Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Şanlıurfa’da konser programlarının iptal edilmesine rağmen, sergiler, söyleşiler ve atölye çalışmaları planlandığı şekilde devam edecek.
Ancak konserlerin iptal edilmesi kamuoyunda ciddi tartışmaları da beraberinde getirdi. Kültürel bir organizasyonun, belirli çevrelerin baskısı sonucu eksiltilmesi birçok kesim tarafından tepkiyle karşılandı.
Sanatın birleştirici gücü yerine yasakçı bir anlayışın öne çıkması, Şanlıurfa’da kültürel hayat adına sorgulanması gereken bir tablo ortaya koydu. Festivalin en görünür ve geniş kitlelere hitap eden bölümü olan konserlerin iptal edilmesi, “kültür” adı altında düzenlenen bir etkinliğin ruhuna gölge düşürdü.
Din-Bir-Der ve benzeri bazı yapıların çağrılarıyla şekillenen bu süreç, sanatın toplumsal hassasiyetler gerekçe gösterilerek kolayca geri plana itilebildiğini bir kez daha gösterdi. Oysa aynı toplum, acıyı da sevinci de birlikte yaşayabilen bir yapıya sahiptir. Kültürel etkinlikleri tamamen “eğlence” üzerinden indirgemek ve gençleri olumsuz etkileyeceği iddiasıyla yasak talep etmek, gerçekçi bir yaklaşım olmaktan uzak görünüyor.
“GENÇLERİMİZİN AHLAKINI OLUMSUZ YÖNDE ETKİLEYECEK”
Din-Bir-Der. Ş.Urfa Şube Başkanı Haci Kurt, konserin iptal edilmesini şu sözlerle istemişti:
“Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla.
Muhterem Peygamberler Diyarı'nın hemşehrileri olan Şanlıurfalı kardeşlerim!
Cani bir saldırı neticesinde ebedi aleme uğurladığımız bir öğretmenimiz ve dokuz tane evladımızın hala kefenleri yaş ve acıları ciğerlerimizi yakarken, Urfamızda tertiplenmek istenen "Kültür festivalı gösterileri" hangi kültüre hizmet edecektir? Manevi gıda ile beslenmeyen gençlerimizin neler yapabildiğinin çok acı sonucunu hepimiz görmüş olduk. Yapılmak istenen gösteriler gençlerimize "ye, iç, eğlen ve dünyanı yaşa" mantığından başka neyi verecektir. Ayrıca memlekette geçim darlığı gündemde iken, milletin parasını böyle yerlere sarf etmek neyin nesidir?
Ş.Urfalı kardeşlerimi ve ilimizin sivil toplum kuruluşlarını yapılmak istenen bu gösterilere yasal çerçevede tepkilerini göstermeye davet ederken,
Sayın valimizden de Şanlıurfamız'ın manevi iklimine uymayan ve gençlerimizin ahlakını olumsuz yönde etkileyecek olan bu programın yapılmasını yasaklamasını bekliyorum.”
SİYASİ VE STK BASKISI TARTIŞMA YARATTI
Bazı siyasi figürler ve sivil toplum kuruluşlarının festival üzerindeki etkisi, “kültür politikaları kim tarafından belirleniyor?” sorusunu gündeme getirdi. Sanatçıların sahneye çıkmasının engellenmesi, sadece bir etkinliğin iptali değil; aynı zamanda ifade alanının daraltılması olarak yorumlandı.
Konser programında yer alan Haluk Levent, Murat Boz ve Sagopa Kajmer gibi farklı müzik türlerinden sanatçıların sahne alamaması, festivalin çeşitliliğine de ciddi darbe vurdu.
“KÜLTÜR” SADECE SESSİZ ETKİNLİKLERDEN Mİ İBARET?
Konserlerin iptal edilip yalnızca sergi ve söyleşi gibi daha “sessiz” etkinliklerin devam etmesi, kültür kavramının daraltılması olarak değerlendiriliyor. Oysa kültür; müzikten sanata, sözlü etkinliklerden performanslara kadar geniş bir yelpazeyi kapsar.
Bu noktada eleştirilerin odağında şu soru yer alıyor: Eğer bir festivalde müzik yoksa, o organizasyon ne kadar “festival” olarak kalabilir?
TEPKİLER BÜYÜYOR
Şanlıurfa’da alınan bu karar, sadece yerelde değil, ülke genelinde de tartışma yaratmış durumda. Birçok kişi, sanatın siyasi ve ideolojik baskılardan bağımsız olması gerektiğini savunurken, alınan kararın geri adım olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Sonuç olarak; konserlerin iptal edilmesiyle eksik kalan festival, diğer etkinliklerle devam edecek olsa da, yaşanan süreç uzun süre tartışılacağa benziyor. Kültür ve sanatın yönünü belirleyen iradenin kim olduğu sorusu ise hâlâ net bir cevap bekliyor.