Ölüm nedeni halen belirlenemedi!

Ölüm nedeni halen belirlenemedi!
banner206

Turgut Özal, 18 Haziran 1988'de Anavatan Partisinin Ankara Atatürk Spor Salonu'nda düzenlenen 2. Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşma sırasında uğradığı silahlı saldırıda sağ elinden yaralandı. Başka bir liderin apar topar kongre salonunu terk edeceği durumda o tekrar kürsüye çıktı. Sağ eli beyaz bir bezle sarılmış, bezin üzerindeki kanı daha kurumamıştı. Tarihe geçen bu sözleri söyledikten sonra programına devam etti. Suikastçı Kartal Demirağ’ı ise Cumhurbaşkanı olduğu dönemde affedecekti.

İLKOKULDAN BERİ HEP ÇALIŞKANDI

Türkiye’nin sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal, 13 Ekim 1927’de Malatya’da doğdu. Babasının memuriyeti sebebiyle Anadolu’da çeşitli mekteplerde okudu. Bilecik’in Söğüt ilçesinde başladığı ilkokulu dördüncü sınıfta iken babasının tayini nedeniyle Silifke’de bitirdi. Silifke’de girdiği ortaokulu Mardin’de tamamladı. Mardin’de o zamanlar lise olmadığı için ailesi onu Konya Lisesi’ne gönderdi. 1945’te kaydolduğu İstanbul Teknik Üniversitesi’nden 1950’de yüksek mühendis olarak mezun oldu. Üniversite yıllarında Necmettin Erbakan’la ve Abdurrahman Şeref Güzelyazıcı’nın evindeki bir sohbette daha sonraları sıkı bir irtibat içinde olacağı Mehmet Zahit Kotku’nun yakın arkadaşı ve dergâhın postnişini Abdülaziz Bekkine ile tanıştı. Dini konulardaki görüşleri bu yıllarda hayatının geri kalanına tesir edecek şekilde güçlendi.

DEMİREL İLE BERABER ÇALIŞTILAR

Okul hayatını tanımlayacak tek kelime “çalışkan” olabilirdi. Hayatının geri kalan kısmında da bu özelliğini taşıdı. İlk görevine 1950’de Elektrik İşleri Etüt İdaresi’nde başladı. Süleyman Demirel kurumda baraj projelerini çizerken Özal da projelerin elektrikle ilgili hesaplarını yapıyordu. Bu arada Hasan İnan’ın kızı Ayhan Hanım’la evlendi. 1951 yılının ilkbaharında başlayan ve sonbaharında sona eren bu evlilik onda derin iz bıraktı. Altı ay sonra elektrik enerjisi ve mühendislik ekonomisiyle ilgili eğitim görmek üzere bir yıllığına ABD’ye gitti. Bu seyahat de hem şahsi hayatının hem de politik çizgisinin etkileneceği önemli mihenk taşlarından biri oldu.

İkinci evliliğini 31 Mayıs 1953’te Semra Yeyinmen ile yaptı. 1957’de Devlet Su İşleri genel müdürü olan Süleyman Demirel’in danışmanlığını yaptı. Askerliğin ardından Elektrik İşleri Etüt İdaresi’ndeki vazifesine geri döndü ve 1965 yılına kadar bu görevini sürdürdü.

HEP TERCİH EDİLEN İSİM OLDU

Çalışkanlığı, vizyonerliği ve güvenilir şahsiyeti ile bürokrasi içinde en tercih edilen isimlerden biri oldu. 1965’te Süleyman Demirel hükümeti kurulunca başbakanlık müşavirliğine atandı. 1967’de Devlet Planlama Teşkilâtı’nın başına getirildi. Aynı zamanda Ereğli Demir-Çelik Fabrikaları Yönetim Kurulu üyeliği, Para Kredi başkanlığı, Ekonomik Koordinasyon Kurulu başkanlığı, Avrupa Ekonomik Topluluğu ve Bölgesel Kalkınma ve İşbirliği Örgütü kurul başkanlığı da yaptı. 12 Mart 1971 muhtırasının ardından görevden alınınca Dünya Bankası’ndan gelen teklifi kabul ederek Dünya Bankası Başkanı McNamara’nın özel danışmanı oldu.

