Yeni kitabı baskıdan çıktı

Yeni kitabı baskıdan çıktı
banner206

Harran Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Bektaş, Urfalı Divan Şairleri kitabının tanıtımını yaptı.

Urfalı Divan Şairleri kitabından nelerden söz ettiği ile ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Ekrem Bektaş şunları söyledi;

"Eski adlarıyla Ur, Urhoy, Urhei, Orhayi, Ruhai, Ruhha, er-Ruha, Reha, Edessa ve Urfa olarak sayabileceğimiz ve günümüzde Kurtuluş Savaşı’nda gösterdiği başarıdan ötürü bir nişane olarak verilen “şanlı” unvanıyla Şanlıurfa, Anadolu’nun güneydoğusunda yer alan kadim bir şehirdir. Bulunduğu konum ve yüklendiği görevler itibarıyla tarihî seyir içerisinde pek çok kültür unsurunu kendinde toplayan Şanlıurfa, kaynaklara göre tarihin en eski mabedi sayılan Göbeklitepe ve yine dünyanın en eski üniversitelerinden biri olan Harran Üniversitesi ile en kadim inanç ve eğitim merkezlerinden biridir. Edebî ve kültürel faaliyetler bakımından da ön plana çıkan bu kadim şehir, yetiştirmiş olduğu değerli simalarla önemli merkezlerden biri hâlini almıştır. Bu edebî mahfilin tezahürü olarak Osmanlı edebiyatının yaklaşık altı yüz yıllık geleneğinde pek çok şairin yetiştiği bu şehirde, klâsik edebiyat sahasında eser veren kimi Urfalı şairler kendilerine biyografik eserlerde yer bularak günümüze ulaşmışlardır. Ancak bu biyografik kaynaklarda yer alan dağınık bilgilerin bir araya getirilmesi eksik, yer yer yanlış malumatların verildiği isimlerin tashih kılınması noktasında özverili ve ciddi bir çalışmanın gerekliliği malumunuzdur. Bu anlamda Ekrem Bektaş tarafından kaleme alınan Urfalı Dîvân Şâirleri adlı çalışma bu çabanın bir ürünüdür. Tanıttığımız eser Urfalı divan şairleri hakkında isabetli bilgilerle birlikte pek çok şair hakkında yeni tespitleri ihtiva etmesi bakımından hem Urfa şairleri hakkında en kapsamlı eser olması hem de klâsik Türk edebiyatı sahasında bu alanda büyük bir boşluğu doldurması bakımından büyük bir önemi haizdir."

Ekrem Bektaş’ın Urfalı Dîvân Şâirleri adlı eseri Kriter Yayınevi tarafından 2020 yılında yayımlanmış olup araştırmacıların istifadesine sunulmuştur. Ekrem Bektaş, eseri “Giriş, Birinci Bölüm ve İkinci Bölüm” olarak tasnif etmiştir. Eser bir “Ön Söz” (s. xiii-xiv) ile başlayıp burada eserin konusu, yöntemi ve amacı üzerinde kısa bir bilgi yer almaktadır. “Ön Söz”ün ardından gelen “Giriş” (s. 1-2) bölümünde Urfa’nın tarihî arka planı ve Urfa’nın şair kadrosu hakkında kısa bilgiler verilmektedir.

“Birinci Bölüm” (s. 3-21) üst başlığı altında “Yöntem (s. 3-4), Urfalı Divân Şairleriyle İlgili Bazı Bilgiler (s. 4-13), Urfalı Divân Şairleri Arasındaki Akrabalık Bağları (s. 14-15), Urfalı Divân Şâirleri ve Şiiri Üzerine Yazılanlar” (s. 15-20) ve birinci bölümün özeti mahiyetinde olan “Sonuç” (s. 21) alt başlıkları incelenmiştir. Bu bölümlerden “Yöntem” alt başlığı altında “şanlı” unvanının neden tercih edilmediği; çalışmanın kapsamının 1986 yılında TBMM tarafından verilen “şanlı” unvanından öncesini kapsaması gerekçesiyle izah edilmiştir. Aynı başlık altında yine “Bu çalışmanın en belirgin özelliği, sadece divân şairlerini veya klasik şiir tarzını devam ettiren şairleri içeriyor olmasıdır.” (s. 3) ifadesiyle eserin çerçevesi çizilmektedir. “Yöntem” bahsinde temas edilen bir diğer husus eserde yer alan isimlerin tercih sebebine dairdir. Bu anlamda Urfalı olduğu hakkında müspet bilgileri barındırmayan şairler, halk şairleri, serbest vezinle şiir yazan şairler eserin kapsamının dışında bırakılmıştır. Son olarak “Yöntem” başlığında eser oluşturulurken istifade edilen kaynaklar (biyografik eserler, tezkireler, salnameler vs.) ve eserin yüzyıl usulüne göre, her yüzyılın şairlerinin alfabetik olarak sıralanması izah edilmiştir.

