Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ait Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarını açıkladı. Buna göre, Türkiye’nin nüfusu 86 milyon 92 bin 168 kişiye ulaştı ve bir önceki yıla göre 427 bin kişilik bir artış yaşandı. Ancak TÜİK verileri üzerinden yapılan bir hesaplama, şehirlerin nüfus yoğunluğunun tamamen değişebileceğini ortaya koydu: “Herkes kendi ilinde yaşasaydı” tablosu.
Bu senaryoya göre, göç ve yerleşim farkları göz ardı edildiğinde bazı illerin nüfusları şu şekilde olurdu:
-
Şanlıurfa: 3 milyon 205 bin 103 kişi
-
Konya: 2 milyon 702 bin 482 kişi
-
İstanbul: 2 milyon 603 bin 870 kişi
Şaşırtıcı şekilde, Türkiye’nin en kalabalık şehri olan İstanbul, bu senaryoda üçüncü sıraya düşüyor. Şanlıurfa ise nüfus açısından İstanbul’u geçerek en kalabalık illerden biri hâline geliyor.
Demografik uzmanlar, bu hesaplamanın yalnızca teorik bir tablo olduğunu belirtiyor. Ancak tablo, göç ve şehirleşmenin Türkiye’de şehirler üzerindeki etkisini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Şanlıurfa’nın yüksek doğum oranı ve genç nüfusu, ilde nüfus yoğunluğunu doğal olarak artırıyor. Öte yandan İstanbul ve diğer büyük kentler, ekonomik ve sosyal fırsatlar nedeniyle yoğun göç alıyor.
Bu ilginç senaryo, Türkiye’de nüfus dağılımı ve şehir planlaması konusundaki farkındalığı artırıyor. Uzmanlar, nüfus artışının dengeli yönetilebilmesi için eğitim, sağlık ve altyapı yatırımlarının şehirlerin demografik yapısına göre planlanması gerektiğini vurguluyor.
Kısacası: Eğer herkes doğduğu ilde kalsaydı, Şanlıurfa İstanbul’u geride bırakıyor, göç ve fırsatlar ise büyük şehirlerin nüfusunu şekillendirmeye devam ediyordu.