1975’te Türkiye’ye döndükten sonra özel sektördeydi. Sabancı Holding’in de aralarında bulunduğu çeşitli firmalarda görev aldı. 1977 seçimleri öncesinde Millî Selâmet Partisi’nden İzmir’den milletvekili adayı olduysa da seçilemedi. Süleyman Demirel 12 Kasım 1979’da bir azınlık hükümeti kurunca hükümetin planlama ve başbakanlık müsteşarlıklarına getirildi.

SANDALYESİZ BAKAN ÖZAL

Memleket için hayırlı işler yapmasına darbe bile mani olmadı. 12 Eylül 1980 sonrası Kenan Evren, 24 Ocak kararları için kendisiyle çalışmak istedi. 24 Ocak 1980 tarihinde yayımlanan Türkiye’nin en köklü ekonomik reformuyla ilgili kararların alınmasında onun da imzası vardı. Özal, o dönemde gösterdiği etkinlik nedeniyle "sandalyesiz bakan" sıfatını aldı.

TÜRK SİYASETİNE DAMGA VURAN YILLAR

Halk oyuna sunulan yeni anayasa 8 Kasım 1982’de kabul edilip parti kurma çalışmaları başlayınca 20 Mayıs 1983’te Anavatan Partisi’ni oluşturdu. Yıllardır verdiği emek, halkta hızlıca karşılık buldu. 6 Kasım 1983’te yapılan genel seçimlerde tek başına iktidar olacak çoğunluğu elde etti. Başbakan olarak Türkiye’nin 1980’li yıllarına damgasını vuracağı yeni bir dönemi başlattı. 1987’deki erken genel seçimlerde tek başına hükümeti kuracak çoğunluğu sağladı. 31 Ekim 1989’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde cumhurbaşkanı seçildi. 17 Nisan 1993’te kalp krizi geçirerek öldü. Böylece 1983 yılında başlayan, Türkiye’nin ekonomik, siyasal ve toplumsal alanlarında birçok yeniliğin yapıldığı bir dönem sona ermiş oldu.

BİR ÜLKENİN KADERİNİ DEĞİŞTİRDİ

Vefatından sonra arkasında 60 yıllık bir ülkenin kaderini değiştirecek ekonomik ve sosyal dönüşümün mimarlığını yapmış bir miras bıraktı. Seçim dönemlerinde ülkenin ekonomik sorunlarını çözecek projelerle halka seslenen Özal, hedef kitle olarak ‘Orta direk’i seçmişti. Orta direk kısa sürede renkli televizyonla, özel kanallarla, çikita muzla, ithal kıyafetlerle, son model arabalarla tanışma fırsatı buldu. Türkiye’de belki de en büyük sosyal değişimin yaşandığı 90’ların temelini Özal atmıştı.

İLK KEZ HALKTAN BİR SİYASETÇİ

Sakin ve vakur görüntüsüne rağmen kafasına koyduğunu yapan, bürokrasi karşısında tez canlılık gösteren bir yapısı vardı. Bürokratik işlemlerin uzamamasını ister, sürekli yenilik peşinde koşardı, yeni teknolojiye karşı özel bir merakı vardı. Siyasî hayatında ve davranışlarında liberal düşünce tarzı onun en önemli özelliğiydi. O zamana kadar Türkiye’de alışılmamış bir siyasetçi profili çizmişti. Konuşmaları, mimikleri, davranışları ve insanlara yaklaşım tarzı ile sade bir insan görüntüsü ortaya koymuş, halka yakın davranışlarıyla geniş kitlelerin sempatisini kazanmıştı. Bu durumuyla halkın gözünde her gün karşılaşılan bir insan profili çizmekteydi. Siyaset sahnesinin Fildişi Kulelerden halka seslenen asık suratlı, üstten bakan devlet adamı profilini yıkarak sevimli ve sempatik görüntüsüyle milyonların sevgisini kazanmıştı.

ÖZAL’IN ORTA ASYA HAYALİ

Tabi ki sempatiklik onun seçilmesine tek etken olamazdı. Hayata geçirdiği projeler, Türk halkına vizyon liderliği yapması, bir Başbakan olmanın yanı sıra örnek alınacak bir rol model olması onun halen özlemle anılmasına birer vesile olacaktı.

