banner196
banner186

Erhan Altın'dan flaş açıklamalar...
banner206

Şanlıurfaspor Teknik Direktörü Erhan Altın,  bütün amaçlarının Şanlıurfaspor’u PTT 1. Lig’de tutabilmek olduğunu söyledi. Şanlıurfa’yı çok sevdiğini de belirten Altın, Şanlıurfa’nın Süper Lig’i hak ettiğini kaydetti.

RÖPORTAJ:UĞUR BUDAK 

Bu haftaki röportajımıza Şanlıurfaspor’un Teknik Direktörü Erhan Altın ile devam ettik. Beyefendi ve mütevazi kimliğiyle bilinen Erhan Altın, PTT 1. Lig’in 28. Haftasında Yeni Malatyaspor’a 2-1 yenildikten sonra görevinden istifa eden Tugay Kerimoğlu’nun yerine Urfaspor’un yeni teknik direktörü olarak gelmişti. Şanlıurfaspor’un kalan kritik maçları öncesinde Teknik Direktör Erhan Altın ile; futbol üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Şanlıurfaspor Tesisleri’nde düzenlediğimiz röportajda; Erhan Hoca çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. Fenerbahçe, Göztepe ve Kocaeli takımlarında futbol oynamış olan Erhan Altın, babasının futbola sıcak bakmadığını ve buna rağmen bu sevgisinden vazgeçmediğini anlattı.

 

“Yönetim ve taraftara söz verdim”

Teknik Direktör Erhan Altın, göreve geldiğinde yönetim ve taraftara ‘Urfaspor’u ligde tutacağım” diye söz verdiğini belirterek, “Şuandaki tek amacımız Urfaspor’u ligde tutabilmektir. Gelecekle ilgili planlarımızı da yönetim benimle yola devam etmek isterse sezon sonunda yaparız” dedi.

 

“Urfaspor, Süper Lig’i hak ediyor”

Şanlıurfalıların takımlarına sahip çıktığını da vurgulayan Altın, “Urfa’nın uzun süredir Süper Lig özlemi var. Şanlıurfa zaten Süper Lig’i hak ediyor. İnşallah gelecekte bu hedefine ulaşacaktır” diye kaydetti. 

 

İşte Erhan Altın ile gerçekleştirdiğimiz o röportaj;

Hocam futbol hayatınıza nasıl başladınız?

Futbol hayatıma maceralı başladım. 1965 yılında ailece Samsun’dan İstanbul’a göç ettik, babam marangozluk yapıyordu. Eğitim hayatıma İstanbul’da devam etmeye başladım, daha sonra futbola bir aşkım ve tutkum vardı. İstanbul’da Örnekspor var, ilk lisansım 2. Amatör kümede burada çıktı. Burada daha çok futbola bağlandım, iyi işler yapmaya çalıştım ama maalesef rahmetlik babam işlerle ilgilenmem için abime yardımcı olabilmek için futbola izin vermiyordu, kaçamak gidiyordum. Daha sonra 1. Amatör Kümede mücadele eden Tatspor’da devam etmeye başladım. Ben aslında orta sahada oynuyordum ama bir maçta Finalspor ile oynayacaktık, bu takımın çok süratlı bir sol açık oyuncusu vardı ve hoca beni bunun için sağ bek oynattı. Ben üzüldüm tabiki ama hocamız tek güvendiğim adam sensin dedi ve o mevkide görev almaya başladım. Bizden sonra Fenerbahçe amatör takımının bir maçı vardı, o maçı izlemeye Fenerbahçe’nin o dönemdeki teknik direktörü Tomislav Kaloperović de gelmişti. O maçta çok iyi top oynadım ve orada benim hayatım değişti ve 1976-1977 sezonunda Fenerbahçe’de profesyonelliğe ilk adımımı attım.

 

“Korkudan uyuyamıyordum”

Tabi ben Fenerbahçe’ye imzayı attım ama babamın haberi yok, bende bir korku vardı tabi bana çekimi de vermişlerdi eve geldim uyuyamıyorum. Babam bürosundan evi aradı ve anneme şoförü gönderiyorum ‘Erhan yanıma gelsin’ dedim. Daha sonra babamın yanına gittim, benim Fenerbahçe’ye transfer olduğumu gazetelerde görmüş ve ‘Bu ne diye sordu?’. Ben de, ‘Baba imza attırdılar, beni beğenmişler, bana çek verdiler’ dedim. Babama çeki de verdim, ondan sonra babam bana ‘Ne halin varsa gör’ dedi. Futbol hayatım böyle çalkantılı bir şekilde buralara kadar geldi.

