banner227

banner206
 Önceki gün Ziraat Odası toplantı salonunda muhtarlarla bir araya gelen Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, muhtarların önemli bir görev ifa ettiğini belirterek, “Muhtar toplantılarını boşuna yapmıyoruz” dedi.

Şanlıurfa Ziraat Odasında, Merkez İlçe Mahalle Muhtarları Derneği Başkanı Halil Haktankaçmaz ve muhtarlarla buluşan Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, muhtarlardan mahallelerinin sorunlarını ve taleplerini dinledi.

Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, İl Emniyet Müdürü Veysel Tipioğlu, İl Jandarma Komutanı Albay Nuri Öztürk, İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Himmet Durgut ve Ziraat Odası Başkanı Ahmet Eyüboğlu’nun da hazır bulunduğu toplantıda konuşan Vali Erin, muhtarların özellikle terör olaylarına karşı uyanık olmalarını istedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da sık sık muhtarlarla toplantılar gerçekleştirdiğini hatırlatan Vali Erin, “Çünkü memleketimiz genel olarak, uluslararası gelişmelere baktığımız zaman sıkıntılı ve zorlu bir durum yaşıyor. Ülke ve şehir olarak bu sıkıntılı durumun tam ortasındayız. Hemen yanı başımızda pratiğe konulmaya çalışılan bir kötü niyet var. Bir güç oluşturulmaya çalışılıyor. Tabi savaşmak eskisi gibi değil, silah icat oldu mertlik bozuldu derler ya aynı öyle oldu. Şimdi kiralık kuvvetler iş yapıyor, devletler karşı karşıya gelmiyor. Hele güçlü devletler hiç ortada yoklar. Kendi çıkarlarına hizmet edecek grupları kullanıyorlar. Parayla kandırabildiklerini parayla, yalan vaatlerle kandırmaya çalıştıklarını vaatlerle kandırmaya çalışıyorlar. Fitne fesat ile insanlığı karşı karşıya getiriyorlar. Bugüne kadar cereyan eden olaylarda Amerika var, batı var ama görünürde yok. Siz birbirinize giriyorsunuz, kendi çıkarınıza hizmet ettiğinizi düşünüyorsunuz, birbirinizi kırıyor döküyorsunuz, Suriye’deki gibi taş üstünde taş kalmıyor. Dönüp diyorsunuz ki biz niye kavga ettik. Birileri öyle istiyor diye kavga ediyoruz maalesef” dedi.

Suriye’de yaşanan savaşta harap edilen şehirleri ve zulme uğrayan insanları hatırlatan Vali Erin, “Onlar bizim kardeşlerimiz değil mi? Kardeşlik hukukunun getirdiği vazifeler var. Hem Cenab-ı Allah’ın kitabında hem de Peygamber efendimizin sözlerinde onların bize, bizim onlara emanet edilmişliğimiz var. Hemen elli metre, on metre ötede onlar var, biz buradayız. Ama onlar boğazlanıyor, Müslüman kadınların ırzına geçiliyor, hiçbir şeyden haberi olmayan çocukların üzerine bombalar yağdırılıyor. Ve onlar kardeşlerimiz. Aynen Irak’ta yaptıkları gibi, Mısır’da yaptıkları gibi, Filistin’de, Arakan’da, Afganistan’da yaptıkları gibi Müslamanları katlediyorlar. Biz Müslümanlar olarak artık bu zillete artık yeter dememiz gerekir. Ayaklarımız üzerinde durup, bu zulüm düzenini, bu emperyalist haksız düzeni, adaleti olmayan, kendinden başkasına hayat hakkı tanımayan, insanları eşya, meta olarak gören, o insanların yeraltı ve yerüstü kaynaklarını, beşeri kaynaklarını sömürmekten çekinmeyen bu düzene dur demek lazım. Bunu, Allah’a şükür bugün diyebilen bir liderimiz var. Bunların her haksız ve adaletsiz uygulamasına ‘bu adaletsizdir, bu insan haklarına hukuka uygun değildir’ diyen bir liderimiz, Cumhurbaşkanımız var. Onun bu karşı ve dik duruşunu hepimizin desteklemesi gerekir. Hepimizin onun sesinin daha gür çıkacak şekilde yanında durmamız gerekir. Siyasi düşünceniz, görüşünüz farklı olabilir, siyasi düşünceniz farklı olabilir. Ama böyle bir gerçek var ortada. Böyle olduğu için de bu topraklarda, bu coğrafyada hesabı olanların hazzetmediği bir lider. Onlar hazzetmiyor, sevenler kimler? Arakan’daki mazlumlar, Filistindeki, Suriye’deki Müslümanlar, zayıf ve güçsüzler. Birinci olarak değinmek istediğim husus bu. Şanlıurfa olarak da bu tabloda çok önemli bir yer işgal ediyoruz. Bugün Güneydoğu’da yıllardır bizleri uğraştıran PKK terör örgütü ve sonradan ortaya çıkan ve halen belası devam eden DEAŞ terör örgütünün hedef yerlerinden en önemlisi de bu memlekettir, Şanlıurfa’dır. Ama şükürler olsun ki merkezde ve ilçelerde Şanlıurfa halkının sağduyulu yaklaşımları, bu oyun ve hileleri önceden görebilmeleri sayesinde terörün en yoğun yaşandığı dönemlerde bile bundan en az etkilenen il olmuştur. Bunda hepimizin, muhtarlarımızın, ileri gelenlerimizin, sade vatandaşlarımızın çok büyük etkisi var. Allah hepimizden, hepinizden razı olsun. Bu kuşağın, Şanlıurfa hattının, Mardin de öyle hiçbir zaman ayrılıkçı düşüncelerin hâkim olamadığı bir şehir. Midyat, Mardin, Savur, Ömerli hattı her zaman devletle problemi olmayan siyasi düşüncelerin, görüşlerin hâkim olamadığı yerler. Ama inatla uğraştılar uğraştılar ve geldiğimiz noktada Urfa’daki rantabl durumu Mardin için söyleyemiyoruz. Mardin’de eski hale dönülmesi için çok emek sarf etmemiz gerekiyor. Bozulduğunda tekrar tamir etmek çok daha zor, çünkü nesiller kaybediliyor, zihniyet değişiyor dönüşüyor. Bu maddi bir binaydı yaptım yıktım, tekrar yaparım değil. Zihnine girilen bir genci tekrar geri döndürmek için çok daha fazla enerji ve kaynak sarf etmeniz lazım. Bir kuşağı kaybettiğiniz zaman 40-50 sene böyle gidiyor. Arkasından gelen nesli vatanına, bayrağına, milletine, dinine, ortak değerlerine bağlı ve sadakatli yetiştirmeniz lazım. Onun için de zamana ihtiyaç var ve ömür geçiyor” diye konuştu.

