Değerler Erozyonu ve Kaybolan Toplum

Bir zamanlar bu topraklarda bambaşka bir hayat vardı…

Kapılar kilitlenmeden uyunur, sofralar kalabalık kurulur, büyüklerin sözü baş tacı edilirdi. Bir baba evde konuştuğunda herkes susar, bir annenin duası en büyük servet sayılırdı.

Şimdi dönüp bakıyoruz da…

Ne çok şey kaybetmişiz…
Hem de fark etmeden, yavaş yavaş…
Zenginleştik belki…
Daha güzel evlerde yaşıyor, daha iyi şartlara sahip olduğumuzu düşünüyoruz.

Ama içimiz fakirleşti. Batıya ayak uyduralım derken, kendi özümüzü geride bıraktık. İnancımızdan, ahlakımızdan, bizi biz yapan değerlerden uzaklaştık.

Aileler dağıldı…

Aynı çatı altında yaşayan insanlar birbirine yabancı oldu. Bir evde babanın sözü geçmiyorsa, o ev çoktan sessizce yıkılmış demektir. Sevgi azaldı, saygı eksildi… Boşanmalar sıradanlaştı; yuvalar artık kolay kuruluyor ama daha da kolay yıkılıyor.

“1+1” hayatlar çoğaldı…
Yalnızlık modernlik sanıldı. Gençler, köklerinden koparılan bir hayatın içine sürüklendi. Farkında olmadan, kendi ellerimizle aileyi zayıflattık.
İlişkiler derinliğini kaybetti…

Gönüller geçici heveslerin peşinde savruluyor. Cuma safında gençler yok denecek kadar az. Her çocuk bir ekranın içine hapsolmuş durumda. Sosyal medya, görünmeyen bir bağımlılık gibi hayatlarımızı ele geçirdi.


Örflerimiz, âdetlerimiz, milli ve manevi değerlerimiz, vatan, bayrak, ezan sevgimiz...
Hepsi birer birer elimizden kayıp gitti.

En acısı da ne biliyor musunuz?
Artık ne ölüyü anlayabiliyoruz ne de diriyi…
Taziye evlerinde gözyaşı yerine sohbet, dua yerine siyaset, sabır yerine dedikodu var. Acılar bile samimiyetini kaybetti. Bazıları için bir vefat, sadece görünür olmanın bir aracına dönüştü...

90’lı yılların o sade, samimi, içten yaşamı…
Bugün sadece bir hatıra. İçimizi sızlatan bir özlem…
Ama bütün bunların suçunu başkalarına atarak kendimizi kandırmayalım.
Çünkü bu değişimi biz başlattık.
Batıya giden de bizdik…
Özenen de, vazgeçen de…
Bugün yaşadıklarımız, dün terk ettiklerimizin bir bedeli…
Ve şimdi içimizde sessiz bir soru yankılanıyor:
Biz ne zaman bu kadar uzaklaştık kendimizden?