Fenerbahçe’de 1979 yılına kadar oynadım, şampiyonluk da yaşadım, Avrupa Kupalarında oynadık. 1979 Yılında Göztepe’ye transfer oldum, Göztepe de o zaman 1. Lig’de yani şimdiki Süper Lig’de mücadele ediyordu, o sezon küme düştük ve ertesi yıl yeniden 1. Lig’e yükseldik. O Zaman Türkiye’de Dünya rekoru kırıldı. Karşıyaka ile bir maçımız vardı, 80 Bin biletli seyirci olmak üzere 90 Bine yakın seyirci vardı. Aramızda bir puan vardı, berabere kaldık ve Karşıyaka şampiyonluk turu attı ama bir maç daha vardı, bizim gol fazlamız vardı, o zaman ikili averaj yoktu, gol averajı vardı. Biz Balıkesir’le içeride oynayacağız, Karşıyaka da Bandırma’da Bandırma ile oynayacaktı, Karşıyaka berabere kaldı biz yendik 2 gol averajla şampiyon olduk. 1982 Senesinde Kocaelispor’a transfer oldum, Kocaeli’de 10 yıla yakın top oynadım. Daha sonra futbol hayatımı bitirdim ve antrenörlüğe başladım. Güvenç Hoca ile 14 yıl 1. Lig’de yani Süper Lig’de yardımcı antrenörlük yaptım. Allah razı olsun Güvenç Hocamın da bana çok büyük emekleri var, her şeyi ondan öğrendim ve kendimizi de geliştirdik, teknik direktörlük hayatıma başladım. Teknik Direktörlük hayatıma da ilk Kocelispor’la başladım, Denizlispor, Giresunspor, Göztepeİ Alanyaspor ve Samsunspor’da hocalık yaptım. Samsun’da geçen sene Play-Off finali oynadık o da beni çok üzdü, favori bir takımdık ama maalesef çıkmamız gereken bir kadro vardı elimde ama demek ki bazı maçlarda stres ve heyecanın baskı altında istediklerimize ulaşamıyoruz.


Hocam sizin dönemdeki futbol ile bugünkü futbolu kıyaslayabilirsiniz?

Arada dağlar kadar fark var. Eski futbolcular daha güçlüydü. Tempo ve futbol kalitesi yönünden baktığımız zaman şuanda üst düzey tabii ki burada tesisleşmenin ve sahaların da büyük faktörü var. Biz hep çamur sahalarda, kum sahalarda oynuyorduk. Eskiden futbol hep bireyseller üzerine kurulmuştu, bireysel yetenekli futbolcular topu alıp götürüp golünü atıyordu ama şimdiki futbol tamamen tempo üzerine, zekâ üzerine ve taktiksel üzerine kurulmuş. Bunu sağlayan takımlar zaten kalitelerini ortaya koyuyor, aradaki fark budur. Türk futbolu bana göre hak ettiği yerde değil, daha da iyi yerlere gitmesi gerekir diye düşünüyorum. İspanya’da oynayan Arda’yı herkesin örnek almasını istiyorum. Bu konuda ben teknik direktörleri de yani bizi de eleştireceğim. Bu konularda bizim de eksiklerimiz var, bizler futbolcuları çok baskı altına alıyoruz. Zaten futbolcu bir maça çıkıyor stresli bir ortam var, onları rahatlatacak bir eğitimi onlara veremiyoruz. Özellikle de kendi sahasında oynayan ve taraftarı olan takımlar çok sıkıntı yaşıyorlar, sorumluluklarının farkındalar ama bu sorumlulukları baskı altında olduğu için verimli olamıyorlar. Biz bunları aşmaya çalışıyoruz, biz bunları aşsak Trabzon’da yaşanan bir olay var. İşte futbolcunun baskısı, korkusu budur. Futbolcu, taraftar bize ne zaman olumsuz tezahürat yapacak diye düşünerek, istediklerini sahaya yansıtamıyorlar. Türk futbolunun kırılma anları bunlardır.

