banner196
banner186

11 yıl oldu...
banner206

 Ünlü Gazelhan Kazancı bedih vefatının 11.yılında anılıyor. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Celalettin Güvenç, Eyyubiye Belediye Başkanı Mehmet Ekinci, Kazancı Bedih'in oğlu Naci oluk,BŞB Genel sekreter yardımcısı Mahmut Kırıkcı, Kültür dairesi Başkanı Ekrem Ayaz, kazancı Bedih'in sanatçı arkadaşları,Gazeteci Reşat Uzun ve Kazancı Bedih'in yakınlarının katılımıyla Kazancı Bedih mezarı başında anıldı. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Celalettin Güvenç, Cuma günü akşam Kazancı Bedih anısına bir gece düzenleneceklerini ifade ederek"Urfa değerli bir sanatçısını kaybetti ancak geride önemli eserler bıraktı Ailesine ve sevenlerine bir kez daha başsağlığı diliyoruz "dedi.

Şanlıurfa’nın Bıçakçılar Mahallesi’nde  4.eşi ve eşi ile birlikte öğle saatlerinde yakınları tarafından ölü bulunan kazancı  Bedih yakınları ve sevenleri tarafından anılıyor. 2004 yılında soba gazından zehirlenen Kazancı Bedih ve eşi Fatma Yoluk’un vefatı Şanlıurfalıları derinden özmüştü.

2 BİN ‘SIRA GECELERİ’ KAYDI VAR

       Sıra Geceleri’nin ünlü ismi Kazancı Bedih, 60 yıllık sanat hayatında yaklaşık 2 bin civarında kayda imza atmıştı. ‘Eşkiya’ filminde de rol alan Kazancı Bedih, Eylül ayında sanat hayatını bırakarak, Bakırcılar Çarşısı’ndaki, çaydanlık tamirciliği mesleğine geri dönme kararı almış ve kararını gerçekleştirmişti.

       Son röportajında, sanat hayatında yorulduğunu belirten Kazancı Bedih, “Kazancılık mesleğini özledim. Gençlerin de önünün açılması gerektiğini inanıyorum. 70 yaşından sonra yakaladığım şöhret benim için önemli değil” diye konuşmuştu.

HAYATI

       Kazancı Bedih 01.01.1929 tarihinde Şanlıurfa’nın Siverekli Mahallesi’nde doğdu. Babası Dalyanlardan Culhacı (Dokumacı) Halil, annesi Şatıroğullarından Zemzem’di.

       Müzikle ilgisi küçük yaşlarda başlayan Kazancı Bedih, ailenin tek çocuğu olduğundan babasının ısrarıyla 14 yaşında evlendi.

       Asıl mesleği kazancılıktır; bu nedenle kendisine ‘Kazancı Bedih’ denilmekte idi. Kazancı olarak ilk ustası Hasan Diyar’dı ve uzun zaman bu ustanın yanında çalışmıştı. Daha sonra Aziz ve Kadir Ucar Usta’ların yanında kazancılık yapmıştır.

       1949 yılında askere gitmiş, Bingöl’de, ve Elazığ’da Bando Bölüğü’nde askerliğini tamamlamıştır. Sonra belediyeye girmiş ve 26 yıl çalıştıktan sonra 1986 yılında emekli olmuştur.

       Boş gezmemek ve geçimini sağlamak için son olarak Eski Hal pazarı civarında demlik ve cezve tamiriyle ilgili küçük bir dükkan açmış bu işi yapmaktaydı. Ayrıca bir mevlüt grubuyla birlikte mevlütlere gidip ilahi ve gazel okumaktaydı.

       Şanlıurfa’nın yetiştirmiş olduğu en ünlü gazelhanlardan olup, Fuzuli, Nabi, Nezihe, Furugi, Abdi gibi çeşitli şairlerin gazellerini Şanlıurfa makam geleneğine uygun olarak, davûdî ve etkileyici sesiyle okurdu.

       Bir güfteyi farklı makamlarda icra edebilme meziyetine sahip olan Bedih, ud, tambur ve cümbüş çalmasını da çok iyi bilmekteydi.

       Gazelin yanında çok güzel maya, hoyrat ve türkü de okumakta olan Bedih, eserleri kendine has bir tavırla icra etmekteydi. Çok bilinen bir maya, Kazancı Bedih’in okuyuşuyla değişik bir anlam kazanırdı.

       İbrahim Tatlıses, Selahattin Alpay gibi birçok ünlü sanatçı da dahil olmak üzere, kendisinden sonra yetişen bir çok ses sanatçısı, gazel okurken Kazancı Bedih’i taklit ederek onun tavrında okumaya çalıştılar. Kazancı Bedih, gazelleri çok güzel okuduğundan dolayı kendisine ‘Pir’ denilmekte idi.

