Türkiye'de Troll'ler...

Türkiye'de Troll'ler...
banner206

Aslında her şey 1860'lı yıllarda başladı.

O zamanlar "davulun sesi uzaktan hoş gelir" diyerek elektromanyetizmadan habersiz olan atalarımız için dalga sadece mekanikten öte bir şey değildi. Bağırmaydı, çağırmaydı, kıyıda oturup dalgaların sesini dinlemekti ve bazen de günümüzde yitip giden şarkılara yüksek sesle eşlik etmekti. Çünkü tüm bunların temelinde mekanik dalga tanımlaması vardı.

Derken İskoçyalı Maxwell ortaya çıktı. Zengin bir aileden gelmeydi. Elektromanyetik olgular üzerine olan araştırmalarıyla ön plandaydı. Ve günümüzün teknoloji temelindeki en önemli icatlarından birisini bizimle tanıştırdı. Elektromanyetizma.

Ardından Alman Hertz Elektromanyetik ışınımın başka bir türü olan radyo dalgalarının varlığını kanıtladı. Işığın toplanıp yansıtıldığı gibi radyo dalgalarının da aynı şekilde işlev gördüğünü gösterdi. Hertz'in yaptığı çalışmalar, Maxwell'in daha önce ortaya attığı, elektromanyetik dalgaların elektrik dalgalarıyla aynı davranışları gösterdiği biçimdeki kuramını kanıtlamış oldu.

Ardından İtalyan Marconi tüm bu temeller üzerine ilk radyoyu 1895 yılında üretmiş oldu. Ve işte o günden bugüne ses; mekanik dalga olmanın yanı sıra elektromanyetik dalgalar eşliğinde dönüştürücülerle dünyanın dört bir yanına ulaşmış oldu.

Bilginin yayılmasında tabi ki Samuel Morse'nin 1835'li yıllara kadar dayanan Telgrafı bulma çabası var: ama bilginin yayılmasında telgrafla radyoyu karşılaştırırsak radyonun açık ara önde olduğunu söyleyebiliriz. Onun için bilginin yayılmasında pik nokta benim için radyonun bulunuşudur diyebilirim...

Neyse bilginin yayılması dedik. Radyonun icat edilmesi ile birlikte bilgi akışında muazzam bir yükseliş oluştu. İnsanlar halen de kullandığımız radyo aracılığıyla aynı gün içerisinde dünyanın dört bir yanında yaşananları anlık öğrenmiş oldular. Bilgi, yorumla birlikte insanlarda yönelme ve algıyı oluşturdu. Algı toplumların hareketini, toplumların hareketi kendi kaderlerini belirledi.

Algı denilince buradan Adolf Hitler'in en güvendiği isim Paul Joseph Goebbels'i de analım. Kimine göre dahi, kimine göre katil Goebbels. Kendisi son kale olan Berlin'e bir taraftan Ruslar diğer taraftan Amerika, İngiltere ve Fransa saldırdığı zaman Alman halkının radyoyu açtığında "Almanlar Dünyanın Hakimi oldu. Her yer artık Almanların" anonslarını inandıracak kadar iyi bir plan yapmıştı. Ama algı acı gerçeklerin önüne geçemedi. Ve bir yaz ayında havuzlarda eğlenen Almanlar yaklaşan topçu sesleri ile kaçışmaya başladı. Komutanları Hitler'e halkın akıbetini sorduklarında ise Hitler "Bizi buraya getiren bu halk. Lider olarak bizi seçen onlar" şeklinde benzeri ifadelerle sivillerin şehri boşaltmayacağı emrini vermişti.

Gelelim konumuza. Derken telefonlar, bilgisayarın yaygınlaşması, televizyon, akıllı telefonlar ve uygulamalar gibi gelişmelerle günümüze kadar teknolojide ivmeli bir artış sağlandı.

