TARİHİMİZDEN GELEN COŞKU: MEHTER

Gaziantep'te, bu seneki 23 Nisan kutlamalarında; sirtaki oynatılırken, direk dansı yaptırılırken aval aval seyreden bir kısım geniş işkembeli eşek kadar adamlar
çocukların Mehter gösterisini güya protesto için çocuklara sırtlarını döndüler.

Kafaya bak:

"Egemenliğin saraydan alınıp millete verildiği böyle bir günde çocuklarımızın saray kültürüne özendirilmesin kabul etmiyoruz." diyerek.
Saray kültürü hee...?

Mehter Marşı’mızı protesto edecek kadar tarih şuurundan yoksun bu koca koca geniş işkembeli adamlar hiç utanmadılar, hiç sıkılmadılar.

Mehteran dediğimiz:

Hun ve Göktürkler’den beri devletin hâkimiyet alâmetlerinden olan davul veya kösle hakan çadırı yahut sarayının önünde nevbet vurulması geleneğiyle mehteran adeta Türk tarihiyle özdeleşmiş, güç ve kararlılığın sembolü olmuştur. Mehter Türkün savaş meydanlarında yükselen en gür sesidir...

Bursa'nın fethi ile beylikten devlete geçen Osmanlı'da ise 1326 yılında Bursa'da kurulan ilk Mehteran en eski askerî bandolardan birisidir. Savaşta ordunun yürüyüş temposunu belirleme, askerleri yüreklendirme, maneviyatlarını yükseltme, düşmana korku salma; barış zamanlarında ise saati duyurma, devlet töreni, eğlence gibi farklı işlevleri yerine getirmiş ve getirmektedir.

İstanbul'un Fethi sırasında hiç durmadan çalan mehteran
Osmanlı askerini coştururken Bizanslılar üzerinde büyük bir psikolojik baskı ve korku yaratmıştır. Bizanslılar bu sesleri bastırmak ve askerlerine moral vermek amacıyla
şehirdeki tüm kiliselerin çanlarını çalmışlardır.

Mehterin sesi, kuşatmanın son anlarında Bizanslılarda korku ve panik atmosferini artırmıştır.

Mehteranın nesinden rahatsızlık duyulur ki?

Olsa olsa tarihte mehter sesini duyan veya görenlerin nasıl donlarına kaçırdıklarını fısır fısır anlatan dedelerinden dinleyenler olabilir...

Mustafa Kemal'in Bulgarların 11 Mayıs 1914'deki ulusal gününde verdiği baloya, börk serpuşlu (yeniçerilerin kullandığı başlık) yeniçeri kıyafetiyle neden katıldığını anlayamayacak kadar da cahiller.

Çocukların Mehter Marşı söylemesini bırakın protestoyu kimse eleştiremez bile... Çünkü sonuçta bizim geleneklerimiz var, kültürümüz var, tarihimiz var, şanımız var...

Aslında sorun mehter marşı değil, Osmanlı'dan, ceddimizden rahatsızlık duyan zihniyetin kabaran duygularını bastıramamaları ve tepki vermeleridir.

Birisi çıkar Fatih Sultan Mehmet'in türbesine tekme atar, birileri duvarlara "Zulüm 1453'te başladı" yazar. Birileri de böyle, çocuklarımıza sırtını dönerek mehter gösterisini protesto eder. Bunlar farklı değil aynı inanç ve zihniyetin veya işgal edilmiş beyinlerin ürünleridir.

Geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez. "Kendi kültürüne yabancılaşanlar, tarihin yetimleridir."

Mehter de bizim, Onuncu yıl marşı da bizim, İzmir marşı da bizim...

Marşlarımızdan rahatsızlık duyanlar ya hadlerini bilecek, saygıda kusur etmeyecek ya da nereye ait olduklarını hissediyorlarsa oraya....