Öğretmenlik, insanlığın var oluşundan bu yana süregelen kutsal ve kadim bir görevdir. Bir bebeğin eğitimi, henüz anne rahmine düşmesinden itibaren annesi tarafından başlatılır. Çocuk belirli bir yaşa ulaştığında ise öğrenim hayatını; devletin koordinasyonu altında, bir eğitim hakkı olarak hiçbir ücrete tabi olmadan sürdürür.
Evdeki ilk öğretmenlerimiz olan ebeveynlerimizden sonra, okuldaki öğretmenlerimize de büyük görev ve sorumluluklar yüklenmektedir. Mesleki görevlerini büyük bir aşk ve gayretle yerine getiren öğretmenlerimizin bu özverili davranışı karşısında, ne yazık ki toplum içinde yeterli saygınlık her zaman sağlanamamaktadır. Oysa bir öğretmen, öğretimin yanında vicdani duyguları ve merhameti ile çocukların eğitimini de üstlenir. Eskiyle kıyaslandığında, şimdiki zamanda öğretmenlere gereken saygının yeterli ölçüde gösterilmediğine üzülerek tanık oluyoruz.
Geçmiş yıllara dönüp baktığımızda, velilerin öğretmen ziyaretlerinde sık sık "Eti senin kemiği benim" deyimini kullandığını duyardık. Şimdilerde ise öğretmenlerin, öğrencilerin yakışıksız yaklaşımları karşısında müşkül duruma düşürüldüğüne dair haberlere tanık olmaktayız. Mustafa Kemal Atatürk'ün "Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır" sözü, öğretmenlere verdiği önemi bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Öğretmenlere uygulanan, gerek psikolojik gerekse fiziksel her türlü şiddeti ve vahşet eğilimini şiddetle kınıyoruz. Kendi evlatlarımızı kendi benliklerinin üzerinde taşıyan öğretmenlerimizin değerini bilmeli ve onları kıracak her türlü davranıştan kaçınmalıyız. Bugün deneyimlemiş olduğum olumsuz bir durum sonucunda; çocuklarımızın hayatını tehlikeye sokacak her türlü tehdide karşı sınıf öğretmenimizin de bizimle aynı kaygı ve endişeyi taşıdığına şahit oldum. Böylesi emektar öğretmenlerimizin varlığını kutsal bilmeli ve bilinçli veliler olarak çocuklarımıza bunu önemle anlatmalıyız.
Çocukların menfaatini kendi menfaatinin üzerinde tutan tüm emektar öğretmenlerimize teşekkürü borç biliriz. Saygı gören öğretmen, sevgisini öğrencisine daha şevkle yansıtır. Öğretmenlerin, eğitimin önünde bir engel değil, aksine her türlü eğitim ve öğretimle çocukları donanımlı hale getirmeye çalışan birer rehber olduklarını unutmamalıyız.
Unutmayalım ki; bir öğretmeni kaybedersek yüz çocuğu kaybederiz, yüz çocuğu kaybedersek bir toplumu kaybederiz.