KENDİNE BİR NOT

Herkesi memnun etme çabası, insanı kendi mutluluğuna hasret bırakır. Günün yoğun koşuşturması içinde birden çok sorumluluğu üstlenerek omuzlarınıza taşıyabileceğinizden fazla yük bindirirsiniz. Hayatın doğası gereği bu koşuşturma kaçınılmazdır; yaşamla mücadelenin temelinde de bu yatar. Hep bir yerlere yetişme çabası ve başkalarına ayak uydurma arzusu, zaman zaman sizi kendinizden uzaklaştırarak bir fırtınanın ortasındaki toz bulutuna hapsedebilir.

Evet, hayata ayak uydurmak elbette önemlidir; lakin bu çaba, sizi kendi standartlarınızın dışına fazla itmemelidir. Öyle ki bazen aynaya bakacak fırsatınız dahi olmaz. "O ne der?", "Bu ne düşünür?", "Geç mi kalırım?" gibi kaygılar, uyku anında bile kendinize yapabileceğiniz en büyük haksızlığa dönüşür. Bir şeyleri olduğundan fazla düşünmek sizi konfor alanınızın dışına atar; ruhunuzdan geldiği gibi davranmaktan çekinir hale gelirsiniz. Kendi özünüzün yanlış anlaşılması korkusu ise ruhunuza vurulan en büyük prangadır.

Sakın kendinizi ait hissetmediğiniz bir yere uyum sağlamak için çabalamayın ve kendinizi değiştirme yoluna gitmeyin. Unutmayın ki siz, "fesleğenlerin arasında açmış bir hatmi çiçeği" gibisiniz. Bu durum, eğreti durduğunuz anlamına gelmez. Bir yere uyum sağlamak adına kendiniz olmaktan asla vazgeçmeyin. Çevrenizin size uyum sağlamasını beklemeden, kendinizi olduğunuz gibi sevin. Uzun lafın kısası; "benim gibi" olmamak için kendinizi kurtarın ve bunun yolunu yine kendinizde bulun. Aksi halde, ömür boyu kendinize yaptığınız haksızlıklar için vicdanınız; belli bir aşamadan sonra sizi tıpkı bir törpü gibi rendeler ve bitirir.

Ömür kısadır; ancak bahçede çiçekler açmaya devam ettiği müddetçe hayat da devam edecektir. Ve siz, hayatın akışında kendi ruhunuza karşı koymaktan vazgeçin. Bir yelkenli gibi ayaklarınızın altına serilen hayatın fırtınasına karşı durmak yerine, onunla dans etmeye başlayın. Birilerini memnun etme çabasından vazgeçtiğiniz an, aslında kendinizi memnun ettiğinizin farkına varacaksınız.

Asıl kahraman sizsiniz. Sizi siz yapan değerlerden bir tane daha yok ve size verilmiş güzel bir ömür var. Bu ömrü başkalarının arzularına hizmet etmekle heba etmeyin; kendi mutluluğunuz için doyasıya yaşayın. Bunu başardığınız zaman gözlerinizin daha parlak baktığını, içtiğiniz kahvenin daha lezzetli olduğunu ve gökyüzünün mavinin en güzel tonuna büründüğünü fark edeceksiniz. Bu farkındalığın yolu ise yalnızca kendi ruhunuzdan geçiyor.

Sevgilerimle.