      

MÜZİK YAŞANTISI

       Babası, gençlik yıllarında Bedih’i beraberinde Mecbelbahır’a götürdü. Mecbelbahır, Balıklıgöl’den çıkan suyun bir kanalla Hasan Paşa Camii’ne geçtiği yerde ağaların ve yeşilliğin olduğu bir yerdi. Mekanı çay bahçesi olarak çalıştıran kişi müziğe çok meraklıydı ve kurduğu gramofondan, müşterilerine günün en sevilen sanat müziği parçalarını, Hafız Burhan, Müzeyyen Senar, Safiye Ayla gibi ünlü sanatçıları dinletirdi.

       Zaman zaman Mukim Tahir gibi o devrin ünlü sanatçıları dinlenmeye oraya gelir ve okurlardı.

       Kazancı Bedih de babasıyla Mecbelbahır’a gider, gramofondan ünlü sesleri ve ustalarının sohbetlerini dinlerdi.

       Müziğe olan merakı bu şekilde gelişti ve cümbüş çalmaya merak sardı. Hafız Ahmet, Hafız Culha, Hafız Dellek Mahmut ve Şükrü Hafız’ı çeşitli müzik meclislerinde dinledi. Bir kısmı ile müzik meclislerine katıldı.

       Şanlıurfa’da eskiden müzik gruplarına ‘Takım’ denirdi ve bir yere çağrıldığında herkes takımı ile giderdi.

       Kazancı Bedih’in takım arkadaşları Mehmet Çelik, Ali Kanun, Hasan Diyar, Necip Şıbe, Çırçır Mahe, Şıhmüslüm Görgün, Nacar Celal, Mustafa Usta’ydı.

       Sonraları, Tenekeci Mahmut, Aziz Çekirge, Gacı İmam Kayıs, Cuan Mahe ile çeşitli müzik meclislerine katıldı. Bunların dışında Seyfettin Sucu, demir İzzet, Mahmut Coşkunses, İbrahim Tatlıses, Kadir Sema gibi birçok ses sanatçısı ile müzik meclislerinde bulunmuştur.

      

HİÇ PLAK YAPMADI

       Hiç plak yapmadı. Kasnak teybin Şanlıurfa’ya gelişinden sonra bant yapma meraklılarının aranan kişisi oldu ve yüzlerce mahalli banda herhangi bir ücret almadan gazel, maya ve türkü okudu.

       Kazancı Bedih, müzik meclislerinde birçok şairin gazelini kendi tavrına göre çeşitli makamlarda okurdu.

       Sık okuduğu gazeller şöyle sıralanabilir: Nezihe Hanım’dan ‘Gümrahlarını goncayı zibaya değişmem’, ‘Sabret gönül eyyamı yare de kalmaz’, Kuddüs’den, ‘Aldanma gönül devleti ikbale güvenme’, Abdi Efendi’den ‘Hüsnün senin ey dilber nadide kamer mi’, ‘Nice bir nar’ı aşkınla ciğer yansın kebap olsun’, Fuzuli’den ‘Öyle sermestem ki idrak etmezem dünya nedir’, Nabi’den ‘Sakın terk-i edepten kuy-umah-bubu hudadır bu’, Baba Kâni’den ‘Gamı Aşkın-la ahvalim perişan oldu gettikçe’ Ruhi’den ‘Nice bir dağdağa ile berbad olalım’, Muharrem Hoca’dan ‘Karadan ağa dönüp dest-i dilara okuruz’.

      

ZORLUKLA OKUYUP YAZIYORDU

       Okur yazar olmadığı için önceleri gazelleri dinleme yoluyla ezberleyen, ama uzun gazelleri bu şekilde öğrenmek zor olduğu için gece mektebine giden Kazancı Bedih, pek iyi olmasa da okuyabiliyor, meramını anlatabilecek kadar da yazabiliyordu.

       Bazen sanat müziğinden bir şarkıyı kendi üslubunda, değişik bir yorumla uzun hava gibi okurdu. Buna örnek olarak rast makamındaki ‘Kara gözlüm efkarlanma gül gayri’ şarkısı gösterilebilir. Bu şarkıyı başka makamda uzun hava olarak bir çok meclislerde okumuş ve dinleyenlerin beğenisini kazanmıştır.

       Bundan başka ‘Yeşil kurbağalar’, ‘Eminem’, ‘Atıma verdiler sarı samanı’, ‘Neyleyim de Karamanın elini’, ‘Kara göz’ gibi uzun havaları kendi uslubuyla çok güzel şekilde okumaktadır.

       Yüzlerce mahalli kasetin yanında İstanbul’da doldurulan kasetlerde de gazel, maya ve türkü okumuştur.

       Urfa Gecelik isimli kasetler dizisinde okuduğu gazeller, yurt çapında çok beğenilmiştir.

       Bugün gazel okuyan bir çok kişiyi yetiştirmiştir. Birçok kişi de mahalli bantlarını dinleyerek ondan faydalanmıştır. Yetiştirdiği kişilerden biri de oğlu Naci Yoluk’tur. Oğlu da kendisi gibi ud çalıp, gazel okuyarak gazel okuma geleneğini sürdürmektedir. Sesi ve okuma tavrı babasına çok benzemektedir.

       

banner191
banner217
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner195

banner142