Şanlıurfa Olay’da başlayan ve kent gündemini sarsan turizm tartışması, bir köşe yazısından öteye geçerek, kadim şehrimizin manevi derinliğini ve hizmet kalitesini sorgulayan bir vicdan muhasebesine dönüştü. Okuyucularımızın bu tartışmayı, şehrin manevi köklerine bağlama arzusu, bize bir kez daha Urfa'nın sadece taş ve topraktan ibaret olmadığını, aynı zamanda bir ruh taşıdığını hatırlatıyor.
Rivayetlere göre “Hz. Adem (a.s)’ın çiftçilik yaptığı, Hz.Nuh (a.s.)’ın gemisinin karaya vurduğu dağın (Cudi) bu bölgede olması, Hz.İbrahim (a.s.)’in doğduğu ve ateşe atıldığı yeri işaret eden makamların varlığı, Hz.Lût (a.s), Hz.İshak (as), Hz.Ya’kup (a.s), Hz.Yusuf (a.s), Hz.Eyyub (a.s), Hz.Elyesa (a.s.), Hz.Şu’ayb (a.s), Hz.Musa (a.s.) ve Hz.İsa (a.s)’nın bu bölgelerde yaşaması ve Şanlıurfa ile olan bağları, yöredeki ilgili makamları, bu tarihi şehrin “Peygamberler Şehri” adıyla anılmasını sağlamıştır. ”bkz. Kültür ve Turizm Bakanlığı: https://korumakurullari.ktb.gov.tr › sanliurfa) erişim:17.12.2025
Peygamberler Şehri'nin Sorumluluğu:Şanlıurfa, modern dünyanın "Göbeklitepe" keşfiyle tanıdığı bir merkez olmaktan çok önce, binlerce yıldır "Peygamberler Şehri" olarak anılan mübarek bir duraktır. Bu unvan, coğrafi bir tanımlama değil, tarihsel bir manevi mirası ve omuzlarımıza yüklenen kutsal bir sorumluluğu ifade eder.
Peygamberler Şehri olmak, sadece geçmişi onurlandırmak anlamına gelmez; aynı zamanda bugünü ve geleceği o maneviyatın ışığında inşa etme taahhüdüdür. Okuyucularımızın vurguladığı gibi, bu kadim topraklarda yapılan her iyilik, her misafirperverlik, her düzgün hizmet, bir nevi Rahmani bir karakterin yansımasıdır. Misafirine en güzelini sunan, tarihini layıkıyla koruyan, hizmette kusur etmeyen her Urfalı, bu manevi mirasa sahip çıkmış olur.
Ancak, ne yazık ki, kentimizin itibarını zedeleyen, turisti hayal kırıklığına uğratan, tarihi ve kültürel varlıklarımızı ihmal eden her türlü tutum ve eksiklik, tarihin karanlık bir yüzü olan Nemrudi gölgeyi anımsatır. Nemrut’un kibirli, baskıcı ve yok sayıcı karakteri, bugün de hizmetteki aksaklık, kurumsal vurdumduymazlık ve ortak sorumluluktan kaçınma şeklinde tezahür edebilir.
Önemli Not: Burada kast edilen Nemrudi karakter, kesinlikle kentimizde yaşayan herhangi bir kişi veya kurumu doğrudan hedef almamaktadır. Tarihsel bir metafor olarak, iyiliğin (Rahmani) ve ihmalin/kibrin (Nemrudi) temsil ettiği iki zıt kutbu, hizmetteki mükemmellik arayışımızı vurgulamak için kullanıyoruz.
Şanlıurfa'nın turizm karnesi, aslında bir manevi hayatın korunması sınavıdır. Zira manevi zenginlik, sadece Balıklıgöl’ün etrafında değil, kentin temizliğinde, trafik düzeninde, esnafın güler yüzünde, otelcinin dürüstlüğünde ve rehberin bilgisinde de gizlidir.
Okuyucularımızın çağrısı çok net: Daha güzel hizmetler sunulmalıdır.
• Daha İleri Seviye Hizmet: Kentin manevi statüsüne yakışan bir misafir ağırlama kültürü tesis edilmelidir. Tarihi dokuyu bozan, turisti rahatsız eden her türlü görüntüden arınılmalıdır.
• Ortak Sorumluluk: Yönetimden esnafa, vatandaştan sivil toplum kuruluşuna kadar herkes, bu Rahmani mirasa sahip çıkmanın bilinciyle hareket etmelidir. Sorunları halının altına süpürmek Nemrudi bir kibrin göstergesi olurken, çözüm için bir araya gelmek Rahmani hikmetin gereğidir.
"Kırık Saat"in sitemi ve "İtibar Sınavı" çağrısı, bu kutsal şehrin daha ileri bir hizmet seviyesine ulaşması için bir uyanış fitilidir.Kırık saati bu mübarek üç aylardan başlayarak hep beraber onarmaya çalışalım. Unutmayalım ki, Urfa’nın gerçek itibarı, sadece kadim tarihiyle değil, aynı zamanda o tarihi geleceğe taşıyan düzgün, samimi ve kaliteli hizmet anlayışıyla ölçülür. Bu şehir, Nemrudi bir gölgenin değil, Rahmani bir hikmetin ışığında parlamayı hak ediyor.