Hani diyorlar ya Dünya 6 milyar yıl yaşında. Bizler öylesine bir döneme geldik ki neredeyse dünyanın bizden 200 yıl önceki hali hep aynıymış gibi görünüyor. Tamamen teknolojiden yoksun bir 5 milyar 999 bin 800 yıl gibi gibi... (Tabi kimi bilim insanlarına göre "Teknoloji her zaman var idi. Zaman içerisinde kaybolarak süreç içerisinde tekrardan kendini yeniledi")

Neyse günümüze gelelim. Yürüyerek aylar sonra ulaşabileceğimiz uzaklıklara havada bir tüpün içerisinde 1-2 saatte ulaşabildiğimiz, dünyanın öbür ucundaki insanlarla akıllı telefonla anında görüntülü konuşabildiğimiz bu günümüze... Bilginin sürekli olarak anlık artış gösterdiği günümüze...

Bilgi kavramı çok önemli; çünkü davranışın temelini bilgi oluşturur.

Şimdi 1898'de Marconi'nin Radyoyu icat ettiği yıllar ile şimdiki süreci bir karşılaştıralım. Burada iki husus var:

1- Kaynak sıkıntısında gerçek bilgiye ulaşmak.

2- Kaynak karmaşası ya da çokluğu içerisinde gerçek bilgiye ulaşmak.

Yaşı 35-40'a kadar olanlar bilir. Küçüklüğünüzde sabahın belirli saatlerinde yayın akışına başlayan ve hep akşam 7 veya 8'de ana haber bülteni olan bir iki televizyon kanalımız vardı. Biz, bilgiyi ancak bu kanallardan öğrenebilirdik. Yani kaynak sıkıntısı içerisinde gerçek bilgiye ulaşmak zordu. Onun için bu bir iki televizyon kanalında çıkan haberler üzerine bizlerde algı oluşur ve davranışımız bu algılar üzerine şekillenirdi.

Yaşadığımız bugüne 21. yüzyılın ilk çeyreğine baktığımız zaman ise kaynak karmaşası ya da çokluğu içerisinde gerçek bilgiye ulaşmanın gayreti içerisindeyiz. Bu belki de geçmiş yıllardan daha da çok zor bir süreç. Çünkü aynı olayı televizyondan farklı, internetten farklı, radyodan farklı hatta ve hatta şimdiki akıllı telefon uygulamalarında bin bir türlü farklı yorumlarla anlamaya çalışıyoruz.

(Geçmişte denk geldiğim bir olay olduğu için yazıyorum) Örneğin bir cinayet haberi. Taksici müşterisi ile tartışmış ve meydana gelen kavgada adamı öldürmüş:

A Haber Sitesi'nde başlık (Taksici Yaşlı Adamı Öldürdü)

B Haber Sitesi (Kendisine Küfür Eden Müşterisini Öldürdü)

C Haber Sitesi (Taksici Kendisine Bıçak Çeken Adamı Öldürmek Zorunda Kaldı)

D Haber Sitesi (Eve Ekmek Götürmek İsteyen Taksici Katil Oldu)

E Haber Sitesi (O Taksici de Korsan Çıktı)

Gel de işin içinden çık. Aynı haberi farklı kanallardan okuyan bir toplulukta bu kez farklı sesler yükseliyor.

- Vah vah yaşlı adamdan ne istedin be adam

- Taksicilik zor. Ekmek götürmek için kelle koltukta geziyorlar

- Bu taksiciler mafya mafya

- Hükümet Korsan Taksicileri daha sıkı denetlemeli

- Günah yav. Taksici kendini korumak istemiş.

İŞTE BURASI BÜYÜK BİR TEHLİKE... Bence kaynak karmaşasının olduğu yerde gerçek bilgiye ulaşmak, kaynak sıkıntısında gerçek bilgiye ulaşmaktan çok çok daha zor. İşte böylesine bir gerçek bilgi arayışı içerisinde yeni türeyen bir tanım çıktı ortaya TROLL...

TROLL NEDİR?

Şimdiye kadar belki de canınızı sıkan ve 'hadi artık asıl konuya gel' dedirten yazımızın bu bölümünde bilgi akışının inanılmaz derecede hızlı olduğu, akşam ana haber bültenlerini izlemenize gerek bırakmayan sosyal medya bilgi akışındaki kirli ve yanlış bilgi kaynağının aktörlerini anlatmaya çalışacağız.

