Urfa'ya Siyasete iyi bir kuyumcu ustasına O kadar ihtiyaçı var ki kelimelerle anlatamam...
***
Kıssadan hisse...

Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne verip:

“Oğlum” der, “Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.

Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar. İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve “Şunu kaça alırsınız?” diye sorar.

Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir; sonra: “Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın” der.

İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği nesneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.

Üçüncü defa bir semerciye gider: Semerci nesneye şöyle bir bakar, “Bu” der “benim semerlere iyi süs olur. Bundan “kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm.”

En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar.

“Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden buldun?” diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. “Buna kaç lira istiyorsun?”

Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?”

“Ne istiyorsan veririm.”

Öğrenci, “Hayır veremem.” diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:

“Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.”

Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.

Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesi karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindeki nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler..

Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır.

Bilge sorar:

“Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?”

Öğrenci: “Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum, kafam karmakarışık” diye cevap verir.

Bilge hoca çok kısa cevap verir:

“Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bileni anlar ve onun değeri bilenin yanında kıymetlidir.”

Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden kuyumcular mutlaka vardır.

Mesele kuyumcuyu bulmaktadır!…

Urfa, Cumhuriyet tarihinin en parlak beş yılını eski Bakan Faruk Çelik' in siyasi aktörlüğünde yaşadı. Çelik'in önderliğinde Vekiller, Belediyeler, STK temsilcileri, Urfa'yı yöneten herkes yıllar sonra  birliktelik sağlamış,ortak akılla projeler hayata geçirilmiş, hizmetler akmış, Ankara Urfa'nın ayağına gelmişti. 
İstanbul'dan sonra merkezi bütçeden en fazla pay alan Urfa Devletin yapması gereken her türlü hizmeti almayı başarmıştı...
***
2004 yılında SSK Başhekimi iken Sebahattin Cevheri, Yahya Akman, Faruk Bayrak gibi Vekillerin ağırlığı ile Belediye Başkanı seçilen Ahmet Fakıbaba, seçildikten sonra ilk icraatını kendisini Belediye Başkanı yapan vekilleri" Benden rant bekliyorlar "iftirasını atarak yol arkadaşlarını, teşkilatları, STK temsilcilerini karşı karşıya getirterek kendisine taraf toplamaya çalıştı. Sürekli kaos ve puslu ortam yaratarak medya gücü sayesinde şöhret peşinde koştu... Erdoğan tarafından yeniden Belediye Başkan adayı gösterilmeyeceğini anlayan Fakıbaba, "ÇEKET" yalanını çıkartan kendisi olarak, çeket krizini tüm Ülkeye yaymayı başardı. Fakıbaba, Seçimleri bağımsız kazandı. "Trenden inen bir daha binemez" atışmasından sonra Urfa tam karışmıştı. Urfa'nın beş yılı heba olmuştu...
2009 seçimleri öncesi Urfa'yı ve Ak Partiyi karıştıran Ahmet Fakıbaba, tam 10 yıl sonra Bakan sıfatını alarak yine Urfa'yı ve Ak Partiyi bölmeyi-parçalamayı başardı. her türlü ayak oyunları ile Bakan Çelik' i Bakanlığından eden Fakıbaba, 11 aylık Bakanlığı sürecinden sonra ise "siyasi ayarı "ortaya çıktı. 24 Haziran erken genel seçimleri öncesi Ak Parti ve Urfalıları hayal kırıklığına uğratan bir liste ile seçime giden Fakıbaba, 3 eksik vekil, 200 bin oy kaybı ile Bakanlığını kaybetmekte kalmadı, Urfa'yı Bakansız bıraktı, enkazını ise halen kaldıran olmadı...

