450 BİNİNCİ KONUT, 450 BİNİNCİ GÖRMEZDEN GELİŞ.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Murat Kurum, yarın Hatay’da 450 bininci deprem konutunun teslim törenine Sayın Cumhurbaşkanı’nın katılacağını açıkladı. Elbette bu, depremzedeler adına sevindirici bir gelişmedir. Devletin gücünü, yaraları sarma iradesini göstermesi önemlidir.
Ancak aynı hassasiyetin, aynı devlet ciddiyetinin Şanlıurfa söz konusu olduğunda neden buharlaştığını sormak da bu ülkenin vatandaşları olarak bizim hakkımızdır.
6 Şubat depreminin ardından Şanlıurfa’da da adeta “450 bininci” örnek çoğaldı ama ne yazık ki bunlar deprem konutları değil.
Gecekonduya gecekondu eklendi,
tarım arazilerine villa kondular yapıldı,
mera alanlarına bağ evleri serpiştirildi,
hazine arazileri talan edildi. Şehir 1+1 “kondularla” parsellendi.
Ve bütün bunlar olurken;
ne görkemli yıkım törenleri yapıldı,
ne “bu böyle gitmez” diyen bir devlet refleksi gösterildi.
ne de caydırıcı bir irade ortaya kondu. Vali Hasan Şıldak mücadele ediyor, konuşuyor, dillendiriyor, her fırsatta tepkisini dile getiriyor. Vali Sn Şıldak'ın yanında durulmalıdır.
Türkiye’de gecekonduya, tarım arazilerinde villa kondulara, mera ve hazine yağmasına bu denli müsamaha gösterilen başka bir şehir var mı, doğrusu merak ediyorum. Varsa da ben bilmiyorum. Bu nedenle 2025 yılı “Çevreyi En Hızlı Tüketme ve Görmezden Gelme” ödülü, hakkaniyetle Şanlıurfa’ya verilmelidir. Üstelik bu ödül, tüm kurumların el birliğiyle kazandığı bir başarı olarak tarihe geçmelidir.
Sayın Kurum,
Şanlıurfalılar sizi sever. Bu şehirde size karşı bir gönül bağının olduğunu kimse inkâr edemez. Ancak hayli zaman oldu Şanlıurfa’ya gelmeyişiniz. Oysa Şanlıurfa da deprem illeri arasında yer alıyor. Kâğıt üzerinde değil, sahada, yaşamın tam ortasında bu gerçeği hissetmek mümkün.
Dünyanın en eski şehirlerinden biri olan, insanlık tarihinin ve tarımın beşiği sayılan Şanlıurfa, göz göre göre elden gidiyor. Beton, toprağı; rant, aklı; sessizlik ise hukuku boğuyor.
Bir önerimiz var:
Sayın Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile birlikte birkaç saatliğine havaalanından Harran’a kadar helikopter ile Urfa’nın etrafından bir tur atın. Lüks araç konvoylarıyla değil; tarım arazilerinin içine kadar girerek, meraların ortasında durarak, asırlık fıstık ağaçlarının kan kırmızı toprağın nasıl “villa”ya dönüştüğünü yerinde görerek… O zaman belki mesele, raporlardan ve brifinglerden ibaret olmaktan çıkar, vicdanlara dokunur.
Hatay’da anahtar teslim törenleri yapılıyor.
Urfa’da ise anahtar teslim edilen şey; toprağın kaderi, tarımın geleceği ve bu şehrin yarınıdır.
Ve ne yazık ki, törensiz…