Tecrübenin sivil gücü...

Bir devletin gerçek büyüklüğü, sadece maddi imkânlarıyla değil, o devletin ruhu hükmündeki sivil iradenin derinliğiyle ölçülür. Günümüzde sivil toplum kuruluşlarını (STK) sadece sınırlı birer yardım kapısı olarak görme sığlığından kurtulup; onları ülkemizin akıl, vicdan ve tecrübe merkezi haline getirme vaktidir. Bu büyük dönüşümün temel taşı ise devletin hafızasını taşıyan, yıllarca farklı kademelerde hizmet ederek tecrübe imbiğinden geçmiş "milli beyinlerimizin" sivil alana taşınmasıdır.

Devlet yönetiminin her aşamasında dirsek çürütmüş bu kıymetli isimlerin STK çatısı altında oluşturacağı "Akil İnsanlar Heyetleri", toplumun ve devletin en güçlü rehberi olacaktır. Bu heyetler; kamu yararını gözeten, acil meseleleri analiz eden ve devletin en üst organlarına stratejik raporlar sunan birer "tecrübe köprüsü" vazifesi görecektir. Yılların birikimini sivil bir dinamizmle birleştirmek, ülke menfaatlerini korumada en stratejik kalemimiz olacaktır.

Bu sivil hamle, gücünü kadim tarihimizden miras kalan İslami ahlak ve Ahilik kültürü gibi sarsılmaz temellerden almalıdır. Ticari hayatta dürüstlüğü, üniversite-sanayi iş birliğinde üretimi ve tarım politikalarında bereketi önceleyen bir sivil toplum, ekonomimizin de can damarıdır. Milli kütüphanelerin yaygınlaşmasından gençlerin istihdamına kadar her alanda sorumluluk alan bir sivil irade, enflasyonla mücadelede ve toplumsal refahın artırılmasında en önemli paydaştır.

Yeni nesillerimizi şiddetten, kabalıktan ve ideolojik körlüğün pençesinden kurtaracak olan; sivil toplumun sunduğu bu yapıcı ve nezaket dolu duruştur. Özellikle toplumsal huzurun ve kardeşlik ikliminin perçinlendiği bu kritik süreçte, silahın ve sertliğin yerini; argümanın, projenin ve kardeşlik hukukunun alması ancak bu sivil inisiyatiflerle mümkündür. Devletle çatışan değil, devletine yol gösteren bir sivil yapı, terörden arınmış huzurlu bir Türkiye’nin en büyük garantörüdür.

Şahsi Kanaatım: Hazine yardımıyla desteklenen ancak mutlak bir şeffaflıkla denetlenen, tecrübeyle yönetilen ve milli-manevi değerlerle donatılmış bir sivil toplum, demokrasimizin en sağlam kalelerinden biri olur. Akıl, vicdan ve tecrübe bir araya geldiğinde; adil, müreffeh ve sarsılmaz bir gelecek inşa etmek kaçınılmazdır.