 

Şimdilik kariyerinize Urfaspor’la devam ediyorsunuz. Siz göreve gelirken Urfaspor’un çok zorlu kalan maçları vardı ve halen de var, “Urfaspor kümeye düşer?” diye bir endişe yaşamadınız mı?

Şimdi Urfaspor’un kadrosuna baktığınız zaman herkes için geçerli kime teklif gelirse gelsin koşarak gelirler. Çünkü bu takımın buraya neden geldiği, niye geldiğiyle ilgili araştırma yapmak lazım. Çocuklarımızın bu sıkıntıyı yaşamalarının gerekçesi nedir diye bir araştırma yapıyorum. Bakalım lig sonunda ne çıkacak? Bunları not alıyoruz. Çünkü buna göre buraya bir reçete hazırlamak lazım. Şanlıurfaspor’u ilerleyen senelerde daha iyi yerlerde görmek adına ama bizim fikirlerimize katılırlar veya katılmazlar bunu bilemiyorum. Biz bu konuda bir rapor hazırlayacağız. Yönetimimize vereceğiz, onlar bu doğrultuda ne yaparlar bilemiyorum ama bakıldığı zaman bir olumsuzluk var. Her şeyi hocalarda aramamak lazım, hocalar bir yerlere geldiği zaman başarılı olmak için geliyorlar. Sezon başı Engin Korukır vardı, daha sonra Hüseyin Dağ ve ardından da Tugay Hoca geldi. Bunlar da hep başarılı olabilmek için geldiler. Kadroya bakına hep üst düzey futbolcular ama bu neden bir takım haline gelmedi, bunun muhakkak sebepleri vardır. Şanlıurfa halkında yıllardır Süper Lig özlemi var. Planlı, programlı işler yaptığınız zaman, uzun süreli bir planlama yaptığınız zaman doğruları zaten görürsünüz. Planlamalar kısa süreçte olmaz, kısa süreçte hiçbir şey bekleyemezsiniz, bunun için süreye ihtiyacınız var. Eğer Süper Lig’e de çıkmak istiyorsanız buraya görüntü olarak değil kalıcı olarak çıkmak lazım. Şehir olarak bakıyorum gerçekten takımlarını çok seviyorlar, şehirde çok sıcak insanlar var, bizleri çok iyi karşıladılar. Şanlıurfa’ya ilk olarak geçen yıl Samsunspor ile gelmiştim, geldiğimde şehri gezerken insanların bizlere gösterdiği sevgiden dolayı çok mutlu olduk. Şuanda da aynı sıcaklığı, aynı ilgiyi görüyorum ve bu nedenle mutlu oluyorum. Böyle bir takımın böyle bir şehrin takımı neden Süper Lig’de olmasın. Yönetimimize ve taraftarımıza söz verdik, Urfaspor’u ligde bir tutalım gerisini düşünürüz.

 

Takım ligde kalırsa önümüzdeki yılda devam etmek ister misiniz? Ayrıca devam etmeniz durumunda ben Urfaspor’u süper lige çıkarırım diyebilir misiz?

Şimdi tabi ki benim bir hedefim var o hedef doğrultusunda yönetimle oturup konuşup planlamamızı kabul ederlerse seve seve olur. Ama olmaz diye bir şey yok o yönetimin tercihidir. Yönetimimiz der ki hocam kusura bakma senin planlamalarla biz yola çıkamayız derlerse ona saygı gösteririz yapacak bir şey yok ama şuanda bizim tek hedefimiz var şu seneyi kazasız belasız bir atlatalım. Ondan sonraki iş kolay iş zaten inanıyorum ki yönetimde de bu var. Yönetimde böyle artık 4 sene oldu, 4 senedir şampiyonluk parolasıyla çıkıyor Şanlıurfaspor ama hepte hüsran olan bir görüntüler var. Biz bu 4 seneyi masaya yatıracağız. Bu 4 senede yapılan olumlu ve olumsuz ortamı bulup ona göre hareket edeceğiz.

 

Lualua’yı 2 haftadır yedek bırakıyorsunuz, Lualua’nın performansından memnun musunuz?

