Türkiye, jeopolitik konumu gereği çevresinde yaşanan her gelişmeden hızlı ve doğrudan etkilenen bir ülkedir.
Kuzeyimizde devam eden Rusya–Ukrayna savaşı, doğumuzda artan İran gerilimi ve yıllardır süregelen vize sorunları; turizm sektörünü çok boyutlu şekilde etkilemeye devam etmektedir.
Rusya–Ukrayna savaşı, ülkemize gelen Rus turist sayısını ve niteliğini doğrudan etkiledi. Rubledeki değer kaybı ve Türkiye’de artan enflasyon, Rus turistin alım gücünü düşürdü. Bu durum, turistlerin alternatif destinasyonlara yönelmesine neden oldu. 2025 yılında sayısal olarak bir denge oluşsa da, turizmden elde edilen döviz gelirlerinde belirgin bir azalma yaşandı.
Öte yandan, İran–İsrail–ABD hattında yaşanan gerilimler sonrası Dubai gibi destinasyonlara yönelen turistlerin yeniden Türkiye’ye kayabileceğine dair beklentiler oluşmaktadır. Bu gelişmeler, özellikle incoming turizm açısından olumlu bir tablo ortaya çıkarabilir ve ülkemize döviz girdisi sağlayabilir.
Ancak asıl soru şudur: Outgoing turizmin geleceği ne olacak?
Rusya–Ukrayna savaşı nedeniyle Avrasya bölgesine yapılan turlar neredeyse durma noktasına geldi. Avrupa ise başlı başına ayrı bir sorun haline dönüşmüş durumda. Vize süreçlerindeki zorluklar, ret oranlarının artması ve verilen kısa süreli vizeler; hem seyahat etmek isteyen vatandaşları hem de turizm acentalarını ciddi şekilde mağdur etmektedir.
Bu zorluklara alternatif olarak öne çıkan Arap Yarımadası ülkeleri — Dubai, Katar, Umman, Bahreyn ve Kuveyt — bir dönem çözüm gibi görünse de, bölgedeki jeopolitik riskler turizmi bu alanda da baskı altına almaya başlamıştır.
Unutulmamalıdır ki bu tür krizler yalnızca belirli bölgeleri etkilemekle kalmaz. Dubai ve Abu Dhabi gibi önemli havalimanları, Avrupa ve Türkiye’den Uzak Doğu’ya yapılan uçuşlarda kritik aktarma merkezleridir. Bu bölgelerde yaşanan gelişmeler, uçuş rotalarının değişmesine ve maliyetlerin artmasına neden olmaktadır. Artan yakıt fiyatları da doğrudan bilet fiyatlarına yansımaktadır.
Tüm bunlara ek olarak; enflasyon, artan yakıt giderleri ve tedarik maliyetlerindeki yükseliş, turizm sektörünü çok daha zor bir sürece sürüklemektedir.
2026 turizm yılına girerken temennimiz; savaşların sona erdiği, vize sorunlarının çözüldüğü ve sektörün yeniden güç kazandığı bir döneme ulaşmaktır.