Önce güven sonra eğitim...

Bugün mürekkebime kan ve matem bulaştı; cümlelerim eksik, sayfalarım kırık.

Ayla Kara öğretmenin mesaisi bitince evine dönememesini protesto ediyorum. Ülkemizde birbirinden farklı şehirlerde yaşanan trajik eylemleri utançla kınıyorum. Kendi yetiştirdiğimiz evlatlarımızın içindeki celladı biz yanı başlarındaki ebeveynler olarak fark edemiyoruz ne yazık ki. En güvenli liman olarak gördüğümüz eğitim yuvalarımıza çocuklarımızı öpücüklerle uğurlarken, yarın çelik zırhlarla kuşandırıp yollayacağız. Kimi kimden koruyacağız?

Kendi evlatlarımızı yine kendi evlatlarımızdan sakınacağız. Evlatlarımızın üzerine canı pahasına kendini siper eden, değeri biçilemez cevher öğretmenlerimizi kime emanet edeceğiz? Okul ortamlarını en güvenli hale getirmenin yolunu toplum olarak araştırmalıyız. Teknolojik aletleri yararlı ve sınırlı kullandırmadığımız takdirde, elimizdeki aletler bir silaha dönüşecektir. Gerek ebeveyn denetimiyle gerekse kullanım geçmişlerini kontrol altında tutarak teknolojik silahların tehlikesini minimum düzeye indirmeliyiz.

Çocuklarımızdaki bu vahşet ve canileşme eğiliminin sebebini bulmak için psikologlarımızdan yardım istemeliyiz. Bu gün görüşme sağladığım psikolog Elif Akagündüz’den dinlediğim doğrultuda, ebeveynlerin doğru zamanda psikolog desteğine başvurmalarının birçok sorunun çözümünde önemli rol oynayacağını vurguladı. Çocuk psikolojisinin kötü tutum ve davranışlara karşı eğilim göstermeye daha meyilli olabileceğini üzülerek belirtti. Çocuklar biz yetişkinler gibi rasyonel ve mantıklı düşünemediklerinden zihinlerini kötü davranışlar karşısında savunmasız bıraktıklarını ve çok çabuk etkilendiklerini yineledi. Yanı başımızdaki evlatlarımızı okula gönderirken, evden ayrıldıkları zaman çantalarını ve üzerlerini kontrol etmeliyiz.

"Benim çocuğum yapmaz" dediğimiz her vukuatı bizim çocuklarımız yapmaktadır. Kaçımız çocuklarımız okuldan geldiği zaman çantalarını kontrol ediyoruz ve okulda yaşamış oldukları günün değerlendirmesini dinliyoruz? Çocuklara daha fazla zaman ayırmalı ve hareketlerindeki değişiklikleri göz ardı etmeden üzerinde durmalıyız. Bugün katil çocuklarımızın anneleri de ağlamakta, şehit çocuklarımızın anneleri de ağlamakta.

Bu gibi dehşetlerin önüne geçmenin yolunu beraberce çözüme kavuşturmalıyız. En azından okul kapılarının girişine X-ray cihazları yerleştirmeli, güvenlik düzeyini minimumdan maksimum düzeye taşımalıyız. Çocuklarımız dersteyken okul bahçesinde nöbet tutmak çözüm olmayacaktır; bunu sürekli kılacak çözümler bulmamız gerekmektedir. Öğretmenlerimizi hayattan kopararak bir çiçek bahçesini bahçıvansız bırakıyoruz.

Bahçıvansız kalan her bahçe tahrip olmaya mahkumdur.