Şanlıurfa’da Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçiler Sendikası (SES) ve Tabip Odası, sağlık personellerine yönelik şiddet olaylarına tepki gösterdi. SES Şanlıurfa Şube Başkanı Salih Karataş, Şanlıurfa ve başka illerdeki sağlık personellerine uygulanan şiddete dikkat çekerek, “Artık yeter çalışırken şiddete uğramak ve ölmek istemiyoruz” dedi.

Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Mustafa Arslan’ın şiddete maruz kalması, sağlık çalışanlarının tepkisine neden oldu. Şanlıurfa Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçiler Sendikası (SES) ile Şanlıurfa Tabip Odası üyeleri, Eyyübiye’deki Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde bir araya gelerek, sağlıkta yaşanan şiddet olaylarına basın açıklaması ile tepki gösterdi. ‘Yaşamak ve yaşatmak istiyoruz’ ve ‘Artık yeter! Sağlıkta şiddete hayır’ yazılı pankart açan grup adına açıklamada bulunan  SES Şanlıurfa Şube Başkanı Salih Karataş, “Gün geçmiyor ki ülkemizde sağlık emekçilerini ve sağlık ortamında çalışan emekçileri hedef alan sağlıkta şiddet haberi duyulmasın!” diyerek, Şanlıurfa’daki şiddet olayına böyle değindi:

“Pazar günü akşam saatlerinde bu hastanenin Çocuk Acil Servisi’nde görev yapan hemşire arkadaşımız Mustafa Arslan, hasta çocuğa serum takmak için damar yolu açtı. Bu sırada çocuğun ağlaması üzerine hasta yakınının hakaretlerine ve fiziki saldırısına maruz kaldı. Kendisini tehdit de eden hasta yakınından şikayetci olmak için polis merkezine giden hemşire arkadaşımız, şikayetinin ardından hastaneye dönerken, kendisini takip eden hasta yakınları tarafından otomobili durdurularak araçtan indirildi ve burada da dört kişilik grubun tekme tokat saldırısına uğradı. Bu sırada saldırganlar, Arslan’ın aracına da sopayla hasar vererek kaçtı. Bacağından ve kolundan yaralanan arkadaşımız hastanede tedaviye alındı.”

KARATAŞ: SAĞLIKTA ŞİDDETİN SORUMLUSU SİSTEMDİR

Diğer illerdeki sağlık personellerine yönelik uygulanan şiddet olaylarını da dile getiren SES Başkanı Karataş, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Hekimler ve tüm sağlık emekçileri önlüklerinin beyazına sahip çıkma, özlük hakları, iş, aş sorunları dışında, hastalarına hizmet verirken sağlıkta şiddet sorunuyla da mücadele etmek zorunda kalmaktadırlar. Sağlıkta şiddetin sorumlusu sistemdir! Sağlık sisteminde yaşanan neo-liberal piyasacı dönüşümle beraber toplumcu sağlık sistemi terkedilmiş, öznel bir sağlık sistemi teşvik edilmiş, yurttaşlar ve hastalar tüketici veya başka bir deyişle ‘’müşteri’’, sağlık hizmeti sunan tesisler özel olsun, kamuya ait olsun birer fabrika, hekimler dâhil tüm sağlık emekçileri de bu fabrikaların işçileri haline dönüştürülmüştür. İktidarın popülist ve kışkırtılmış sağlık politikalarıyla bu sağlık fabrikaları yurttaşların istedikleri sağlık hizmetini istedikleri şekilde tüketebilecekleri işletmeler haline dönüştürülmüştür. İyi hekimlik ve sağlık hizmeti artık neredeyse tamamen bir nostaljidir ve hatta meslek etik ilkelerine göre hizmet vermeye çalışmak adeta şiddete davetiye çıkaran bir hal almıştır.

Neredeyse iki yılını tamamlayan, tüm dünyayı olduğu gibi ülkemizi de kasıp kavuran Kovid-19 pandemisi döneminde tüm uyarılarımıza rağmen salgın yönetimindeki yanlış politikalarında maalesef katkısıyla sağlık emekçilerinin iş yükü katlanarak artıp tükenme noktasına, sağlık hizmetleri çökme noktasına gelmiş, 530 sağlık emekçisi Kovid-19 hastalığı nedeniyle yaşamını kaybetmiştir. Kötü pandemi yönetiminden kaynaklı yurttaşların sağlık hizmetine erişiminde de çok ciddi sıkıntılar yaşanmıştır. Beraberinde özellikle son bir yıldır giderek ağırlığı artan ekonomik krizden kaynaklı enflasyon ve hayat pahalılığından hekimler ve sağlık emekçileri tüm ücretli çalışan emekçiler gibi doğrudan etkilenmiş ve geçim derdinin zorlaştığı bir döneme girilmiştir. Genelde toplumda şiddet artmış, özelde de sağlık sisteminde yaşanan çarpıklıklar sağlıkta şiddetin daha da katlanarak artması sonucunu doğurmuştur.Sağlıkta şiddete, sadece mevcut cezalarla çözüm bulabilmek imkânsızdır!

2020 yılı nisan ayında Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda yapılan düzenlemeler ile sağlıkta şiddet suçlarının cezaları ağırlaştırılmış olmasına rağmen maalesef sağlık emekçilerini hedef alan saldırıların faillerinin etkin soruşturulmadığına, cezaların caydırıcı olmaktan uzak şekilde verildiğine şahit olmaktayız. Bu da sağlıkta yaşanan şiddetin bir nevi cezasız kalmasına ve sağlıkta şiddeti neredeyse teşvik eden sonuçlara yol açmaktadır.

BİRLİK ÇAĞRISI

Sağlıkta şiddetin; sağlık emekçilerinin köleleştirilmesi için kendilerine uygulanan bir araç olduğu bilinmelidir. Kamusal yapıda uzun süredir devam eden ve son dönemde şehir hastaneleri adı altında kamu-özel ortaklığı biçiminde uygulanmaya başlanan özelleştirmelerin ve hastalara “müşteri” sıfatını yerleştirme çalışmalarının, sağlık emekçilerinin güvenli çalışma ortamlarının olmamasının, bulunduğumuz ekonomik ve siyasi ortamın, ülkemizde, iktidarlar düzeyinde dahi normalleştirilen şiddet ve nefret söylemlerinin, ülkede adalete duyulan güvensizliğin etkilerini de görerek, bütünlüklü bir mücadele gerektirdiğini biliyor ve Uyarıyoruz!

Ülkeyi yönetenlerin sağlıkta şiddeti görmezden gelen, kışkırtan söylem ve politikalardan vazgeçmeye; etkin bir sağlıkta şiddet politikası için Tabip Odaları ve Sağlık Emek örgütleriyle birlikte hareket etmeye; onların talep ve önerilerini dinlemeye çağırıyoruz.”

Basın açıklaması, sağlık çalışanlarının oturma eylemi ile sona erdi.