***
2011 seçimleri öncesi Urfa ayaklandı. Erdoğan,Urfa'dan gelen sese kulak verdi ve Urfayı hiç görmemiş en yakın çalışma arkadaşı Faruk Çelik'i Urfa'ya liste başı olarak gönderdi. Urfa'nın bulunmaz bir mücevher olduğunu bilen Erdoğan, Siyaset duayeni yani iyi bir "Siyaset kuyumcusunu" Urfa'ya usta olarak gönderdi...
Erdoğan'ın tam desteğini alarak sahaya inen 600 kırsal köyü gezerek Kasım 2011 seçimlerinde 10 vekil ile başı dik bir şekilde Ankara'ya giden Çelik için Urfalı altın yıllar başlamıştı.
Urfalıları dinleyen, pratik çözüm odaklı siyaset üreten ve tespit edilen sorunların taleplerin ardından halka 
400 proje vaadinde bulunan Çelik, kısa sürede bazı projeleri hayata geçirdi. Bu süreçte bağımsız Belediur Başkanı Fakıbaba ile ilişkiler güzel olamaya başladı. Belediye ile ortak bazı projelerin hayata geçmesi gerekiyordu. Fakıbaba, çevresinde ki ekibi aracılığıyla Ak Partiye geçmek için kulis yapıyordu. Fakat,Erdoğan, kendisine iletilen bu teklifleri görmezden geliyordu. 
Faruk Çelik, Urfa'da Kurumlar, Siyaset mekanizması ve Belediye ile bir kaos ortamı istemediği için bağımsız Belediye Başkanı olan Fakıbaba'yı yeniden Ak partiye geçişi için Erdoğan'ı ikna etti. Fakıbaba, koşulsuz bir şekilde Ak Partiye katılmıştı. 2014 yerel seçimleri öncesi Celalettin Güvenç'in BŞB olmasına göz yuman Fakıbaba'nın tek derdi vardı o da Vekil olmaktı. 7 Haziran' da Nurettin Nebati listesinde 7.sıra adayı olan Fakıbaba sıralamasını beğenmemiş olacak ki, küstü ve kerhen çalıştı.Sonuç olarak az bir Oy farkı ile Meclis hayaline kavuşmuştu.Çelik ve Fakıbaba'nın yolu bir kez daha çakıştı... 7 Haziran da ki Nebati krizinden sonra Urfa Çelik'i yeniden istedi. Erdoğan bir kez daha Abilik rolü için Çelik'i Urfa'ya görevlendirdi.Çelik , liste hazırladığı O saatte gün, Fakıbaba'yı bu kez 3 numaraya yazdı. Çelik'in sayesinde Vekil olarak bir kez daha Ankara'ya giden Fakıbaba, vekilliğe razı olmayacak ki, aylar sonra yanına bir iki vekil, bir kaç kalemşör, ve soysal medya üzerinden iftiracı bazı amigocularıyla Çelik hakkında konuşmaya başladı algı operasyonu ile Faruk Çelik'in Bakanlık koltuğuna göz dikti. Gittiği her platformda kendisine yönetilen sorunlara  " He yav ben Bakan, veya Belediye Başkanı olsaydım" diye verdiği cevaplarla Bakanlık ve Başkanlık hevesini açıkça dile getiriyordu. Fakıbaba,  sonunda emeline kavuştu, kendisini Partiye getiren, Vekil yapan Faruk Çelik gibi bir siyasetçiyi ekarte etmeyi başardı. 
Fakıbaba bugün Urfa vekili, Faruk Çelik ise eski bir Bakan. ama Ankara'ya giden Urfalının %90'nı, Siyasiler, Aday adayları, esnaf, Aşiret liderleri,  Faruk Çelik'i ziyaret ediyor. "Sizin değerinizi şimdi daha çok anladık, Urfa Sizi çok arıyor"diyorlar...

***
Bugün Urfa büyük bir siyasi kriz daha yaşıyor...
Ne yazık ki! Urfa'yı içinde bulunduğu kaostan kurtaracak bir Allah'ın kulu yok...

Urfa,sahipsiz...
Öyle ki!
Bürokrasi, 
Sivil toplum kuruluşları,
İş Dünyası,
Esnaf,
Çiftçi,
Aşiret liderleri, 
Kanaat önderleri,
Belediye Başkanları,
Başkan aday adayları kısacası Urfalı kapısını çalacak Siyasi bir aktör arıyor... 

