Televizyon dünyasının ve tiyatronun usta ismi Okan Bayülgen, sosyal medya fenomenlerini ve modern şöhret anlayışını hedef alan zehir zemberek açıklamalarda bulundu. Dijital dünyanın yarattığı yeni nesil ünlüleri adeta yaylım ateşine tutan Bayülgen, mevcut durumu "kültürel bir çöküş" olarak nitelendirdi.
Eski şöhret anlayışı ile günümüzü kıyaslayan usta televizyoncu, dijital dünyanın arka planındaki sahteliğe dikkat çekti.
"Hiçbir Vasfı Olmayanların Milyonlarca Takipçiye Ulaşması Trajedidir"
Sosyal medyada içerik üreterek kısa yoldan kitleleri peşinden sürükleyen isimleri sert bir dille eleştiren Bayülgen, şöhretin basitleştirildiğini savundu. Geçmişte popüler olmak için büyük emekler verilmesi gerektiğini hatırlatan ünlü sanatçı şöyle konuştu:
"Hiçbir yeteneği ve vasfı olmayan insanların sadece video çekerek milyonlarca takipçiye ulaşması çağımızın en büyük trajedisidir. Eskiden şöhret olmak için bir sanat dalında ter dökmek gerekirken, şimdi sadece ekranda şaklabanlık yapmak yetiyor."
"Gösterişli Hayatlar Devasa Bir Cehaleti Örtüyor"
Fenomenlerin sosyal medya hesaplarından paylaştığı lüks ve kusursuz hayatların birer illüzyondan ibaret olduğunu belirten Okan Bayülgen, bu durumun toplumsal yansımasına dair ürkütücü bir tablo çizdi:
-
Lüksün Arkasındaki Gerçek: "Sosyal medya fenomenlerinin gösterişli hayatları aslında devasa bir cehaleti ve kültürel boşluğu örtmek için kullanılıyor. Ekranda gördüğümüz o kusursuz ve lüks hayatların arkasında inanılmaz bir sahtelik ve ruhsal çöküntü yatıyor."
-
Gençliğin Hedefi Değişti: "Gençlerin artık bilim insanı veya yazar olmak yerine kısa yoldan fenomen olmayı hayal etmesi korkunç bir çöküştür."
"Çöp İçeriklerle Beslenmek Kaçınılmaz Bir Son"
Açıklamalarının son bölümünde sadece fenomenleri değil, bu içerikleri tüketen toplumu da eleştiren Bayülgen, kültürel erozyona karşı şu uyarıyla sözlerini noktaladı:
"Gerçek sanata ve sanatçıya değer vermeyen bir toplumun çöp içeriklerle beslenmesi kaçınılmaz bir sondur."
Urfa Star Magazin Yorumu: Okan Bayülgen, popüler kültürün ve dijital çağın getirdiği yozlaşmayı her zamanki açık sözlülüğüyle masaya yatırmış. Özellikle genç neslin rol model olarak bilim veya sanat yerine kolay yoldan zenginleşen fenomenleri seçmesi, toplumsal geleceğimiz açısından gerçekten de üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir uyarı niteliğinde.