banner196
banner186

BU AYIP URFA'YA YETER...
banner206

Eskişehir'de yayımlanan Sonhaber Gazetesi Muhabiri  Esra Ünlü, Şanlıurfa'lıların çektiği çileyi  10 Yaşında ki Azize Önay ile konuşarak yeniden gündeme getirdi. Şanlıurfa'nın siyasetçisinden, yöneticisine kadar bugüne kadar tarım işçiliği için başka Kentlere göç eden şanlıurfalılara çözüm bulamadılar. Türkiye'nin dört bir tarafına dağılan tarım işçileri kış mevsimi öncesi insanlık dramını yaşıyorlar. Zor şartlar altında sigortasız olarak tarlada çalışan Urfalı ırgatçılarda en çok mağdur olan ise okul çağın da ki çocuklar oluyor. 
 KAMPTA YEŞEREN FİDAN: AZİZE

Ailesiyle yılın 8 ayını çadırda geçiren 10 yaşındaki Azize Önay… Hayali okumak, hayali doktor olmak… Minik Azize hayalini kurduğu okula kavuştu. Şimdiki hedefi ise doktor olup, kendisi gibi çadırlarda yaşayan çocukları iyileştirmek.

 

KANAYAN YARA MEVSİMLİK TARIM İŞÇİLİĞİ…

Ülkemizin en bilinen ama görünmeyen gerçeği Mevsimlik Tarım İşçiliği... Türkiye'de 6.5 milyon tarım iş gücü ve yaklaşık yarısı Mevsimlik Tarım İşçisi. 

Alpu’da çadırlarda yaşamını sürdüren Mevsimlik Tarım İşçilerinin hayatları, yaşadıklarını az çok gazetelerde, televizyonlarda ya da oraya giderek gören arkadaşlarımızdan öğrendik. Yaşadıkları zorlu yaşam mücadelesine bir şekilde bizler de dokunduk. Ancak, yaşadıkları şartlar o kadar zor ki, bazen nasıl katlanıyorlar diye düşünmeden edemiyoruz. Ekmek kavgası için memleketlerini bırakıp başka illerde yaşam mücadelesi veriyorlar.

EN ÇOK KADINLAR VE ÇOCUKLAR SÖMÜRÜLÜYOR

Özellikle çocuklar… Daha yerleşik hayata alışamadan çadır hayatına geri dönüyorlar… Neden çadırlarda yaşıyorlar ya da yaşadıkları yerin çadır olduğunu biliyorlar mı? Bu zorlu yaşam savaşında en çok mağduriyeti yaşayanlar elbette ki anne ve çocuklar… Sadece tarlada değil çadır işlerinde de çalışan kadınlar ve kız çocukları çifte sömürüye maruz kalıyor. Su taşıma, yemek pişirme, ekmek ve salça yapmak gibi temel ev işi unsurları hep kadınlar ve kız çocukları tarafından gerçekleştiriliyor.

ÇOCUKLARIN ÖNEMLİ KISMI OKULA GİDEMİYOR

Hane halkı işi olarak görülen mevsimlik işçilik çocuk işçiliğinin en fazla olduğu alanlardandır. Aile üyelerinin tamamına yakını çalışıyor. Göç edilen aylar hem okul zamanına denk gelmesi hem de yaklaşık 9 ay kadar bir süre kalınarak çapa, sulama ve meyve ve sebze toplama gibi işlerde çalışılması nedeniyle çocuklar okula gidemiyor.

12 YILLIK GÖÇEBELİK

Alpu ilçesi uzun yıllardır Mevsimlik İşçilere kucak açtı. Önay ailesi de bunlardan bir tanesi. Önay ailesi 12 yıldır Şanlıurfa ile Eskişehir arasında gidip geliyor. Yılın 4 ayı Şanlıurfa'da bulunan aile, 8 ay Eskişehir'in Alpu ilçesinde bir çadırda hayatını sürdürüyor. Yasin ve Ayşe çiftinin 5 çocuğu var. Azize (10), Tacettin (9), Yunus Emre (5), Ömer Faruk (3), Abdulkadir (1).  Çocukların isimleri Urfa’da evliya diye nitelendirdikleri kişilerce konuldu.

EVİN KÜÇÜK ANNESİ

Azize en büyükleri ve tek kız çocuğu. Azize okumayı çok seviyor. Ancak göçebe yaşamlarından dolayı Azize sadece 4 ay eğitim alabiliyor. Yılın 8 ayında ise Alpu'da çadırda yaşıyor. Anne ve baba tarladayken evin temizliğiyle, yemeğiyle ve kardeşleriyle Azize ilgileniyor. Bir nevi küçük anne... Bu küçücük beden büyük bir sorumluluk alıyor. Ama Azize'nin büyük bir hayali var. Okumak ve doktor olmak.  