Ben bütün çocukların performansından memnunum. Şimdi yedek kelimesi benim felsefemde yok, yedek kelimesi çok çarpık bir kelime ben hazır futbolcu yani biz buraya futbolcuları alıyorsak bu futbolcular niye alınıyor buraya faydalanmak için, o zaman 18 tane futbolcu alırız buraya 18’iyle de devam ederiz. Bizim amacımız her bölgeye 2 tane adam alıp diyelim ki 24 kişi kalecilerle bunlara bir ortam sağlarız. Bunları da hazır tutmak her türlü hem mentel olarak hem güç olarak hem taktiksel olarak bunların hepsini hazır tutmak zorundayız ki ihtiyacımız olduğu anda onlara görev verdiğimiz zaman o görevlerini sağlıklı bir şekilde saha içerisinde yerine getirsinler. Bizim bütün amacımız bu bizde oynayan oynamayan diye bir şey yok, biz hepsini her türlü yolla yani futbolun saha içerisinde nasıl verim alabiliriz mantığıyla hepsini hazır tutuyoruz ve biz arkadaşlarımızın hepsiyle konuşuyoruz. Bunlara terapi yapıyoruz arkadaşı bu hafta oynatmayacağız ama bu oynatmayacağımız diye bir olaya gelmeyecek yoluna aynı şekilde aynı mantalite ile devam etmek zorundasın ki görev verdiğimiz zaman şuanda bakıyoruz arkadaşlarımız genelde tam değil ama genellemeye koyduğumuz zaman verim alıyoruz. Almıyoruz diye bir şey yok benim hoşuma giden bir olay var. Geldim geldiğimde Salı ya da Çarşamba maça çıktım, antrenmanda bir tablo yaşamadım, çalışma fırsatı bulamadım ama Erciyes maçına giderken takımın futbolcu profiline baktık o futbolcu profilinden ne çıkarabiliriz yoluna gittik. O yolda da eleştiriler aldık mı, aldık tabi gayet doğaldır eleştiri almamız, futbol zaten eleştiri üzerine kurulu bir oyundur. Bu maçta da oyuna soktuğumuz arkadaşlarımız dikkat ederseniz sonradan Lualua’yı, Edinho’yu, Kubilay’ı oyuna soktuk. Oyuna soktuktan sonra da oyun daha da hareketlendi daha da kendine geldi. Bu taktiksel zihniyettir, çocuklarımızın hepsiyle birbirimizi anlayabiliyoruz, güveniyoruz birbirimize en ufak bir olumsuzluk yok, yani demiyoruz ki arkadaş sen şöylesin sen böylesin bütün kadromuzda 22 kişi futbolcumuz var. 22 kişi de bizim için aynı değerde hiç kimse kimseden üstün değildir, görmüyoruz kimseyi kimseden üstün aynı değere sahiptir. Onlardan da aynı şeyi alıyoruz, sağ olsunlar hepsi çok istekli, çok arzulu hele bu hafta başından beri yaptıklarımız toplantılar olsun, antrenmandaki performansları olsun, çocuklarımızı çok istekli ve arzulu gördüm. Kendileriyle de zaten bireysel olarak terapi yaptım hoşuma gitti. Amacımız takım olayını sahaya yansıtabilmek bireysel üzerine değil takım üzerine çalışıyoruz. Zaten bunu genelde baktığımız zaman hemen hemen yüzde 70’lere ulaştık. Ufak tefek şeylerimiz kaldı onları da inşallah bu 3 maça taşıdığımız zaman inanıyorum ki kalıcı olacağız, artık ondan sonra Allah kerimdir.

 

Sol açık Valente var uzun bir süre sakatlık dönemi geçirmişti. Şuan sakatlığı geçti fakat haftalardır oynatılmıyor hazır mı, değil mi?