Çok genç bir nüfusa sahip olan Şanlıurfa’da görev yaptığı altı aylık sürede yaptığı gözlemleri aktaran Vali Erin, “Şanlıurfa’ya son 15 yılda çok büyük hizmetler gelmiş. Çok büyük kamu kaynakları aktarılmış, büyük yatırımlar yapılmış. Önceki dönemlerle kıyaslanması mümkün olmayan hizmetler yapılmış. Şanlıurfa, en fazla yatırım alan ilk on ilden aşağıya hiç düşmemiş. Bunun getirdiği bir büyüme ve gelişme var. Urfa eski Urfa değil. Ama bu milletin içerisinde olan kişiler olarak bunu göremeyebiliriz. Bunu görebilmek, takdir edebilmek, yapanlara teşekkür edebilmek ve diğer taraftan da daha iyisini istemek hepimizin hakkı. Bir alıyorsak yetmiyor deyip iki alabilmeliyiz. Diğer illerden bir eksiğimiz yok, fazlamız var eksiğimiz yok. Biz, kamu idaresi olarak devleti temsil ediyoruz. Halkın yanında, milletin yanında olacağız. Doğruluktan, adaletten şaşmayacağız. Vatandaşımızın güvenliği, huzuru her şeyden önemlidir. Bu önceliğimiz, bu kutsal şehre terörün, teröristin girmesini engelledi. Güvenlik kuvvetlerimizle gece gündüz çalışıyoruz. FETÖ’den kaynaklı aşınmaları dikkate aldığımızda, bugün emniyette, jandarmada, silahlı kuvvetlerde çalışan kardeşlerimiz, arkadaşlarımızdan bir kişi, iki üç kişinin işini yapıyor. Yirmi dört saat esasıyla çalışıyorlar, fedâkarlık yapıyorlar. Birinci hedefimiz ve önceliğimiz, bugüne kadar kirlenmeyen bu şehri kirletmemek. Teröre, teröriste bulaştırmamak” dedi.