2030'A KADAR DESTEK

Azize, Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Handan Kaygusuz'un başlattığı Göç Okulu Projesi ile okuma hayalini bir adım öteye götürdü. Proje sayesinde çadırlarda başlatılan eğitim çalışmaları neticesinde okuma yazmayı tam anlamıyla öğrenmeye başladı. Minik Azize'nin öyle bir okuma hevesi vardı ki çalışkanlığıyla herkesin dikkatini çekmeyi başardı. BM'nin de dikkatini çeken Azize, BM'den eğitimine destek verilen dünyadaki 10 kız arasına girmeyi başardı. Azize'nin eğitim masrafları 2030'a kadar BM tarafından karşılanacak. Peki, bu durum Azize'nin ve ailesinin hayatını nasıl değiştirdi. 

ANNE BABADAN BÜYÜK DESTEK

Baba Yasin Önay ve anne Ayşe Önay, çocuklarının eğitim almalarını gönülden istiyor ve eğitimlerine desteklemek için uğraşıyor. Anne Önay, "Evlatlarımın okumasını çok istiyorum" diyor yarım Türkçesiyle. Öyle ki çocuklara bir şey aktarırken dili hala Arapçaya kayıyor. "Maddi durumum el verdikçe okumalarını sağlayacağız. Ancak Azize'ye verilen destek bizi çok mutlu etti. Ben daha önceden de kızımı okutmak istiyordum. Ama maddi durumum el vermiyordu. Oğlum içinde aynı, maddi durumum el verdiğince okutacağım" diye devam ediyor. 

İŞ BULDU EV KİRALADI

Baba Önay, kızının okula devam edebilmesi, derslerinden geri kalmaması için Alpu'da bir iş buldu. 500 liraya 6 aylığına ev kiraladı. Çünkü 6 ay sonra kendisine meslek edindiği Geçici Tarım İşçiliğine devam edecek. Ev 3 odalı. Ancak tüm aile çadırdan kalma kültürlerini sürdürüyor. Hepsi bir odada yatıp kalkıyor. Anne Önay, "Soba bir oda da kurulu. Diğer odalar soğuk. Bir de hepimiz aynı yerde yatmaya alıştığımızdan vazgeçemiyoruz" diye anlatıyor. Ailenin yakacak ne odunu var ne de kömürü... Sokakta buldukları çöpleri yakarak odayı ısıtmaya çalışıyorlar. Anne Önay, Kaymakamla görüştüklerini 25'inden sonra kömür verileceğini söyledi. 

GELECEĞE IŞIK TUTUYOR

Tek oda, kalabalık bir aile... Okumak için savaş veren Azize, bu tek odada kardeşlerinin yanında ders çalışıyor. Bunu da başarıyor. Azize'nin hikayesi oldukça ilgi çekici...

Okuluyla evi arası baya mesafeli. Ama Azize okumaya engel tanımıyor uzak yakın demeden tüm hevesiyle yürüyor. Azize yeni okulunu ve öğretmenini seviyor. Zaten okumak için bir nevi verdiği savaşı da kazanıyor. Ailesinin de desteğini alan Azize, hem kendisinin hem ailesinin hem de Türkiye'nin geleceğine ışık tutuyor.

HAYAT KURTARMAK İSTİYORUM

Azize'ye Türkçeyi nasıl öğrendiğini sordum. Bana "Televizyon izlerken öğrendim" cevabını verdi. İlk duyduğumda çok şaşırdım. Ona ne olmak istediğini ve neden o mesleği seçtiğini sorduğumda cümleler boğazımda düğümlendi. Minicik ağzından dökülen cümleler... "Doktor olmak istiyorum. Bir gün çadırda kalırken çocukların nefes alırken zorlandığını gördüm. Bu beni çok etkiledi. Ben de cerrah olup insanları ameliyat ederek hayatlarını kurtarmak istiyorum." Azize'ye BM'nin neden kendisini seçtiğini sordum, yanıtı kısaydı, "Arkadaşlarım arasında başarılı olduğum için."

ARKADAŞLARIM BENİ ÖRNEK ALIYOR

Arkadaşlarıyla iyi anlaştığını söyleyen Azize, okula ilk gittiğinde çok utandığını söylüyor. Azize'ye ilk baktığınızda sert bir bakışıyla karşılaşıyorsunuz. Ama konuşmaya başladığınızda içine kapanmış, konuşurken utanan ve sorulara kısa yanıt veren bir kız çocuğu Azize... BM'den eğitim desteği alan Azize, çadırdaki arkadaşlarının kendisini örnek aldığını anlatıyor: "Çadırdaki arkadaşlarım beni örnek almaya başladı. Onlar da okumak istiyor. Bunun için beni görerek ders çalışmaya başladılar." Azize burada hayalinin gerçek olduğunu açıklıyor. "Ben çadırda yaşarken diğer çocuklar gibi normal okula gitmek istiyordum. Şimdi o hayalime kavuştum." Küçük yüreğiyle dilediği hayal gerçek oldu...

