şekilde Muş Varto'daki olayları en başından itibaren gece-gündüz takip ettim. Hendek kazıp ambulansların mahallelere girmesini engellediler. Neden hendek kazarsın? Amacın ne? Ambulanslar giremedi. O savunma mevzileri sadece ve sadece asker-polis tarafından yapılır. Başka kimsenin yapmaya gücü olmayacak. Devletin kamu düzenine alternatif ne varsa hepsi bertaraf edilecek. Dağlık alan ile şehir yapılanmaları arasındaki irtibat koparılacak.

"MECLİS'TE HER ŞEYİ TARTIŞALIM"

O zaman hiç katılmasam da özerklik mi istiyorsun, gel sivil hayatta, Meclis'te her şeyi tartışalım. Ama oldu bittiye getirerek fiili duruma izin vermeyiz. Türkiye'yi zaafa uğratmak isteyen bazı odaklar bunlara işaret verdi, şimdi vaktidir diye. Biz onları da biliyoruz. Onlara da gereken dersi verdik, vereceğiz.

"DOĞRU TALEPLERİNİN HEPSİ YERİNE GETİRİLDİ"

Bir irade beyan ediyorsunuz. Bir perspektif çiziyorsunuz. Belli bir özenle yürüyor bu iş. Devletin istediği silahın bırakılması, demokratik adımların atılması ve sivil zeminde her şeyin konuşulması. Bu adımlar da atıldı. Birçok temel unsur haledildi. 13 yıl önce böyle bir çözüm süreci olsaydı, bir liste yapılmış olsaydı, biz şunun için mücadele ediyoruz dedikleri, haklı, doğru taleplerinin hepsi yerine getirildi. Biz dedik ki; silahlanmaya son verin. Bu konuda devlet karar alınca, biraz yavaş alır belki ama aldığı kararda sebat eder.

"23 TEMMUZ GÜNÜ AÇIK BİR TALİMAT VERDİM"

Biz bir karar almıştık. Silahlı gruplar çekilecekti ve karşılıklı adımlarla bir noktaya gelecektik. Geçen sene Kobani olayı olana kadar bu anlamda biz tekrar elimizdeki bütün kartları açarak çözüm sürecine ivme katmaya çalıştık. Bir taraftan da neler yapıldığını takip ettik. Eğer tedbir almasaydık, 23 Temmuz günü şu karşı odada açık bir talimat verdim; 'Artık gün gelmiştir. Bunların tek hedefi Türkiye'yi kardeş kavgasına götürmektir. Dedim ki hazırlıklarınız tamam mı? Tamam. Hepsi ne yapacağını biliyordu. Bu gece 3'lü terörle mücadeleyi başlatıyoruz dedim. O gece saat 23.00'te PKK'nın Kuzey Irak'taki bilinmediğini sandığı noktalar vuruldu. O günden bugüne de kararlarımızda hiçbir sapma olmadı.

"90'LARA DÖNEN DEVLET DEĞİL, TERÖR ÖRGÜTÜ PKK'DIR"

Eğer bu mücadeleyi vermeseydik, bunların kanton ilan ettiği yerlerde başka yollara gitme planları vardı. O bölgelerde seçimi yaptırmama, başka şeylerin seçimini yaptırma yoluna gideceklerdi. Kesin talimat verdim. Terörle mücadele konusunda düğmeye bastığımız anda her yerde büyük darbeler vurabilecek konumdaydık. Son şans onlara verildi, onu kullanmadılar. Seçimden sonra tam bir kibirle, serhildan dedikleri ayaklanmaya kalkıştıklarında hak ettikleri cezayı aldılar. Devletin son üç seçim suhulet içinde geçsin diye bir tavrı vardı ama şimdi bu mücadele sonuna kadar devam edecek.

Biz 90'lara dönmedik. Tek bir sivil vatandaşımıza yönelik bir hukuk dışı olayda biz bunun hesabını sorarız. 90'lara dönen devlet değil, terör örgütü PKK'dır.

"PKK'NIN SİLAH BIRAKACAĞIZ DEMESİNDEN RAHATSIZ OLDULAR"

Silah baronları, uyuşturucu tacirleri, PKK'nın silah bırakacağız demesinden rahatsız oldular. Bu çatışmacı ortamı tahrik edecek şekilde birtakım telkinlerde bulunmaya başladılar. Biz hepsini biliyoruz. Hangi istihbarat örgütünün Kuzey Irak'ta kimlerle ne konuştuğunu biz biliyoruz. PKK üzerinden Türkiye'yi kimlerin zaafa uğratmaya çalıştığını iyi biliyoruz.

"AVRUPA MÜLTECİLER KONUSUNDA VAHİM TABLOYU GÖRÜYOR"

banner191
banner217
Anahtar Kelimeler:
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner195

banner142