Türk Dil Kurumunda halen tanımlaması olmayan Troll; sosyal medyada birden çok hesaplar açarak (Fake Hesap), bazen para karşılığı bazen de bir kişi veya kişilere destek amaçlı hareket eden, bunu da istenilen sonucu almak için farklı yalan yanlış bilgilere başvurarak yayan kişiye denir. Yani bilginin çarpıtılması ve topluluğun istenilen algıya kapılması için uğraşan kişi.

FAKE HESAP NEDİR?

Fake hesap; kişinin sosyal medyada kullanıcı adı olarak kendi adı dışında farklı isimler veya tanımlamalar kullanarak açtığı yeni sosyal medya hesaplarına denir.

TROLLERİN ÇALIŞMA ALANLARI NELERDİR?

Trolleri çalışma alanına göre yerel ve ulusal anlamda ikiye ayırmak daha doğru olur. Ulusal anlamda çalışan troll'ler tüm ülke genelinde algı oluşturmanın gayesi içerisinde olurken, yerel bazda çalışan troll'ler ise belli kişi veya kişilere ya da kurumların ön planda tutulması için uğraşır dururlar.

TROLLERİN YAYGIN OLDUKLARI ALANLAR NELERDİR?

Troll'lerin çalışma alanları yaygındır. Bir şarkıcı için de troll'lere başvurulabildiği gibi bir mafya babasını iyi göstermek, bir siyasi görüşün ne kadar iyi olduğunu veya bir siyasi parti ya da siyasi liderin ne kadar verimli çalıştığı algısını yaymak için görev alabilirler. (Bunun tam tersini de yapabilirler) Ama en yaygın oldukları alan ise toplumun en çok konuştuğu, yorumlamak istediği, görüş dile getirdiği SİYASET mecrasıdır. Ülkemizdeki Troll'lerin yüzde 90'ı da siyaset alanında algı yaymak isteyen gruptur.

HANGİ SOSYAL MECRALARDA DAHA YAYGINLARDIR?

Aslında Troll kavramı Twitter'in ülkemizde yaygınlaşması ile ortaya çıkmış bir kavramdır diyebiliriz. Çünkü resmi açıklamaların resmi kanallardan çok Twitter üzerinden halka yayıldığı ülkemizde Twitter adeta Troll'lerle dolup taşmaktadır. Haliyle en çok kullandıkları sosyal medya uygulaması da Twitter'dir.

NASIL ORGANİZE OLURLAR?

Trollerin çalışma şeklini bir piramide benzetebiliriz.

En alt tabakada ulaşılmak istenen kitle yani halk vardır.

Onun bir üstünde halka ulaşmak için hesaplarını takipçi bakımından şişiren, halka ulaşmak için binbir türlü yolu deneyen, etiket atan, her bir hesaba özel mesaj yazan ve her birinin 10-20 farklı hesabı olan Troll'ler yer alır.

Bir üst tabakaya gelince burada Başkanlar denilen gruplar yer alır. Başkanlar kendi aralarında gündemi belirlerler. Bu gündem ki çoğu zaman Başkanların bulunduğu tabakanın bir üstünden (Yöneticiler) talimatla gelecek konu başlığı olur. Başkanlar gelen talimatla ya da kendi aralarında belirlediği zaman, başlık, etiket ve fotoğraflarla organize olurlar. Ve her bir başkan kendi alt tabakasına dönerek kararını grubundaki tüm Troll'lere bildirir.

Başkanlar grubunun üstünde ise Yöneticiler vardır. Yöneticiler de yine başkanlar gibi ya kendi aralarında ya da bir üst gruptan gelen mesajı kendi alt grubu olan Başkanlara iletir. Zaman, etiket ve fotoğraflar asıl Yöneticiler tarafından belirlenir. Tüm organizasyonun takibi Yöneticiler tarafından yapılır.

Yöneticilerin bir üstünde yani tepede ise algıyı oluşturmak isteyen kişi yer alır. Şimdiye kadar farklı tabirlerini duymuş olabiliriz ama biz buna belli kişi veya kişileri anımsatmaması için Talepçi diyelim. Talepçi ise tüm organizasyondan beklentisi olan kişidir. Algının nasıl oluşmasını talep eden veya toplumun neyi düşünmesini isteyen kişidir.

ULUSAL VE YEREL ÖLÇEKTE TROLL ÇALIŞMASINDA FARKLILIK NEDİR?