MATEMATİĞİ SEVİYORUM

En çok sevdiği dersin matematik olduğunu söylüyor Azize... Çoğu insanın zorlandığı ve sevmediği matematiği sevdiğini söyleyince anne Önay araya giriyor. Kendisinin 5 yıl okuduğunu ve bu 5 yılda çarpım tablosunu hala öğrenemediğini esprili bir şekilde anlatıyor. Azize en çok zorlandığı dersin İngilizce olduğunu belirterek şöyle devam ediyor: "İngilizcem çok kötü. Öğretmenimiz anlamamız için İngilizce konuşuyor. Ama ben anlamakta zorlanıyorum. Ben Urfa'da 2.sınıftan sonra İngilizce görmedim."

FORMA KENDİSİNDEN BÜYÜK

Okul dışında kardeşleriyle oynadığını ve televizyon izlediğini anlatan Azize, "Kitap okumayı seviyorum. Televizyon izliyorum. Özellikle yabancı dizi izliyorum" şeklinde devam ediyor.  Okul forması olmayan Azize'ye komşusundan yardım geliyor. Ancak, Azize'ye verilen forma kendisine oldukça büyük gelmiş... Azize okula gitmeyi o kadar çok istiyor ki hiçbir şeyi kendisine engel olarak görmüyor bile... Formanın büyüklüğünü de...

DENİZİ İLK DEFA GÖRDÜM

Teve2'de Armağan Çağlayan'ın konuğu olan Azize, İstanbul'u ve denizi ilk defa gördüğünü söyledi. Azize, "İstanbul'u gördüm çok beğendim. Denizin üzerinden geçtik. Denizi ilk defa gördüm. Çok büyüktü ve çok mutlu oldum" dedi. 

OKUMAYI BEKLEYEN ÇOK ÇOCUK VAR

Azize, kamplarda kurulan çadırlardan yeşeren bir fidan gibi kendini gösterdi. Azize gibi okutulmayı bekleyen birçok çocuk var. Onlar da Azize gibi okumak ve istedikleri mesleği ellerine almak istiyor. Azize tüm arkadaşlarına örnek oldu. Umuyorum ki diğer arkadaşları da böyle bir destek alsın...

SÜT DEĞİL ÇAY İÇİYOR

Başta da belirttiğim gibi 3 odalı bir ev ancak tek bir oda kullanılıyor. Ailenin ciddi anlamda desteğe ihtiyacı var. 6 ay sonra aile tekrar çadır hayatına geri dönecek. Öyle ki evin en küçüğü Abdülkadir, pencere önünden hiç ayrılmıyormuş. Çünkü çadır hayatına alışan Abdülkadir, eve henüz alışamamış ve dışarıyı büyük bir özlemle izliyor. Çadır hayatında süt içmemiş olan Abdülkadir, biberonla süt yerine çay içiyor! 

EKSİKLERİ TAMAMLAMAK İÇİN ÇABALIYOR

Nuray Akçasoy da Azize'ye eğitim hayatında destek olmak için tüm gayretiyle çabalıyor. Göç Okulu Proje Koordinatörü Handan Kaygusuz ile irtibata geçen Akçasoy, Azize'nin eğitim alanındaki eksiklerini tamamlamak için desteğini sürdürüyor.

Göç Okulu Projesi nasıl başladı?

Türkiye'de mevsimlik tarım işçileri ve onların çocuklarına yönelik ilk kez hayata geçirilen Göç Okulu projesi, 2012 yılında Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yürütmüş olduğu ‘Toplumsal Cinsiyet ve Medya Atölyesi’ kapsamında başlatılan bir foto röportaj çalışması ile başladı. Bu çalışmadaki amaç, özellikle mevsimlik tarım işçiliği ile mevsimlik tarım işçisi kadınların toplumdaki yerini araştırmaktı. Türkiye’nin birçok yerinde açılan sergiler ses getirdi ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA)’nun dikkatini çekti. 2012 yılında Anadolu Üniversitesi ile Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) arasında imzalanan protokol ile Göç Okulu projesi, pilot olarak seçilen Eskişehir Alpu İlçesi'nde resmen başladı. Proje o kadar büyüdü ki; 13 Nisan 2015 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’ da projeye dahil oldu ve 2 yıllık yeni bir protokol daha imzalandı.

kaynak:Röportaj:Esra Ünlü-Eskişehirin sesi Sonhaber

banner191
banner217
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner195

banner142