“Bizim, heba edecek bir gençliğimiz yok” diyen Vali Erin, “Yokluğa mahkum edilecek çocuklarımız yok, bu dünyasını ve öbür dünyasını zehirlemelerine müsaade etmeyeceğiz. Bu dava Kürt davası değil, bunu hepimiz biliyoruz. Buradaki kardeşlerimizin çoğu Kürt, Türk var Arap var. Hangimiz neyiz, Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap olana hiçbir üstünlüğü yoktur diyen bizim rehberimiz değil mi? Kimsenin kimseye üstünlüğü yok. Kimse diğerinden daha makbul değil. Sadece makbul olan, Allah’a daha çok itaat eden, daha doğru olan, insanlara iyi muamele eden, güzel ahlaklı olan, bütün işlerinde hak hukuk gözeten daha üstün olandır. Dolayısıyla etnik yapıda birbiriyle bu kadar kaynaşmış, bir biriyle iç içe girmiş bir toprak parçası yeryüzünün hiçbir tarafında yok. Bu memlekette bütün farklılıklar, bütün ayrı düşüncelerle hepimiz bu toprağın birer parçasıyız ve bu toprağın tamamına sahibiz. Bir parçasına değil, hepsine sahibiz. Bu toprakların zenginliği hepimizin ortak zenginliği, acısı, sevinci hepimizin. Kürt kardeşlerimiz dilini, kültürünü, örfünü, adetini nasıl yaşamakta serbestse Arap kardeşlerimiz de öyle. Dolaysıyla geçmişte yaşanan kısıtlamalar, yasaklar hiçbirimizin tasvip etmediği uygulamalar. Ama bunlar şimdi yok. Peki nedir dertleri? Birilerine uşaklık yapmaksa eğer ve bu uşaklığa devam etmekse eğer, biz bunda yokuz. Bu topraklardaki Kürt kardeşlerimiz yeryüzündeki en dindar millet. Marksist, Leninist, dinsiz bir düşüncenin yanında değiliz, yokuz. Bunu hep beraber diyeceğiz ve çocuklarımızı, evlatlarımızı bunlara yedirtmeyeceğiz. Bunda hepimizin uzlaşması ve sesimizin çıkması lazım. Şanlıurfa’da güvenliği gece gündüz sağlayan emniyetimiz, jandarmamız diğer güvenlik birimlerimizle hiçbir taviz vermeyeceğiz. Öbür taraftan da Şanlıurfalı kardeşlerimizi, o güzel insanları bağrımıza basacağız. Devletin onların yanında olduğunu hissettireceğiz. Hiçbir ayrım yapmadan, statülerine bakmadan, fakirinden zenginine, köylüsünden şehirlisine, aşiret liderinden kendi halinde olan insanına kadar hepsi bizim kardeşimiz, hepsi bizim başımızın tacı, gözümüzün nuru. Bunu Allah için, böyle olduğu için söylüyorum. Böyle olduğu için de yoğun mesaimiz içinde zaman buldukça bu değerde gördüğümüz insanlarımızın yanına gidiyor, yanlarında bulunmaya çalışıyoruz. Genel olarak şehri daha ileri bir noktaya taşımaya çalışırken, bu millete hizmetle görevli olan, devleti temsil eden bizler de milletle devlet arasındaki mesafeyi kaldıracak, birbirine daha yakın, daha çok güvenen, daha çok birbirini sevip sayan bir ortamı oluşturmaya devam edeceğiz. İnsanlarımız bunu görecekler. İlçelerde, köylerde, şehirlerde Valilerini, Kaymakamlarını, Emniyet Müdürlerini, Jandarma Komutanlarını, diğer müdürlerini gece gündüz, belirli belirsiz alanlarda yanlarında görecekler. Sözlerinin dinlendiğini, kulak verildiğini, kendilerinin adam yerine konduğunu görecek ve devletlerine güvenecekler. Biz de vatandaşımıza güveneceğiz. Bu karşılıklı güveni oluşturamazsak, vatandaşımız yüzde yüz devletimin doğru yapacağından eminim, devletim bana zulmetmez, bana haksızlık etmez dediği an işin bittiği andır. O zaman kim gelirse gelsin, ne bu devletle ne bu milletle baş edemez. Geçmişte bunlar oldu. Bunların hikâyesini, tarih içindeki akışını yaşayanlar, dinleyenler, canlı şahitleri var. Esas üstünlük, hesaba katılmayan ama hesaba katılması gereken şeyler var.  Bunu Çanakkale’de gördük, Kurtuluş savaşında gördük, Urfa’nın kurtuluşunda gördük, 15 Temmuz’da gördük, Kıbrıs’ta gördük. Bunu Bedir’de, Hendek’te gördük. Tekrar olacak, yine olacak. Eğer biz birlikteliğimizi devam ettirir, birbirimizle çekişmeyi bir tarafa bırakır, aynı amaç etrafında birleşir ve Allah rızasını gözetirsek bu yine olur. İslam ümmetinin, Müslümanların bugün yaşadığının temelinde birbirine olan itimadın ve güvenin sarsılmasıdır” diye konuştu.

Muhtarlarla bulaşma toplantısında yaptığı konuşmasında, Şanlıurfa’ya yapılan kamu yatırımları, 2018 yılı yatırımları, tespit edilen eksiklikler ve yapılması gerekenler konusunda bilgiler veren Vali Erin, eğitim alanında yapılan çalışmalar ve daha çok gencin üniversitelere yerleştirilmesi konularına özellikle dikkat çekti. 

 

banner191
banner217
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
ahmet yaşar 1 ay önce

baba baba maşAllah

banner195

banner142