TERÖRLE MÜCADELE. ..

Gezi kalkışması ile ülkeden kaçırılan “istikrar ve güvenin” bir daha asla geri gelmemesi için çok yoğun bir gayret içinde olan epey bir kitlenin var olduğunu biliyoruz, görüyoruz. Ülkenin geleceğini ipotek altına almak için yürütülen bu gayri nizami harbi ancak milletimizin feraseti ile kazanabiliriz.
En gelişmiş teknikler ile yürütülen algı operasyonlarının, en büyük güç odakları ile kurulan kirli ittifakların, en alçak mizansenler üzerinden yürütülen karalama kampanyalarının üstesinden bir avuç “perakende fedainin” gelmesi sahiden mümkün değildir. Çünkü bunlardan başka kendiliğinden sorumluluk alan kimse yok “cenk” meydanında.
Milletimiz belki de hiç bu kadar çaresiz olmadı. Anadolu insanı belki de hiç bu kadar gafil avlanmadı. Tarihin hiçbir döneminde kendini savunmaktan bu kadar aciz olmamıştı. Bu milletin öz evlatları, bu coğrafyanın kadim köklerinden geldiğini söyleyen ve öyle olduğunu bildiğimiz siyasi bir hareketin iktidarda olduğu bir zamanda bunları söylemem biliyorum pek çoğuna hem saçma hem de komik gelecektir.
Ancak ben işin içinde gerçekten hiç komik bir taraf görmüyorum. Düşünün bir avuç alçak, kanlı eylemler yapan bir terör örgütünü öven ve aynı zamanda da devlet erkanına sin kaflı küfürler eden günlük bir gazete çıkarabiliyor. Ve bu gazete, kendisi gibi bir başka terör örgütünü sn cumhurbaşkanı ile ilişkilendiren “Erdoğan’ın DEAŞ’ına Darbe” manşetleri atabiliyor, terör eylemleri yapan canileri kahraman gibi gösterebiliyor.
Ben bu işin içinde hiç saçma bir taraf görmüyorum. Düşünün ülkenin adalet sistemini ele geçirmek için bir grup casus bozuntusu, kendi elemanlarını adalet bakanlığına yerleştirmek için merkezi sınavın sorularını çalıyor, dershanenin özel biriminde bakanlığa eleman alımı sınavı yapıyor ve sonra da kendisini adaletin kılıcı olarak göstermeye çalışıyor.
PKK terör örgütü, Türkiye’nin terörle mücadelesini “İŞİD işbirliği” yalanı üzerinden boğarken bu konudaki kara propagandasını kendilerine gerekli alt yapı desteğini sağlayanın BBC; CHP ve FETÖ olduğunu lütfen unutmayın.
Terörle yeteri kadar mücadele etmiyorsunuz ve ülkeyi kaosa sürüklüyorsunuz propagandası yapan FETÖ; emniyete ve istihbarata yerleştirdiği casusları ile çok özel operasyon bilgilerini doğrudan örgütlere sızdırıyor, örgütün içindeki istihbarat elemanlarını kimlik numaraları ile birlikte deşifre edip güvenliği çökertebiliyor.
Ancak yine de bunlar istediklerini elde edemiyorlar.
Çünkü milletimiz feraset sahibidir. Çünkü bu ülkenin arkasında sınırlarının ötesinden coğrafyalardan yağmur gibi gelen dualar var.
Ülkenin geleceğini boğmak isteyenlerle kim mücadele ediyor sahiden? Kaç kişi var şunun şurasında? Hangi kurum bu gayri nizami harp karşısında tam kadro duruyor?
İktidarın kimin elinde olduğunun bir önemi var mı bilmiyorum ama teröre destek veren bir gazeteyle ilgili mahkeme kararını yerine getirirken devleti teröristle aynı kareye oturtacak operasyonu çekeni engellemekten aciz olan birisinin muktedir olduğu söylenebilir mi?
Anti parantez (bir sosyolog olarak söylüyorum) milletimiz bunlara karşı yapılan operasyonlardan asla rahatsız değildir. Haksızlığa uğradıklarına hiç kimseyi inandıramıyorlar. Vicdanlara sesleniyorlar, duygu sömürü yapıyorlar, ağlıyorlar polise kendilerini coplatıyorlar yine millette tık yok.
Milletin vicdanı karardığı için değil, bunların zulmetmediği kimse kalmadığı için
Anadolu’daki her kes, ama her kes bu çetenin uygulamalarından, hırsızlıklarından ve kurdukları tezgahlarından şu ya da bu şekilde mağdur olmuştur. Ya kariyer edinme sürecinde ya ticari faaliyetlerinde ya çocuklarının eğitim sürecinde.
Öyle çok zulmettiler ki değil kafalarının kırılması, daha ağır şeyler yapılsa da hiç kimse ses çıkarmayacak.
2011 yılında Urfa’da Mıxsemor (Haleplibahçe) mahallesinde kadim dostum ve adayımız Bekir Eren ile seçim çalışması yaparken, okuma yazma bilmeyen, yaşı altmışı geçkin bir teyze bizi tek gözlü evine çay içmeye davet ettiğinde oturmadan önce söylediği ilk cümle “bu fethullahçılar sınavların sorularını çalıyorlar bunların suratından çocuklarımız fakülte ve iş sınavlarını kazanamıyorlar” demişti.
Teyzenin bu bilgiye istihbarat raporlarından önce sahip olması bir keramet işi değildi elbette. Yaşadıkları, çevresinde gördükleri ve ferasetiydi.
Özetle; bugün ülkede iki terör örgütü var. Her ikisi de devleti terörle işbirliği içinde olduğu propagandası yaparak onun terörle mücadelesini boğmak istiyorlar.
Devletin, ya da Türkiye’nin terörle işbirliği içinde olduğu propagandası kelimenin tam anlamıyla gayri nizami bir harptir. Bu gayri nizami harp, perakende bireyler ile ila nihaye sürdürülemez benden söylemesi…
YORUM EKLE

banner195

banner142