Toplumun temel taşlarını oluşturan varoluşun başında insan gelir. İnsanın öz çekirdeği ise çocuktur. Çocukların çoğalıp türediği topluluklar, gelişim ve büyüme gösterir. Bir toprağı verimli hâle getiren tohumdur. Bitki çeşidi bakımından zengin bir toprak üzerine zamanla yeni tohumlar ekilmediğinde, var olan bitkilerin tahrip olup yok olduğuna hayatımızın birçok alanında tanıklık ettik. Bugün bu örnekte belirtmiş bulunduğum tohum; bizim neslimizin temel taşı olan çocuktur. Çocukların var olup sağlıklı gelişim gösterdiği topluluklar, yarının dinamik nüfusunu oluşturarak temel yapı taşlarını sağlam inşa ederler. Çocuklar, bir topluluğun temelinin sağlamlaşmasında büyük rol oynarlar.

Günümüz şartlarında çocukların sağlıklı gelişimi bir yana, en temel hakları olan yaşam hakları bile ellerinden alınmaktadır. Toplu bir insan kıyımı olan savaşlar ve birçok olay döngüsünde, hedef tahtasında hep çocuklar bulunmaktadır. Bir nesli çürütmenin en etkin yolu, o neslin çocuklarını yok etmekten geçer. Birtakım cani insanların, çocukları kötü emellerine alet ederek hunharca ve nefessiz bir şekilde yok ettiklerini duymaktayız.

İnsanların suç makinesine dönüştüğü bu çağlarda, insanlar tanıklık ettikleri çocuk katliamı gibi vakalarda kendi yaşam standartlarının zarar görmesi korkusuyla yönlerini çevirip görmezlikten gelmektedir. Yönümüzü çevirdiğimiz, görmezden geldiğimiz o katliamlar son bulmamakta; aksine kendi çocuklarımızın geleceğinin en büyük tehlikesini oluşturmaktadır.

Bizim, bilinçli bireyler olarak kendi çocuklarımıza sahip çıkmamız ve bunun yanında elimizin yetiştiği bütün çocukları kendi çocuklarımız gibi benimseyip kollamamız gerekmektedir. Bize düşen görev; çocukların söz konusu olduğu her konu ve olayı sıradanlaştırıp unutmaya yüz tutmasına müsaade etmeden, cellatlardan korkmadan üstüne yürümek olacaktır.

Çocukların zarar gördüğü hiçbir davranışın masumane bir açıklaması olamaz. Bir çocuk ağlıyorsa ya da kanıyorsa, bu gözyaşı ve kan hepimizindir. Çocukların yok edildiği durumlarda hiçbir gerekçe veya taksir masum olamaz. Aksine, ben bu tür taksirlerin bilinçli taksir olduğu kanaatindeyim. O yüzden bir yerde bir çocuk zarar görüyorsa, gelecek zarar görüyor demektir. Bir çocuk bir yerde ölüyorsa, yarın yok oluyor demektir.

Biz geleceğimize, yarınımıza ve çocuklarımıza sahip çıkan bireyler olmalıyız. "Benim çocuğum" düşüncesini silip "bizim çocuğumuz" farkındalığına varmalıyız. Bu farkındalığı benimsediğimiz zaman, geleceğimizin güneşli günler altında yarınlarda bize papatyalar armağan ettiğine tanık olacağız.

Saygı ve sevgilerimle...