Yöntem alt başlığından sonra “Urfalı Divân Şairleriyle İlgili Bazı Bilgiler” (s. 4-13) alt başlığı içerisinde yüzyıllara göre tasnif edilen şairler, alfabetik sırasıyla doğum ve ölüm yeri, ölüm tarihi, mesleği, tarikatı, eserleri, yer aldığı biyografik eser tasnifiyle tablolar halinde verilmiştir. Her tablonun altında dönem ve şairleri hakkında kısa bilgi ve tespitler yer almaktadır. Bu alt başlığın sonunda 17. asırda 4, 18. asırda 15, 19. asırda 41, 20. asırda 57 olmak üzere bu çalışmada toplam 117 şairin yer aldığı görülmüştür.

“Birinci Bölüm”ün bir diğer alt başlığı “Urfalı Divân Şairleri Arasındaki Akrabalık Bağları” (s. 14-15)’dır. Bu başlık altında, Urfalı divan şairleri arasındaki akrabalık bağları: “XVIII. yüzyıl şairi Nihâlî’nin Nâbî’nin akrabası olduğunu Şefkat Tezkiresi’ndeki “şu’arâ-yı Rûmun nâ-yâbı Yûsuf Nâbî Efendi merhûmun akrabâsından idi.” cümlesinden öğreniyoruz.” (s. 14) örneği ve bu örneklerle benzerlik gösteren bazı diğer şairlerin akrabalık ilişkileri ile izah edilmiştir.

“Birinci Bölüm”ün içerisinde yer alan “Urfalı Divân Şâirleri ve Şiiri Üzerine Yazılanlar” (s. 1520) alt başlığı, bu konuda yazılmış olan değerlendirmeleri örneklemektedir. Yapılan değerlendirmelerden hareketle birtakım yeni bilgiler ve tespitler ortaya konulmuştur. “Birinci Bölüm”ün “Sonuç” (s. 21) bahsinde ise yapılan araştırmalar neticesinde, elde edilen Urfalı Divân şairi kadrosu, Ekrem Bektaş’ın yeni bilgi ve tespitleriyle 117’yi bulduğu ifade edilmiştir.

Eserin büyük kısmını oluşturan “İkinci Bölüm” (s. 23-239) XVII, XVIII, XIX ve XX. yüzyıllara göre tasnif olunup eserde verilen tablolardan hareketle her yüzyılın şairlerinin alfabetik sırası gözetilerek yazılmıştır. Bu bölümde her bir şair hakkında ayrı ayrı değerlendirmeler yapılmış, varsa şiir örnekleri paylaşılmıştır.

“İkinci Bölüm”ün ilk alt başlığı “XVII. yüzyıl” (s. 23-36) olup bu bölümde dört şair hakkında bilgiler verilmiştir. Alfabetik sıra gözetilerek taksim olunan bu yüzyılda en tafsilatlı bilgi Nâbî’ye aittir. Bu asırda Nâbî’nin haricinde sırasıyla Fâ’ik, Rüşdî ve Şânî isimlerine yer verilmiş, sadece Rüşdî’ye ait şiir örnekleri tespit olunamamıştır.

“İkinci Bölüm”ün bir diğer alt başlığı “XVIII. yüzyıl” (s. 37-61) olup burada ‘Alî Ruhâvî, Bâri’î, Berâ’î, Fânî, Fürûğî, Hâkî, Hattî, Kudsî, Külhânî, Nihâlî, Nüzhet, Reşîd, Tıflî, Visâlî, Zâhir adlı 15 şair hakkında değerlendirmeler ve varsa şiirlerinden örnekler yer almıştır.