Şimdi uzun süredir oynamıyor yani şimdi onun mevkisinde oynayan arkadaşlarda verimli, iyi işler yapıyorlar. Eğer yapmasalar kesin ona da şans vereceğim. Şuanda bir şey yakalayabilsem bir olumsuz yönleri olsa tabi ki vereceğim onu da göreceğiz, ona da bakacağız. Şans vereceğiz tabi ki en azından onu görmek adına uzun süredir de oynamıyor. O maç eksikliği de çok önemli ha ne olursa olsun Yavuz’da kaç maçtır oynamıyor. Bir şans verdik çıktı oynadı, şansını iyi kullandı. Vereceğiz ona da şansı vereceğiz oda şansını iyi kullanacağına inanıyorum. Antrenmanlardaki performansından çok memnunum. Ricky’nin aynı şekilde ilk geldiğimde biraz şeydi ama şimdi bakıyorum ona da çok istekli, arzulu oda antrenmanlarda formayı istiyor ama tabi ki kadro 5 yabancı oynatabiliyorsun taktiksel olarak düşündüğün zaman mevki olarak alman ve almaman gereken futbolcular var. Onları o şekilde yapacağız. Yani şuanda iyi yoldayız Allah’a şükürler olsun. Şimdi biz Kardemir’e mağlup olduk ama 2 tane duran toptan, penaltıdan yediğimiz gollerle ama futbol adına baktığımız zaman futbolcularımız rakibe pozisyon vermedi ve yakaladığımız pozisyonlar var. Bir kere maçın 6. Dakikasında 2 tane gol pozisyonumuz var. Onun arkasından 15. Dakikaya 4 olurdu o maç, ondan sonra ikinci devre yakaladığımız pozisyonlar var. Son dakikalarda rakibin yakalamış olduğu çok net pozisyonlar var onlarında biz risk aldığımız için maçı kurtarmak adına ben hatta Lokman’ı da, Hikmet’i de ileriye göndererek uzun toplarla karambol yakalayarak o normal olmadı. Biz golü bulsaydık, golü de kaçırdık, direkten dönen top gol olsa yine arkasından Amin’in yakaladığı, Ekrem’in vurduğu gol olmadı. Yani pozisyona giriyoruz, gol noktalarında oluyoruz, çoğalıyoruz. Bunu şükürler olsun yansıtmaya başladık sahaya ama işte ufak tefek biraz konsantrasyon olumsuzluğundan neticeyi alamadık.

 

Maç sonunda özetleri izledikten sonra penaltıları penaltı mı değil mi diye anlıyoruz. Özetini izlediniz mi, gerçekten penaltımıydı?

İzledim, hatta arkadaşlarla izledik. İlk penaltı tamam penaltı ama ikinci penaltı çok ağır bir penaltı çünkü çocuğun hiçbir art niyeti yok. Zenke taca doğru gidiyor kaleden uzaklaşıyor son anda bizim Erhan’da topa doğru koşuyor o ara Erhan kaydı kayınca Zenke’de topa ayağının ucuyla dokundu sonra yere düştü. Faulü yapan normalde Zenke adamın üstüne düştü ama kural ne diyor kural, diyor ki 10 kusurlu hareketlerden biri eğer kontrolsüz orası mayın tarlası, mayın tarlası diyoruz oraya 18 içerisinde yapmış olduğun kontrolsüz harekette direk vuruş yani onun kuralları bu ama top oynayan biri iyi sezse orada o penaltıyı vermez. Yani bu çocuk bodoslama dalmıyor, kayarak gelmiyor, ayakta gelirken ayağı kayıyor, düşüyor Zenke bunun üstüne düşüyor. Bence faulü yapan Zenke adamı üstüne düşürüyor ama hakem öyle görmüş, öyle vermiş saygı göstermek lazım, bir şey diyemiyoruz geri dönüşü yok. Yani desek maç tekrarlama lüksü yok ha bunlardan bizim ders çıkartmamız lazım. Çocuklarıma direk söylüyorum hep anlatıyorum. Yani rakibin üzerine giderken bodoslama gitmeyin ama yapacak bir şey yok, kimse istemezdi penaltı yaptırmak sadece Erhan için değil bu herkesin başına gelebilir. Hep söylüyorum dakikalar ilerledikçe çok kontrollü olmamız lazım onu kaçırabiliyoruz.

 

Ligde son 3 maçımız kaldı. Bu 3 maçta en az asgari kaç puan toplamayı arzuluyorsunuz, kaç puan alırsak ligde kalırız?

