Ruhun İrfanı Toprağın Baharıyla Buluşunca

Ramazan-ı Şerif’in o derin, terbiye edici iklimini gönül hanemizde bir kandil gibi yakıp geride bırakırken, doğanın muazzam uyanışına, Nevruz’un kadim neşesine ve baharın taptaze nefesine kucak açıyoruz. Biri ruhumuzun arınma bayramı, diğeri toprağın diriliş müjdesi; bu iki büyük nimet birleşince bize sarsılmaz bir hakikati fısıldıyorlar: Hiçbir bitiş son değildir ve her kışın ardında bir bahar saklıdır. Bizler, Ramazan boyunca sadece nefsimizi aç bırakmadık; "emr-i bi'l-maruf" dairesinde, yani iyiliği yayma ve güzeli çoğaltma gayesiyle kendimizi, ailemizi ve toplumsal bağlarımızı onardık. Devletinden sivil toplumuna, askerinden siviline kadar bizi bir arada tutan o görünmez ama çelikten daha güçlü değerler zincirini tazeledik. Şimdi bu manevi disiplini, baharın getirdiği çalışma azmi ve üretme heyecanıyla birleştirme vaktidir.

Etrafımızı saran ateş çemberine, küresel güç savaşlarının gölgesine ve içimize sızdırılmaya çalışılan endişe iklimine inat; içimizdeki huzuru ve milli birliğimizi korumak en büyük stratejik kalemizdir. Evet, toplumların fabrika ayarlarına dönmesi, olup bitenlerden ders çıkararak akıl, vicdan ve irfan potasında eriyen bir ortak akıl inşa etmesiyle mümkündür. Zorluklar karşısında yeise düşmeden "her şeye yeniden ve daha güçlü başlama" iradesi, asil bir milletin en büyük vasfıdır. Bu süreçte özellikle geleceğimizin teminatı olan gençlerimiz için bu dönem, sadece bir mevsim değişimi değil, bir zihin berraklığı vesilesi olmalıdır. Dijital dünyanın sunduğu algı operasyonlarına, birliğimizi hedef alan dezenformasyon dalgalarına ve sosyal medyanın körüklediği sanal gerginliklere karşı en büyük kalkanımız; feraset ve sağduyudur. Gerçek bilgi; sosyal mecraların gürültüsünde değil, bin yıllık tecrübenin ve vicdanın imbiğinden geçerek süzülende gizlidir.

Bugün ihtiyacımız olan en büyük erdem, birbirimize karşı tahammül sınırlarını genişletmek ve hakkı, sabrı, şefkati tavsiye etmektir. Akran zorbalığından aile içi şiddete, trafikteki gerginlikten komşuluk hukukundaki zedelenmelere kadar tüm toplumsal yaralarımızın panzehiri, Ramazan’ın bize öğrettiği o vakar ve baharın yüzümüze çarptığı o şefkatli tebessümdür. Bizleri etnik kökenimizle, mezhebimizle, rengimizle ya da siyasi görüş farklılıklarımızla ayrıştırmak isteyen her türlü nifak tohumuna karşı sımsıkı durmak zorundayız. Bizi biz yapan, farklılıklarımızı bir zenginlik bilip aynı bayrak altında, aynı keder ve sevinçte buluşabilme irademizdir. Hiçbir siyasi imgenin veya ayrıştırıcı dilin, bin yıllık kardeşliğimizin önüne geçmesine prim vermemeli; hainlerin aramıza nifak sokma gayretlerini ferasetimizle boşa çıkarmalıyız.

Terörden arınmış, yarınlarına güvenle bakan bir Türkiye’nin kıymeti, çevremizdeki yangınları gördükçe daha net anlaşılmaktadır. Bu huzur iklimini daim kılmak; sadece devletin görevi veya hükümetin sorumluluğu değil, her bir ferdin birbirine merhametle bakması ve omuz vermesiyle mümkündür. Toprak altındaki tohumun, kışın ayazına direnip baharda başını göğe uzatması gibi, biz de rehaveti ve umutsuzluğu elimizin tersiyle iterek daha çok çalışmalı, daha çok üretmeliyiz. Çalışkanlık, bir milletin bağımsızlık nişanıdır. Ölen çiçeklerin yeniden canlanması, uzun uykudaki canlıların uyanışı bize ahiretin provasını yaparken aslında şunu öğretir: Emek asla zayi olmaz ve samimiyetle atılan her adımın bir karşılığı vardır.

Millet olarak kendimizle ve çevremizle barışık, sağlıklı ve huzurlu bir toplum inşa ettiğimizde, o meşhur deyimin aksine "deliye" değil, "akıllı ve erdemli insana" her gün bayram olacaktır. Çünkü bayram, sadece belirli bir gün değil; gönüllerin buluştuğu, kırgınlıkların tamir edildiği ve geleceğe umutla bakıldığı her andır. Zikrimizi fikrimizle, fikrimizi şükrümüzle ve emeğimizle taçlandırarak, evlatlarımıza sadece maddi bir miras değil, sevgi ve hoşgörü dolu bir karakter mirası bırakmalıyız. Baharın müjdesi ve Ramazan’ın bereketiyle yoğrulan bu aziz vatan topraklarında, birliğimizi daim, çalışma şevkimizi kavi kılalım. Biz bir oldukça, birbirimize şefkatle sarıldıkça ve vatanımızın kıymetini bildikçe her sabahımız yeni bir bayram, her mevsimimiz ebedi bir bahar olacaktır.