İnsanlık tarihinin kalbi, medeniyetin ana vatanı olan Ortadoğu, asırlardır farklı dillerin, ırkların ve kimliklerin aynı secdeye baş koyduğu mukaddes bir coğrafyadır. Türkmenler, Araplar ve Kürtler; bu toprakların sadece komşuları değil, kaderi ve kederi yüzyıllar öncesinden birleşmiş öz kardeşleridir. Bugün Türkiye’nin "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesiyle tahkim ettiği barış vizyonu, Irak’tan Suriye’ye kadar uzanan gönül coğrafyamızın hukukunu ve onurunu koruma iradesidir.
Kerkük’te yeni bir Türkmen valinin göreve gelmesi, bu kadim şehrin ruhuna, örfüne ve halkın asırlık sancılarına vakıf bir iradenin tecellisidir. İnanıyoruz ki bu yönetim; Kerkük’ün o çok sesli ve renkli yapısını bir ayrışma sebebi değil, bir zenginlik olarak kabul edecek ve tüm kardeş halklarla omuz omuza vererek Irak’ın birliğine en güçlü katkıyı sunacaktır. Aynı şekilde Suriye Türkmenlerinin de yaşadıkları toprakların asli unsuru olarak, ülke halklarıyla birlik ve beraberlik içinde, emperyalist odakların bölgeyi kaosa sürükleme hedeflerine karşı dimdik durmaları en büyük temennimizdir.
Bu büyük birliğin önündeki en büyük engel, hiç kuşkusuz bölgeyi kana bulayan terör ve toplumun sinir uçlarıyla oynayan öfke nöbetleridir. Terörsüz bir Türkiye, hem kendi sınırları için, hemde tüm Ortadoğu için bir huzur adası ve umut ışığıdır. Terörün gölgesinden kurtulmuş bir vatan, kardeşliğin yeniden yeşerdiği, enerjinin yıkıma değil inşaya harcandığı bir geleceğin teminatıdır. Ancak bu huzuru kalıcı kılmak için toplumumuzu içten içe yaralayan, sosyal dokumuzu zedeleyen öfke dolu taşkınlıklara ve nefret diline de son vermeliyiz. Sokaklarda veya zihinlerde yükselen her öfke dalgası, bizi bin yıllık kardeşliğimizden bir parça koparmaktadır.
Bizler, gerçek temiz nesillere bu diyarları barış içinde emanet etmekle mükellefiz. Gençlerimize bırakacağımız en büyük miras; nefreti değil sevgiyi, öfkeyi değil selamı büyüten bir kültürel iklimdir. Toplumu bir arada tutan en önemli dinamik, şüphesiz ki İslam’ın birleştirici ruhudur. Rabbimiz bir, kitabımız bir, inancımız birdir. Kur’an-ı Kerim’de, "Müminler ancak kardeştirler; öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin" (Hucurât, 10) buyurularak, inanç bağının her türlü etnik kökenin üzerinde olduğu açıkça beyan edilmiştir.
Tarihimiz bu birliğin sarsılmaz örnekleriyle doludur. Selahaddin Eyyubi’nin sancağı altında Türk, Kürt ve Arabın omuz omuza vererek Kudüs’ü müdafaa etmesi; Osmanlı’nın asırlarca "Millet Sistemi" ile farklı dilleri ve dinleri adaletle yönetmesi, bugünkü barış arayışımız için en sağlam referanslardır. Bizler, acıyı da tatlıyı da aynı sofrada paylaşmış bir ümmetin evlatlarıyız.
Komşularımızın huzuru, Türkiye’nin huzurudur. Ortadoğu’yu etnik ve mezhepsel kimlikler üzerinden parçalamak isteyen emperyalist güçlere karşı en büyük siperimiz; asırlardır ekmeğimizi bölüştüğümüz bu kardeşlik hukukudur. Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin hem yurt içinde terörü tasfiye etme kararlılığı hem de dünya barışına sunduğu samimi katkılar, bu kutlu yürüyüşün nişanesidir. Yeni görevine başlayan Kerkük valimizi tebrik ediyor; bu birliğin Irak, Suriye ve tüm mazlum coğrafyaların onurlu ve huzurlu bir geleceğe uyanmasına vesile olmasını diliyoruz. Emanetimiz ağır, sorumluluğumuz büyük, ancak kardeşliğimiz her türlü engeli aşacak kadar güçlüdür.
Sınır Ötesi Kardeşlik
Dr. İbrahim Özcan
Yorumlar