Şanlıurfa’da yaşanan son olaylar artık bize şunu açıkça söylüyor: Afet dediğimiz şey sadece depremden ibaret değil.
Bu yıl başında yağan karın ardından bazı yapıların çökmesi, hemen sonrasında Birecik ilçesinde etkili olan fırtına ve hortum; kentte neredeyse sağlam kalan çatı, cam balkon ya da güneş enerjisi sistemi bırakmadı. Bu tabloyu görmezden gelmek, sadece bugünü değil yarını da riske atmaktır.
Türkiye uzun yıllardır deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmeye çalışıyor. Ancak artık yeni bir gerçeklik daha var: İklim değişikliği. Bu değişim, alışık olmadığımız hava olaylarını sıradan hale getiriyor. Kar yağışı, dolu, hortum, ani fırtınalar… Eskiden nadir görülen bu olaylar artık kapımızı daha sık çalıyor.
Peki biz ne yapıyoruz?
Hâlâ konut üretimini büyük ölçüde deprem odaklı düşünüyoruz. Oysa yeni dönemin şehircilik anlayışı çok daha geniş bir perspektif gerektiriyor. Artık sadece “deprem dayanıklı” değil; aynı zamanda rüzgâra, fırtınaya, aşırı yağışa ve hatta sıcaklık ekstremine dayanıklı yapılar inşa etmek zorundayız.
Bugün Şanlıurfa’da yaşanan hasarlara baktığımızda sorun sadece doğa değil.
Zayıf çatı sistemleri, standart dışı malzeme kullanımı, denetimsizlik ve plansız yapılaşma bu yıkımın en önemli nedenleri arasında. Birçok yapının çatısı uçuyorsa, cam balkonlar paramparça oluyorsa, güneş enerji sistemleri yerinden kopuyorsa burada ciddi bir mühendislik ve denetim sorunu var demektir.
Yerel yönetimler, ilgili kurumlar ve müteahhitler artık yeni bir sorumlulukla karşı karşıya.
Afetlere dayanıklı şehirler kurmak, sadece bina yapmakla değil; doğru standartları uygulamakla mümkündür. Çatı sistemlerinden cephe kaplamalarına, enerji ekipmanlarından balkon uygulamalarına kadar her detay yeniden ele alınmalıdır.
Unutulmamalıdır ki afetler engellenemez, ancak zararları büyük ölçüde azaltılabilir.
Bunun yolu da bilimsel verilerle hareket etmekten ve geleceği bugünden planlamaktan geçiyor.
Şanlıurfa için artık yeni bir eşikteyiz.
Ya eski alışkanlıklarla devam edip her afetten sonra yaraları sarmaya çalışacağız,
ya da değişen dünyaya ayak uydurup daha güvenli, daha dirençli şehirler inşa edeceğiz.
Tercih bizim.