2011 genel seçimlerinde Urfa'ya "ABİ"olsun diye gönderilen Faruk Çelik, kendisine verilen görevi fazlasıyla yapmış olacak ki, bugün Urfa O'nu mumla arıyor...
Çelik' in Urfa ile yatıp kalkması, Urfa'yı "dertlenmesi"sonucu yapılan yatırımlar, sanayi hamlesi, tarım, ulaşım, eğitim, sağlık ve sportif alanda ki hizmetlerle yüzü gülen Urfa'nın yönü Antep ve ötesine çevrilmişti. Ama bugün Memleket ve Ak parti düşmanı bazı Siyasetçi, Gazeteci, Bürokrat, teşkilat ve bazı seçilmişlerin kişisel egolarından dolayı Urfa'nın rotasını Diyarbakır'a çevrilmek isteniyor... 

Vekiller dağınık, 
Belediye Başkanları kayıp,
STK'lar sessiz, basının ise silahşör olduğu Urfa'da halk sahipsiz... 
Ak Parti kadroları ve taban kaynıyor...
Zemin kaygan... 
Ak Partinin kalesi Urfa çadırtıyor...
Muhalefet sessiz pusa da bekliyor. 
Yolsuzluk had safhada.
Adalet yok,
Vekiller YÖK,
Belediyeler kayıp,
Üniversite bitik,
Üretim yok,
Suriyeli dert 
Tefecik baş belası,
Gençlik elden gidiyor, 
Kırsal ilçeler HDP'ye kayıyor,
Ne yazık ki!
Çözüm üretecek hiç bir mekanizma yok.
Urfalı sesini duyurmak istiyor, Urfa'yı yönetenler sağır... 
Velhasıl kelam Urfa hiç bir zaman, bugün ki kadar sahipsiz değil...

***
Sayın Başkan Recep Tayyip Erdoğan,
Yerel yönetimler Başkanı Özhaseki
Teşkilatın genç Başkanı Kandemir,
Siyasetin duayeni Yazıcı, mesajım Sizleredir...

Peygamber şehri...
Tarihi yeniden yazan Göbeklitepe'nin şehri,
Türkiye'nin Güneydoğu'da ki son kalesi Urfa düşebilir...
Urfa düşerse, Fırat'ın batısıda düşer...
PKK'nın elde etmeye çalıştığı Urfa'nın kaderi Sizlerin elindedir... 
Vebali büyüktür...
***
Bugün Urfa'yı yönetecek iyi bir Siyasi aktöre çok ama çok ihtiyaç var...
Urfa elden gitmeden, Beş yıl boyunca Urfayı yönetecek Belediye Başkanını belirlenirken Urfanın tüm hassasiyetini iyi gözden geçirilmeli. Urfa'nın Aşiret yapısı, Kürt nüfusu ve genç neslini mutlaka göz önüne almalısınız. Siyaseten, Bedenen, madden, bilgi ve birikimi olan adaylarla yola çıkılmaz ise sonu hüsran olur...
Millet değişim istiyor...

Aksi takdirde...

24 Haziran erken genel seçimleri öncesi hazırlanan aday listesi gibi seçmeni kucaklamayan, tatmin etmeyen ve değişmeyen Başkanlar ve seçmeni istemediği adaylarla dayatmaya kalkışılırsa, Pusuda bekleyen muhalefet ÇATI aday ile Urfa kalesini ele geçirirse şaşmayın...

Son söz, Bursalı ve Artvinli kardeşlerim, Bakan Faruk Çelik ile ne kadar övünseniz azdır. Faruk Çelik hemşehriniz olduğu için gurur duyabilirsiniz. Türkiye'de ikinci bir Faruk Çelik yok lütfen kıymetini biliniz...

Biz Urfalılar şimdi Faruk beyi anladık ama artık iş işten geçti...

Yeniden görüşmek dileğiyle...