Yani inşallah hepsine talibiz ama 6 puan aldığımız zaman öyle tahmin ediyorum ki ligde kalırız. Taraftara ben çok güveniyorum. Beni buraya çekende zaten Şanlıurfaspor’un taraftarıydı. Taraftara 12.  Adam denilir alakası yok taraftar 1. Adam, 1 numaralı adam takıma destek veren motive eden onlar. Şuana kadar gördüğüm tablo beni çok mutlu ediyor, takımlarına futbolcularına sahip çıkıyorlar. Aynı şekilde devam ediyoruz içerde iki maçımız kaldı bu mutluluğu, bu kurtuluş savaşını hep birlikte vereceğiz ve Allah nasip ederse yolumuza hep birlikte devam edeceğiz, o mutluluğu da hep birlikte yaşayacağız. Ben taraftarımı çok seviyorum, futbolcularımı da seviyorum. Onlara ihtiyacımız var onlara bu 2 maçta da tribünleri doldurmalarını rica ediyorum.

 

Hafta sonu oynanan Trabzonspor-Fenerbahçe maçında çizgi hakemine yönelik bir saldırı gerçekleşti. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Onu hiç tasvip etmiyorum o çok olumsuz bir şey olumsuzluk insanlar için vardır eğer bunu kim yaparsa yapsın onun orada kardeşi de olabilirdi, ağabeyi de olabilirdi. Acaba merak ediyorum o saldırgan arkadaşımız ağabeyi orada bu olumsuzluğu yaptığı zaman bir kere ne düşünürdü? Bunu bir düşünsün bakalım. Kendine yapılmasını istemediğini sakın ola başkasına yapma diye bir söz vardır. Ha bağırabilirsin, tezahüratlarında olumsuz tezahüratlar yapabilirsin ama sahaya atlayıp da o kadar gaddarca bir hakeme saldırmak, öldüresiye vurmak tasvip etmiyorum bu çok yanlış bir şey bu konuda kendimizi çok eğitmemiz lazım. Ben şunu söylüyorum yaşamda her şeyin telafisi vardır, hem olumsuzluğun şimdi şampiyon olamayabilirsin gayet doğaldır. Bunun telafisini önümüzdeki sezon yapma şansın var, küme düşebilirsin ama çıkma şansın var ama arkadaşlar insan hayatını kaybettiği zaman, insan organını kaybettiği zaman onun telafisi yok işte, biz bunu düşünmemiz lazım. İnsanları kaybetmemiz lazım, insanları çok sevmemiz lazım. Allah’ın yaratmış olduğu kullarız biz, birbirimize göstereceğimiz saygı, özveri, vereceğimiz destekle bu ülkeyi bir yerlere taşırız. Eğer biz herkesi kendimize düşman olarak görürsek sadece kendimizin kişisel çıkar ve menfaatlerini düşündüğümüz süre içerisinde hiçbir yere varamayız. Böyle parçalanarak, futbol olarak, hem ülke olarak böyle parçalanır gideriz. Neyi paylaşamıyoruz ben bunu merak ediyorum. Allah’ın yaratmış olduğu şu güzellikleri mi paylaşamıyoruz. Bunları herkes için yarattı, insanları için yarattı. Benim hafızam almıyor ya arkadaşlar bugün kaybedersin yarın kazanırsın. Bugün hakem senin için iyi karar verdi iyi de önümüzdeki hafta olumsuz karar verdi olumsuz bir insan mı, değil bu olabilir. Salisenin onda biri kadar düdük çalabiliyor hakemler, o an futbolcu geçebilir karşına, olumsuzluktan gözüne perde gelebilir bunu olumsuz yöne çekmemek lazım, hayati yöne çekmemek lazım. Bu kadar gaddarca saldırı, yumruk, tekme, tokat Allah korusun o an elinde silah ya da bıçak olsa hakemi öldürecek. Öyle geldi yani, arkadaş sonra yazık değil mi, pişman olmayacak mısın, niye yaptım demeyecek misin, bu çok üzücü bir olay, şunu da söylüyorum bunu ne Trabzon halkına, taraftarına ne de diğer takımlara mal etmemek lazım. Bu tür tribündeki kişileri tribünün temizlemesi ve imha etmesi lazım, takımını seven, takımına sahip çıkan taraftarın böyle kişileri engellemesi lazım, ben diyorum takımların gerçek patronu taraftarlardır. Bir insanın şirketine, kendine zarar verdiği kadar kimseye zarar vermiyordur. Şimdi verdiği zararları düşünün, tribünleri kırdılar, yaktılar maddi olarak, manevi olarak seyircisiz oynayacaksınız 1-2 kişinin yüzünden kaç kişi gidip maç seyredemeyecek. Futbol bir eğlencedir, futbol bir sanattır, bunu gidip Avrupa’da görsünler, taraftarların ne yapıp ne ettiğini, İngiltere 5 yıl Avrupa kupalarına gitmedi, kendi kendine ceza verdi. Niye bu tabloyu yakalamak için ve yakaladılar o tabloyu onun için bu konuda çok yol kat etmemiz lazım o kadar basit işler değil, eğitim yönümüzü çok geliştirmemiz lazım, birbirimizi çok geliştirmemiz lazım, o kültüre sahip olmamız lazım. Mağlubiyeti de hazmetmemiz lazım, galibiyeti de hazmetmemiz lazım. Mağlup olduğumuz zaman dünyanın sonu olmadığı galip geldiğimiz zamanda her şeyin bitmediğinin kültürüne ulaşmamız lazım.

