İBRAHİM’İN KIRDIĞI PUTLAR, BUGÜNÜN PUTLARI

Hazreti İbrahim, Nemrut’un hüküm sürdüğü çağda insanların önünde eğildiği putları kırdı. Çünkü mesele taştan yapılan putlar değildi; insanın aklını, vicdanını ve iradesini başkasına teslim etmesiydi.

Bugün putların şekli değişti.

Artık kimse taş heykellerin önünde eğilmiyor belki ama para, makam, şöhret, güç ve kibir karşısında eğilenlerin sayısı her geçen gün artıyor.

Dün Nemrut’un putları vardı, bugün ise insanın kendisini putlaştırdığı bir düzen var.

Makam için dostunu unutanlar, para için vicdanını susturanlar, şöhret için değerlerinden vazgeçenler, gücü eline geçirince kendisini dokunulmaz sananlar…

Hazreti İbrahim’in kırdığı putlar taş ve tahtadan yapılmıştı. Bugünün putları ise insanın içine yerleşmiş. Bu yüzden kırılması daha zor.

Asıl mesele de burada başlıyor.

İbrahim’in soyundan geldiğini söylemek kolay; İbrahim’in duruşunu yaşamak zor.

Şanlıurfa, Hazreti İbrahim’in izlerini taşıyan kadim bir şehir. Fakat insan ister istemez soruyor:

Bu şehirde İbrahim’in cesareti mi çoğalıyor, yoksa Nemrut’un kibri mi?

Çünkü her geçen gün İbrahim’in temsil ettiği adalet, vicdan, teslimiyet ve hakikat duygusunun azaldığını; para, makam ve çıkarın ise daha fazla konuşulduğunu görüyoruz.

Belki de bugün yeniden bir put kırıcıya ihtiyacımız var.

Ama bu kez kırılacak putlar taş değil.

Kibir kırılmalı.

Çıkar kırılmalı.

Makam tutkusu kırılmalı.

Para hırsı kırılmalı.

Şöhret tutkusu kırılmalı.

Ve en önemlisi, insanın kendisini herkesten üstün görme hastalığı kırılmalı.

Çünkü bir şehir, ancak putlarını kırabildiği gün gerçekten temizlenmeye başlar.

İbrahim’in şehrinde mesele, Nemrut’un kim olduğunu bilmek değil; içimizdeki Nemrut’u fark etmektir.