Ulusal ve yerel ölçekte Troll çalışmasında piramit; konunun boyutuna ve çalışmanın yaygınlaştırılmasına göre artar veya azalır. Ulusal çapta yapılacak bir algı çalışmasında daha dikkatli ve daha da organize olmuş bir şema ortaya çıkarken, yerel ölçekte bazen bu tabaka 3 kısımdan oluşabilir.

TROLLER VE TABAKADA YER ALAN ORGANİZASYON ŞEMASI NASIL İLETİŞİM KURAR?

Yine ulusal ve yerel ölçekte troll ve oluşturdukları organizasyon şemasının iletişimi profesyonel ve acemi şeklinde farklılık taşır. Ulusal çaptaki iletişim sosyal medyada kurulan ve kayıt altında tutulamayan özel gruplar arasında sürerken, yerelde bu bazen telefonla veya yüz yüze de yapılabilir.

KURDUKLARI GRUPLARDAKİ ASIL AMAÇLARI NEDİR?

Troller genelde işi gücü olmayan, az biraz sosyal medyadan bilgi sahibi olan, kuruluş şemasındaki kişi veya kişilerle aynı görüşü paylaşan en alt tabaka gruptur. Bu troller kendilerinin bir üst grubu olan Başkanlar tarafından farklı farklı gruplara alınan kişilerdir. Başkanlar bu gruplarda (Her bir grupta genelde 100-200 kişi yer alıyor) trollere mesaj gönderir. Troller de bu mesajlar doğrultusunda kendi fake hesaplarından aynı iletiyi paylaşır veya beğenirler. Bu ileti bazen bir fotoğraf olur, bazen bir cümle bazen de bir etiket olarak paylaşılır ve yayılır.

PEKİ TROLLER BU PAYLAŞIMLARINI HALKA NASIL YAYARLAR?

Size bir örnek vereyim. Bilgisayar başında bu yazıyı okuyorsanız Ufuk Baydemir'in 'Ay Tenli Kadın' şarkısını açın ve dinleyin. ("Yav zaten başka nerden okuyacaz ki kardeşim" demeyin. Çünkü Cep telefonundan nete bağlanmış ve bu yazıyı okuyorsanız aynı anda Youtube'den müzik dinleyemezsiniz. Sekme değiştirdiğiniz için Youtube müzik çalmayı durduracaktır)

Neyse bu Ufuk Baydemir, bir yerlerden okuduğuma göre 'Ay Tenli Kadın' şarkısını bir zamanların ünlü Chat Programı mIRC'tan tanıştığı bir kıza yazmış. Yaşı 40 ve üstü olanlar bilir bir zamanların mIRC programını. Giriyorsun, kendine bir Nick (Kullanıcı) ismi veriyorsun ve sohbet odalarına giriş yapıyorsun. Derken Nick'inde kadını çağrıştıran isim olan biri. Hemen tıklıyorsun başlıyorsun yazmaya "Slm - u - Pls - Kib" (Heyt be ne günlerdi :))

İşte Ufuk Baydemir de aynısını yapmış. Sadece yazı ile iletişim kurabileceğin bu programda bir kadınla tanışmış. O zamanlar tabi akıllı telefon yok, görüntülü konuşma imkansız.

Bu kadına yazmış, kadın buna. Ve kendini gökkuşağında kayarken gören Ufuk Baydemir; başını kaldırınca aydaki beyazlıkta o kadının tenini hayal etmiş. Ve 'Ay Tenli Kadın' şarkısının sözlerini yazmış.

Gün gelmiş o uğruna şarkı yazdığı kadınla buluşmuş. O uğruna şarkı yazdığı, nice duygulara kapıldığı kadın hiç de beklediği gibi birisi çıkmamış. O gün o kadını gördüğü ilk ve son gün olmuş. Bir nevi Ufuk Beydemir trollenmiş.

Yalanların gerçek haliyle anlatıldığı yazımızda yozlaşmış sanat camiasında kendini korumakta örnek olan Ufuk Beydemir'e başarılar dileyerek yolumuza devam edelim.