Özal, bir taraftan Osmanlı devlet geleneğinin modern Türkiye politikasına güncelleştirilerek uyarlanması ve yeni bir ivme kazandırılması, diğer taraftan özellikle dış politikada Türkiye’nin jeopolitik, jeokültürel, güvenlik ve tarihsel hinterlandını oluşturan Osmanlı mirasına sahip çıkabilecek bir stratejinin geliştirilmesi isteğini ortaya koydu. Balkanlar’dan Ortadoğu’ya ve Orta Asya’ya uzanan bölgede Türkiye’nin çıkarlarının korunabilmesi ve Türkiye’nin güvenliğinin sağlanmasının çok yönlü geliştirilecek aktif bir dış politika ile mümkün olacağına inanmaktaydı. Yabancı liderlerle sık sık görüşür, onların da saygısını kazanarak Türkiye’nin haklarını korumakta başarılı bir politika izlerdi.

Stratejik olarak 1985’te Pakistan, İran ve Türkiye arasında kurulan Ekonomik İşbirliği Teşkilâtı ile jeopolitik açıdan önem taşıyan bir kuşak üzerinde stratejik oyuncu olmuş, Türkiye’nin bölgesel güç olma yolunda önünü açmıştı. Soğuk savaş sonrası bu örgüte Orta Asya’daki Türk cumhuriyetlerinin dahil olmasını sağlayarak Türkiye’nin etki alanını Orta Asya’ya kadar yayma hedefini ortaya koydu.

“SEMRA HANIM BİR KASET KOY DA NEŞELENELİM”

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin su ve toprak kaynaklarının geliştirilmesini amaçlayan "Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP)", 1989'da hazırlanan "Master Plan" ile tarım, sanayi, ulaştırma, eğitim, sağlık, kırsal ve kentsel altyapı yatırımlarını da içine alan bir bölgesel kalkınma projesine dönüştü. Türkiye’nin dört bir yanında en ücra köylere kadar elektrik, su, yol, köprü, baraj çalışmalara imza attı.

Terörle mücadele için gösterdiği çaba, Körfez Savaşı sırasında Kuzey Irak üzerinde etkinlik için verdiği mücadele, yurt dışı ziyaretlerine yanında götürdüğü Türk iş adamları, insan hakları-fikir özgürlüğü-demokratikleşme alanlarında attığı adımlar, spor kıyafetler ile yaptığı ağırlamalar, şort-tişört ile halkın arasına karışması, kendi aracını kullanırken eşine dönerek “Semra Hanım hadi bir kaset koy da şöyle bir neşelenelim” dediği görüntüler bugün için çok sıradan olsa da 80’ler Türkiyesinde çığır açan davranışlardı.

KALP KRİZİ Mİ ZEHİRLENME Mİ?

Özal, Türki Cumhuriyetleri bir araya toplamak hayali için çok emek vermişti. Bu amaçla 1993 yılında yaptığı 5 ülkeyi kapsayan 12 günlük Türkistan gezisinden döndükten sonra 17 Nisan 1993 günü evinde rahatsızlanarak vefat etti. Ölüm sebebi kalp krizi olarak açıklandı. Ancak daha önce de suikasta uğraması, özellikle de Orta Asya üzerine kurduğu ve Türkiye’yi bölgesel bir süper güç haline getirecek planları nedeniyle zehirlenerek öldürüldüğü fikri halkta kabul gördü. 2012’de mezarı açıldı ve otopsi yapıldı ama ölüm sebebi netleştirilmedi.

Vefatı ile Türkiye’de 3 günlük yas ilan edildi. "Öldükten sonra beni İstanbul’a defnedin, kıyamete kadar Fatih Sultan Mehmet’in manevi ruhaniyeti altında bulunmak istiyorum” vasiyetine uygun olarak kendisi tarafından yaptırılan eski Başbakan Adnan Menderes’in anıtmezarına yakın bir noktada Vatan Caddesi üzerinde onun için hazırlanan anıt mezara defnedildi. Yüzbinlerce kişinin katıldığı cenazesi televizyonlardan canlı olarak yayınlandı. kaynak: haber7.com

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner195

banner142