 

Yönetim size gereken desteği veriyor mu?

Çok teşekkür ediyorum Başkanıma olsun, yöneticilerime olsun. Gerçekten hiç bizi yalnız bırakmıyorlar, hep yanımızdalar. Hem telefonla hem bireysel olarak konuşuyoruz, sohbet ediyoruz. Moral ve motivasyonumuzu pozitif enerjileriyle bize çok iyi enerji veriyorlar hepsine teşekkür ediyorum. Öncelikle şunu söyleyeyim Süha beyi buraya genel menajer olarak almaları hakikaten çok iyi bir adım attıklarını ümit ediyorum. Çünkü ben Süha’yı yıllardır tanıyorum, hakikaten bir kulüp için neyi var neyi yok hiç kimseyi tanımadan beni bile buraya getiren bir insan olarak bir olumsuzluğumu gördüğü anda hemen hocam kusura bakma dostluklar ayrı işimi yapmak zorundayım, sorumluluğum var diyecek kapasitede bir insan. Bu konuda Süha’ya, hem yönetime ki onlarda sahip çıkıyorlar yalnız bırakmıyorlar, yani bu ben olurum başka bir hoca geldiği zaman Şanlıurfaspor’un menfaatleri doğrultusunda kendini buraya adayan, gece gündüz çalışan bir yapısı vardır. Zaten çalıştığı kulüplerde de araştırırsanız neler yaptığını görürsünüz onun için gösterdikleri ilgili ve alaka için çok teşekkür ediyorum. En azından ben bir teknik adam olarak dış işlerle uğraşmıyorum, Süha o konuda her şeyi hallediyor. Bende sadece takımın hocaları ile birlikte takımla ilgili çalışmalar yapıyoruz. 3 tane odamız var buralar hocaların odası birde yanında analiz odamız var, orada devamlı maçları seyrediyoruz, kendi maçlarımız olsun rakiplerimizin maçları olsun bizde o işlerle, futbolcuların terapileriyle uğraşıyoruz, o konuda çok rahatız.

 

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Bir kere yerel basına da çok teşekkür ediyorum bu konuda hakikaten hem bize olsun hem takıma olsun destekler veriyorlar. Yayıncı kuruluşlarına, yerel yayıncı kuruluşlarına teşekkür ediyorum, onların da söylemleri tabi ki eleştiriler yapıyorlar, haklıdır yapacaklar ama en azından dağıtıcı, yıkıcı değil, eleştirmeleri de bizi mutlu ediyor. Buraya geldik bizim bütün amacımız Şanlıurfaspor’u ligde tutmak ilk adımımız ondan sonra inşallah yapılan iyi planlamalarla ben olurum olmam en azından burada kısa bir sürede olsa çalışma fırsatı bulduğumuz için bu konuda çok mutluyum. Burada beni sıcak karşılamalarından dolayı hem Başkanıma, yönetime, personele, buradaki personele, taraftara ve Şanlıurfa halkına çok çok teşekkür ediyorum. Allah hepsinden razı olsun, bizde onlara layık olma adına gecemizi gündüzümüze katarak çalışıyoruz, inşallah mutlu sonun kutlamasını hep birlikte burada yapacağız. 

banner191
banner217
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Ahmet Demir 8 ay önce

Hocam keşke devre arasında siz gelseydiniz şuan play off için oynardık.

Misafir Avatar
Mehmet 8 ay önce

Hocam bizi bu sezon ligde tutun başka birşey istemiyoruz.

banner195

banner142