Troller internetten farklı çekici kadın resimleri veya erkek resimleri bulurlar. Hemen bir hesap açarlar. Kadın ise erkeklere takip, erkek ise kadınlara takip gönderirler. Bu şekilde "Üfff güzel kız" veya "Owww yakışıklı çocuk" diyenler hemen trollün takibine takiple karşılık verirler. Bu zaman içerisinde sürerken Troll kendine bir kitle oluşturmuş olur.

Bazen de troll kadın veya erkek resmi koymak yerine profiline aynı siyasi düşünceyi paylaşan özet bir cümle ekler. Benzer bir etkili kullanıcı adı ile benzer düşüncede paylaşım yapan kişileri ekler. Eklediği kişi ise genelde "Aha bu benim kafadan" diyerek takibine takip yapar.

Gibi gibi benzer çalışmalar Troll'ün kitlesini genişletir ve ulaşım kapasitesini arttırır.

TORLLERİN BULUNDUĞU GRUPLARDA NELER YAPILIYOR?

Her troll grubunu (Her bir grupta genelde 100-200 kişi yer alıyor) bir başkan yönetiyor. Başkan piramidin bir üst kısmından kendisine gönderilen iletiyi (link, fotoğraf, cümle veya etiket) Trollerin bulunduğu gruba atıyor ve "herkes bunu paylaşsın" diyor. Troll'ler de bunu alarak kendi sayfalarında paylaşıyor ve o denize attıkları oltaya takılan balıklar vardı ya hani o takibe takip yapanlar; bu iletileri görüyor. Yani kirli bilgi bu şekilde yaygınlaşıyor ve halka yayılıyor.

Sorunun temelini zaten oltaya takılan balıklar oluşturuyor. Kişi eğer eğitimli değil, bunlara kanıyorsa toplumun yanlış bilgiye ulaşarak algıya kapılmasında baş aktör oluyor.

BAŞKANIN TROLL'LERLE ÇALIŞMA YÖNTEMİ NEDİR?

Başkan bunu yaparken aslında akıllı bir yöntemi seçiyor. Bu başkan tüm Troll'leri kendisine fake açtığı başka bir hesaba yönlendiriyor. "Bu hesabı takip edin ve ben ne paylaşırsam sizde hemen paylaşım yapın" diyor. Oluşturulan grup sadece haberleşme için yani. Paylaşım yapanları da yapmayanları da sürekli takip ediyor. Paylaşım yapmayan Troll'leri de sürekli uyarıyor. 1-2-3 uyarıya rağmen paylaşım yapmayan Troll varsa hemen aforoz ediliyor. Gruptan çıkarılıyor.

BUNLARA NEDEN BAŞKAN DENİYOR?

Bunlara Başkan denmesinin sebebi karşılıklı saygıdan kaynaklanmıyor. Bu kişilerin bırakın isminin ne olduğunu erkek mi kadın mı olduğunu dahi bilmedikleri için Troll'ler bunlara Başkan diye hitap ediyor.

PEKİ BUNLAR SUÇ İŞLEMİYOR MU?

Bir hukukçu değilim ama bunların yasal olarak suç işlediğini bilmek için hukukçu olmaya da gerek yok. Çünkü bu Troll'ler istediklerini 'Terörist' ilan edebiliyor, istediklerini de 'Kahraman' olarak halka yansıtabiliyorlar. Hiç bir suçu olmayan birini karalamak için halk nezdinde 'Terörist' ilan edebiliyorlar.

PEKİ NEDEN YAKALANMIYORLAR?

İşte bu yakalanıp yakalanmama hususu işin adli kısmını içeriyor. Sosyal medya hesabının bulunduğu cep telefonundan kişi yakalanabilir. Burada da troller şu metoda başvuruyorlar: TEMİZLİK.

Gruptaki Troll'ler belirli zaman aralıklarında sürekli olarak TEMİZLİK istiyorlar.

Temizlik demek yani "Ben gruptan çıkıyorum. Telefonumdaki tüm mesajları siliyorum. Telefonumda hiç bir mesajlaşma kalmadıktan sonra beni tekrar gruba alın" demek.

Bu talepte de Başkan görevli. "Hay hay" diyor. Ve Troll gruptan çıkıyor. Belli bir süre sonra Başkan tekrar o Troll'ü gruba ekliyor. Troll böylelikle cep telefonundaki tüm mesajları ve yazışmaları silerek yeniden gruba bağlanıyor.