“XIX. yüzyıl” (s. 62-126) alt başlığı altında sırasıyla ‘Abdî, ‘Âlim, Berkî, Fâ’ik, Fâ’iz (ö. 1877), Fâ’iz (ö. 1904-5), Fâtih, Fehîm, Fenâyî, Ferdî, Hâfız, Hâkî, Hâlid (Mevlânâ), Hâlis, Hasan Kâşif, Hatâyî, Hikmet, Hûbî, ‘İsmet, Kânî, Kâtib, Lâmi‘, Latîf, Mahvî, Ma‘rûfî, Mihrî, Nâfî, Nâtık, Râtıb, Sâbir, Sabrî, Sa‘dî, Sâkıb, Sânî, Selîm, ‘Udmî/ ‘Admî, Vecdî, Yektâ, Zâkî, Zihnî, Ziyâî isimleri hakkında bilgiler ve şiirlerinden örnekler verilmiştir. Ekrem Bektaş’ın “Bu yüzyılda yaşayan kırk bir (41) şairden -Hikmet ve Mahvî hariç- hiçbirinin ismi biyografik eserlerde geçmemektedir.” (s. 9) ifadesinden yola çıkarak payitahta uzak olan şairlerin, edebî muhit içerisinde şöhret bulmanın uzağında kaldığı, bu şairlerin biyografik eserlerde kendilerine yer bulamadıkları ve zamanla unutulmaya elverişli bir konumda bulundukları yorumu çıkarılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta sadece biyografik eserlerin tetkikiyle elde edilecek bilgilerin sınırlı olacağı ve bu eserlerin haricinde başka tetkiklerin gerekliliğidir. Bu bakımdan tanıttığımız eser biyografik eserlerle sınırlı kalmayan geniş bir saha incelemesinin ürünüdür.

“İkinci Bölüm”ün son başlığı “XX. yüzyıl” (s. 127-239) alt başlığıdır. Bu başlık içerisinde ‘Abdî, Abdulkadir Bâhir Ayata, ‘Âtıf ‘Azmî, Bedrî Alpay, Bîcân, Durak, Edîb, Fürûğî, Gânî, Hâdî, Hakkı, Hâlid, Hamdî, Hâmî, Hasîb Erol, Hayâlî, Hayâtî, Haydar Ali Diriöz, Hayret, Hıfzî, Hilmî (ö. 1910), Hilmî (ö. 1933), Hulûsî, Hulûsî Kılıçarslan, İsmail, Kâmî, Kânî Baba, Kemal Edip Kürkçüoğlu, Kıratoğlu, Lâmi‘, Lâzib, Lutfî (ö. 1920?), Lutfî (ö. 1938), Muhibbî, Muhlîs, Nâmık Ekrem, Nûrî, Rahmî, Râşid, Râzî, Re’fet, Remzî, Saffet, Sâhib-i Ruhâvî, Sâmî, Sâmî (ö. 1932), Sıdkî, Sipâhî, Sun‘î, Şahâb, Şevket, Şükrü, Takî, Tevfik, Vefik, Vehmî isimleri mevcut olup sayıları toplamda 57’dir. Bu bölümde şair sayılarının diğer asırlara nazaran arttığı göze çarpan ilk husustur. Yine diğer başlıklarda olduğu gibi bu başlık altında da şairler hakkında değerlendirmeler ve şiirlerinden örnekler verilmiştir. XX. asırda verilen şairler ayrı ayrı incelendiğinde büyük çoğunluğunun Urfa merkezde yetiştikleri görülmektedir. İkinci sırada Şanlıurfa’nın Birecik kazasında yetişen şairler yer almaktadır.

Tanıttığımız eser, çalışmanın yararlandığı kaynakları gösteren Kaynaklar (s. 240-249) ve Dizin (s. 250-264) ile tamamlanmıştır.

İnsanların veya insanlığın tarihi olduğu gibi şehirlerin, mekânların da birer tarihi vardır. Başka bir ifade ile denilebilir ki insanlık tarihi, şehirlerin tarihidir. Bu yönüyle bir şehrin ne zaman ve kim tarafından kurulduğu, bu şehirde medeniyet kuran milletlerin kimler olduğu noktasında Urfa’nın daha ziyade edebiyat ve şiir alanında simalarına yer vermesi ile bu eser adeta Urfa adına bir tezkiredir, Urfa tarih ve kültür panoramasıdır. Bu panoramanın en büyük mevcut tezkireler tarandığında Urfa yöresine ait sadece sekiz ismin mevcudiyetinin Urfalı Dîvân Şâirleri ile yüz on yediye ulaştırılmasıdır. Bu noktada çeşitli kaynaklarda dağınık olarak bulunan Urfalı şairlerin bir araya getirilip bu isimler hakkında sahih bilgilerin ortaya konulması uzun ve yorucu bir mesainin sonucu olmalıdır. Bu yönüyle Urfalı Dîvân Şâirleri adlı eserin bilim alemine ve Urfa’ya sunulması noktasında Prof. Dr. Ekrem Bektaş’ı tebrik, böylesine önemli projeleri destekleyen Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sabri Çelik Hocamıza teşekkür eder, bu alanda yapılacak yeni çalışmalar ile Urfa kültür ve edebiyatının daha iyi noktalara taşınmasını temenni ediyoruz.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner195

banner142