Şanlıurfa yaşlanıyorsa vay Ülkenin haline...

Türkiye’de aile yapısına ilişkin açıklanan son veriler, üzerinde uzun uzun düşünmemiz gereken bir tabloyu ortaya koyuyor.

Türkiye’de hanelerin yüzde 58’inde 18 yaşından küçük hiç çocuk bulunmuyor.

Bu yalnızca bir istatistik değil.

Bu rakam; değişen aile yapısının, ertelenen evliliklerin, düşen doğum oranlarının ve giderek ağırlaşan ekonomik şartların fotoğrafıdır.

Bir zamanlar “kalabalık aile” denildiğinde akla gelen Türkiye, bugün bambaşka bir toplumsal gerçekle karşı karşıya.

Peki, bu tablo bizi nereye götürüyor?

Şanlıurfa ve Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere Türkiye’nin genç nüfusuyla öne çıkan bölgeleri olmasa, bu tablo çok daha ağır olmayacak mı?

Şanlıurfa olarak yıllarca genç nüfusumuzla gurur duyduk. Gençlerimizi şehrimizin en büyük zenginliği olarak gördük.

Ama artık burada da alarm zilleri çalıyor.

Şanlıurfa da yaşlanıyor.

Evlilik çağında bulunan yüz binlerce gencimiz var. Ancak ekonomik imkânsızlıklar, işsizlik, konut ve düğün maliyetleri gençlerin evlilik kararlarını her geçen gün daha fazla erteliyor.

Bir gencin evlenmesi artık sadece “yuva kurmak” meselesi değil; ciddi bir ekonomik yükün altına girmek anlamına geliyor.

Ev kirası, eşya, düğün, beyaz eşya, altın…

Liste uzadıkça gençlerin evlilik hayali de uzaklaşıyor.

Sonuçta ne oluyor?

Evlilik yaşı yükseliyor, çocuk sahibi olma yaşı ilerliyor, doğum oranları düşüyor.

Boşanmaların artması da aile kurumunun karşı karşıya olduğu başka bir sorun.

Burada kimseyi suçlamak yerine, meselenin ekonomik ve sosyal boyutunu birlikte ele almak gerekiyor.

Çünkü aileyi güçlendirmek sadece “aile önemlidir” demekle mümkün değil.

Gençlerin aile kurabilmesi için onların önündeki ekonomik engelleri de kaldırmak gerekiyor.

Şanlıurfa için özel bir proje neden olmasın?

Yerel yönetimler bu konuda öncü olabilir.

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere ilçe belediyeleri, kamu kurumları, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının ortaklığıyla “Gençlere Evlilik ve Aile Desteği Projesi” hayata geçirilebilir.

Yeni evlenecek gençlere düşük maliyetli konut imkânı…

Eşya ve beyaz eşya desteği…

Düğün salonlarında ücretsiz veya indirimli kullanım…

Yeni ev kuracak çiftlere faizsiz ya da uygun koşullu destek paketleri…

İşsiz gençlere istihdam ve meslek edindirme programları…

Hatta iş dünyasının da desteğiyle genç çiftlere özel istihdam modelleri oluşturulabilir.

Bunlar hayal değil.

Yeter ki meseleye yalnızca sosyal yardım penceresinden değil, şehrin ve ülkenin geleceğini ilgilendiren stratejik bir mesele olarak bakalım.

Çünkü bugün evlenemeyen bir genç, yarının daha az nüfuslu Türkiye'sinin bir parçasıdır.

Bugün çocuk sahibi olamayan veya bunu sürekli erteleyen aile, yarının okulundan, mahallesinden, ekonomisinden ve sosyal hayatından eksilen bir halkadır.

Şanlıurfa’nın genç nüfusu bizim için yalnızca bir demografik veri değildir.

Bu şehir için ekonomik güçtür, üretim gücüdür, gelecek demektir.

Fakat gençlerimizi şehirde tutamaz, onlara iş imkânı sağlayamaz ve aile kurmalarının önündeki engelleri kaldıramazsak, bugün övündüğümüz genç nüfus avantajı yarın dezavantaja dönüşebilir.

Batı şehirlerinde yaşanan demografik dönüşümü seyretmek zorunda değiliz.

Şanlıurfa kendi modelini oluşturabilir.

Daha çok üretim…

Daha fazla istihdam…

Daha ulaşılabilir konut…

Daha kolay evlilik…

Ve daha güçlü aileler…

Bence artık mesele tam da budur.

Çünkü bir şehrin geleceği sadece yollarıyla, binalarıyla ve projeleriyle ölçülmez.

O şehrin geleceğini kuracak gençlerin hayata tutunabilmesiyle ölçülür.

Şanlıurfa’nın gençleri evlenebilmeli, yuva kurabilmeli ve çocuk sahibi olabilmeli.

Bunun için de hep birlikte bugünden harekete geçmeliyiz.

Yoksa yarın çok geç olabilir.