Türk Ordusu bu ülkenin ve milletin namusudur. Bayrağın, ezanın, milletin ve vatanın ordusudur!

Ordumuz milletimizin ve devletimizin göz bebeğidir, güvencesidir, varlığıdır.

O, sadece bir askeri güç değil, merhametin temsilcisi, adaletin kılıcı, mazlumun umudu, zalimin korkusu, vatanın namusudur.

O, mazlum diyarlarda BEKLENENDİR. Sadece Türkiye’yi değil, tüm

insanlığın vicdanını da savunan, yüzyıllardır İslam'ın altın kılıçtarlığını yapmış, dünyaya adalet dağıtan şeref abidesidir. Peygamber ocağıdır. Kutsalımızdır.

TÜRK ORDUSU; dünyanın ilk düzenli ordusu olarak kurulduğu M.Ö. 209’dan günümüze kadar şan ve şerefle, dosta güven vermiş, düşmana, zalime ise korku salmıştır.

Son yüzyılda Kurtuluş savaşını ve mücadelesini milletiyle birlikte başaran, Kore‘de Kıbrıs’ta, terörle mücadelede, Fırat Kalkanında, Zeytin Dalında, Barış Pınarında destanlar yazan, Doğu Akdeniz’de Libya’da, Azerbaycan’da pençesini göstermesinin bile sonuçlarına gururla şahit olduğumuz şanlı ordumuz

bugün de, modern silahları, millî savunma sanayii ürünleri, inanç ve tecrübeleriyle bölgesel istikrarın ve ülke güvenliğinin teminatı olmaya devam etmektedir.

Türkiye’nin ilk insansız savaş uçağı Bayraktar KIZILELMA'yla, insansız hava araçlarının (S/İHA) muharebe kapasitesini güçlendirmesiyle, yüksek teknolojiye dayalı modern harp doktrinine geçiş tekemmülüyle, modern silahları ve kısa, orta, uzun menzilli füzelerle entegre “Çelik Kubbe” savunma sistemleriyle, hareket kabiliyeti ve zırh korumasıyla, uzaya uzanan gayretleriyle

yüksek teknoloji merkezli bir modern orduya dönüşüyor.

Türk ordusu S/İHA’larıyla savaş anlayışını değiştirip, yeni bir savaş konsepti5 geliştirerek, sadece günümüz muharebe sahasına değil, gelecekteki tehditlere karşı da hızla hazırlanıyor.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak çok güçlü, akıllı ve gerçekçi olmak zorundayız.

Kimi arsız, hadsiz, kukla ve namussuzlar ordumuza rezilce, onursuzca, utanmadan sıkılmadan iftirayla “kanla beslenen işgalciler ve tecavüzcü”, "ordu satıldı" diye saldırsa da milletimiz kanla besleneni, namussuzu, alınanı ve satılık olanı çok iyi bilir.

ABD'nin en son Venezuela operasyonu, hukukun, uluslararası kuralların, teamüllerin yok sayılması ve güçlü olanın güç ve orman kanunlarının güçsüzler üzerinde hakim olmasının en son bariz ve vahşi örneğidir.

Günümüz dünyasında gücünüz yoksa sivrisinek gibi ezilirsiniz. Güçlü olanın her istediğini yapabildiği, zayıf olanın ezildiği bir dünyada hiç kimsenin güvende olması mümkün değildir.

Böyle bir dünyada onurlu yaşamanın şartı; kendi gücünü, caydırıcılığını ve bağımsızlığını inşa etmektir.

Bu yıkıcı kaostan korunmanın yolu; milli birlik ve beraberlik içinde güçlü olmaktır.

Türkiye bunun farkına varmış, güçlü olmanın gereklerini yerine getirme gayreti içine girmiştir. Türkiye, savunma sanayimizin yerli ve milli, tam bağımsız, caydırıcı olması ve iç cephede birlik ve beraberliğimizin en büyük gücümüz olduğunun bilinciyle çalışmaktadır.

Şunu kimse aklından çıkarmasın; ordumuz herhangi bir görüş, zümre, topluluk, kişi ya da partinin değil, bağrından çıktığı milletinin emrindedir.

Allah, milletimizi güçlü, ordumuzu her daim muzaffer kılsın.