TAMAM MESAJI ANLADIK DA BU TROLL'ÜN HESABINDA ADLİYELİK PAYLAŞIM VAR O NASIL OLUYOR?

Troller bir hesabı uzun süre kendilerinde tutmuyorlar zaten. Buradaki amaç günü birlik algı oluşturmak olduğu için hesap kapansa da olur. Altını çiziyorum amaç algıyı yaymak. Eski hesap 1-2 gün sonra hemen kapatılır ve yenisi açılır burada onlar için sıkıntı yok.

KİŞİNİN TROL OLUP OLMADIĞINI NASIL ANLARIM?

Sadece internette troll yok. Troll aslında her yerde. Biz; en çok Troll sosyal medyada olduğu için olayı bu yönde ele alıyoruz. Aslına bakarsanız size yanlış bilgiyi ulaştıran ve sizin farklı düşünmenizi isteyen herkes bir Troll'dür. Komşunuz size geldi ve alt kattaki komşunun dedikodusunu yalanlar üzerine mi yaptı. İşte o sizi yanlış yönlendirmek isteyen komşunuz da bir Troll'dür. Bunu akraba ve arkadaş çevresine de yayabiliriz ama asıl konumuz sosyal medya.

- Sosyal medyada Troll'den korunmak için öncelikle arkadaş listenize eklemek istediğiniz kişinin kullanıcı adına bakın. İsim ve soy isimden ziyade kullanıcı adı kullananlardan uzak durun. Kullanıcı adının sonunda rakamlarla "3456445" tarzında rakamlar yazanlardan da uzak durun.

- Emin olmak için gün içerisinde paylaşım yaptığı iletilere bakın. Ne kadar sıklıkla paylaşım yapmış. Çok sık paylaşım yapanlardan uzak durun.

- Hep belli bir kesimin paylaşımını kendisi de paylaşan kişilerden uzak durun.

- Profil fotoğrafında börtü, böcek, makyajlı kadın, kaslı erkek fotoğrafını paylaşanlardan uzak durun.

- Takibi ve takipçisi çok fazla olanlardan uzak durun.

- Kısacası tanımadığınız kişileri takip etmeyin.

PAYLAŞIMIN TORLL TARAFINDAN YAPILDIĞINI NASIL ANLARIM?

Diyelim ki herhangi bir Troll'den uzaksınız ve belli sayıda takipçiniz var. O da ne: bir ileti gördünüz. Sizin takip ettiklerinizden biri, bir Troll'ü takip etmiş ve paylaşımı sizin sayfanıza kadar ulaşmış. Ama emin değilsiniz bunun Troll kaynaklı paylaşım olup olmadığından.

Hemen iletiyi kimlerin paylaştığına bakın. O iletiyi paylaşanlar listesindeki kişiler gerçek isimler değilse bilin ik o paylaşım Troll'ler tarafından yayılmak istenen bir iletidir. Bu da kirli bilgidir. Uzak durun ve dikkate almayın.

KİMLER TROLLERE BAŞVURUR?

Çok az olmakla birlikte bilginin sosyal medyada daha yaygın olduğunu bilen bir takım kişiler gerçek anlamda seslerini duyurmak için istisnai olarak da Troller'e başvurabiliyorlar.

"Bizim Perişanlığımı Sesimizi Duyuramamızdandır" diyen İlyas Salman'ın babasının askerlik anısını hatırlayalım şimdi.

İlyas Salman'ın babası askere gidecek. Adıyaman Hükümet Konağı önünde askere gidecekleri topluyorlar. Bir doktor çıkıyor ve toplanan askerlere bağırıyor "Asker sağlıklı mısınız?".

Tüm askerler "Sağlıklıyız" diyor.

İlyas Salman'ın babası "Hesteyem" diyor ama o kalabalıkta sesini bir türlü duyuramıyor.

