Cehaletle mücadele birimi kurmalıdır.

Şanlıurfa, insanlık tarihinin en kadim duraklarından biri… Şanlıurfa; peygamberler diyarı olarak anılan, bereketli toprakları ve köklü kültürüyle “medeniyetin başkenti” unvanını sonuna kadar hak eden bir şehir. Göbekli Tepe gibi insanlık tarihini yeniden yazdıran bir mirasa ev sahipliği yapması bile tek başına bunun en güçlü kanıtı.

Ancak bu büyük mirasın gölgesinde görmezden gelinemeyecek bir gerçek de var: eğitim eksikliği. Ne yazık ki cehalet, sadece bireysel bir sorun olmaktan çıkıp toplumsal hayatın birçok alanında kendini hissettiren bir mesele haline geliyor. Bilginin yerini kulaktan dolma sözler aldığında; iftira, haset ve önyargı da hızla yayılıyor. Bu durum, böylesine köklü ve saygın bir şehrin kaderi olmamalı.

Oysa Şanlıurfa’nın ruhunda dayanışma, hoşgörü ve irfan vardır. Bu değerler yeniden ön plana çıkarılmadıkça, sahip olunan tarihi miras tek başına yeterli olmayacaktır. Çünkü bir şehri büyük yapan yalnızca geçmişi değil, aynı zamanda bugününe kattığı bilinç ve yarınlara bıraktığı eğitim mirasıdır.

Bu noktada en büyük sorumluluk, başta yerel yöneticiler olmak üzere tüm yetkililere düşüyor. Eğitim sadece okullarla sınırlı kalmamalı; mahallelerden ailelere, gençlerden yetişkinlere kadar uzanan geniş bir seferberliğe dönüşmelidir. Hatta bu mücadele, kurumsal bir yapıya kavuşturularak “cehaletle mücadele birimi” gibi somut adımlarla desteklenmelidir.

Unutulmamalıdır ki cehaletle mücadele, sadece bilgi vermek değil; aynı zamanda doğruyu, adaleti ve toplumsal ahlakı güçlendirmektir. İftiranın değil hakikatin, hasedin değil dayanışmanın hakim olduğu bir Şanlıurfa mümkündür.

Tarihin yükünü omuzlarında taşıyan bu kadim şehir, kendi potansiyelini yeniden keşfettiğinde sadece geçmişin değil, geleceğin de yıldızı olacaktır.