Sesi duyulamayan ve hastalığından habersiz olunan askere gönderildiği zaman içtima alanında yere düşüp kalıyor. (Asker başımızın üstüne. Burada sadece kalabalık içinde sesini duyuramayan bir kişiden söz etmek istedik o kadar)

Bilgi akışının bu kadar yoğun bir şekilde akıp gittiği sosyal medyada sesini duyuramayanlar da bazen Troll'lere başvurabiliyorlar. Eee tabi Troll genelde parasına baktığı için bilginin doğru olup olmadığının kendisinde bir ehemmiyeti yok. Yani Troll'lerin kol gezdiği sosyal medyada bazen gerçek bilgiyi yaymak isteyen de yine Troll'e başvuruyor.

Ama bu oran yüzde 10 bile olamıyor. Çünkü Troll'lere başvuranlar genellikle yanlış bilgi ve buna bağlı algıyı yaymak isteyen kişilerdir. 

TROLL'ÜN SAKINCALI PAYLAŞIMINI BENDE PAYLAŞTIM. BAŞIM BELAYA GİRER Mİ?

Hele sen bu yazıyı baştan sona okumak yerine bu başlığı merak edip sadece burayı mı okudun?

Hazırla bakayım temiz iç çamaşırlarını sana yol göründü demek...

Ben de şu çiçekleri sulayıp geleyim...

Şimdi bu konu belli başına araştırılması gerekilen bir husus. Sakıncalı paylaşım farklı suç çeşitleri altına girebilir. Ve suçlu çıkabilirsiniz. İkinci veya üçüncü şahıs olsanız dahi. Bunun için internette detaylı araştırma yapıp, hukukçuların yorumlarını okuyabilirsiniz.

TROLLER MAAŞ VEYA PARA ALIRLAR MI?

Evet. Troller maaş veya ileti paylaşımı için farklı kişilerden para alabilirler.

Birden çok hesabı olan ve her bir hesabında 10 binlerce takipçisi olan Troll'ler belli kişilerden günlük belli bir sayıda paylaşımlarını yaymaları için maaş alabildikleri oluyor.

Veya kişi veya kişiler tek bir paylaşımını yaymak istiyorsa; Troll paylaşım başı kişi veya kişilerden para alabiliyor.

SOSYAL MEDYA UYGULAMALARI TROLLERE KARŞI NASIL ÖNLEM ALIYOR?

Özellikle Twitter Trollere karşı önlemlerini giderek arttırmaya başlayan sosyal medya uygulaması olarak öne çıkıyor. Twitter gruplardan çıkanların tekrar aynı gruba alınmaması, sakıncalı gruplar, benzer paylaşımları yapan kişiler, sakıncalı paylaşımları yapan gruplar, çok sayıda kişi ekleme veya çıkarma, sahte hesap açan, birden çok hesabı aynı telefon numarasında bulundurma, sahte hesapları açan kişileri takip eden kişiler gibi hususlarda hesapları askıya alıyor ve sıkı güvenlik duvarları getiriyor.

TROLLERDEN NASIL KORUNURUM?

Kendinizi ve sevdiklerinizi bu konuda olabildiğince bilgilendirin. Çocuklarınızın ve diğer sevdiğiniz insanların sosyal medyadaki aktifliğini sınırlı tutmasını isteyin.

Bilgiye kaynağından ulaşın. Gazeteci olmasanız dahi bilgiyi 5N 1K kurallarına göre yani

- Ne oldu?

- Nasıl oldu?

- Neden oldu?

- Nerede gerçekleşti?

- Ne zaman gerçekleşti?

- Kim hakkında?

hususlarına göre kaynağından öğrenin ve yorumu sadece siz yapın. Bir olay hakkında yorum içeren anlatımı benimsemeyin. Kesinlikle olayı gerçek kaynağından öğrenin ve SİZ YORUMLAYIN...

TÜM BU OKUDUKLARIMDAN SONRA SANAL ALEME BAKIŞ AÇIM NASIL OLMALI?

Hayatınızda her zaman gerçek yaşamınız ön planda olsun. Reel yaşayın sanal değil. Sanal yaşantısı gerçek yaşantısının önüne geçenlerden uzak durun. Ve hayatınızın her gününde mutlak suretle günün aydınlığını görün. Güneşi, rüzgarı hissedin. Gerçeklik ilkeniz olsun...

Selamlar...

Güncelleme Tarihi: 06 Haziran 2021, 23:16
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner195

banner277